1. yaptıkları müziğin zamana bu denli hükmedeceğinin farkındalar mıydı bilmiyorum? belki roger waters farkındadır ama, syd barret kesinlikle farkında değildir bence. istanbul'un bağcılarında, sadece otomobil egzosu duyan bir caddeye bakan genç, olimpos'da pink floyd dinlemeden yatamayan eleman, melbourne'de memlketinden uzak olmanın verdiği acıyla biraya dayanan kız, keşke sen de burada olsaydın diye en yakın arkadaşına ağlayan endenozya'lı, ve niceleri. hepsi pink floyd'dan bir şeyler buldular.

    ben de kendimce bir şeyler buldum. şarkılarını dinlerken kendimden geçtim. ama en çok hikayelerini okumaktan ve o sırada albümlerini sıra ile dinlemekten zevk aldım. syd barret'ın zekası önünde diz çöken roger waters'ı okurken oha dedim, david gilmour'un roger waters ayrıldıktan sonra high hope gibi bir şaheser yaratmasına saygı duydum ve roger waters'a taptım resmen.

    roll dergisinin istanbul'da ki ilk roger waters konseri için düzenlemiş olduğu bir sayı vardı. konserden sonra. kapağında racır abimiz elini seyirciye uzatmış bağ kuruyor. bence o el tüm dünyayı kapsıyor. bu arada o roll sayısı çok ayrı bir hazinedir. elinde olan varsa saklamaya devam etsin. ben de racır abimiz en son geldiğinde en yakın arkadaşıma bileti doğum günü hediyesi olarak alıp, o dergiyi de biletle vermiştim, al, oku, öyle git konsere diye.

    racır abimiz çok ayrı bir şahsiyet. yaptıkları, denedikleri, şarkı sözleri, şairliği, ve duruşu ile. gezi'de bize yolladığı selamı ara ara açar okurum. ondan bu mesajı alabilmek, evet doğru yoldayız dediğim anlardan biridir. live 8 konserleri için yıllardır görüşmediği david gilmour'a haydi yapalım şu işi demesi takdire şayandır. o kafa çok başka bir şey. dünyanın en nev-i şahsına münhasır adamlarından biri kendisi.

    bir de syd barret var tabi. hastalığı sebebi ile dışarı bile çıkmayan adam, uyuşturucunun kıskıvrak yakaladığı adam, bir dahi, dark side of the moon kaydı yapılırken stüdyoya girip, "ee ne zaman başlıyoruz" dediği anda grup elemanlarının tanımadığı adam, grubun kurucusu, beyni. bir çok floydian gibi ben de hala merak ederim eğer syd hastalanmasa grup ne alemde olurdu, racır abimiz ne yapardı?

    pink floyd, sadece bir müzik grubu değil, bir daha gelmeyecek olan yılların soundtrack'i. her daim yol göstericimiz, el fenerimiz.
  2. prog grupları içinde ticari olarak en çok başarıya ulaşmış gruptur.
    dünya'nın en iyisi falan biraz fazla kaçar. tamam ben de bitiyorum ama müzik öyle derya bir şey ki yeni şeyler dinledikçe fikirleriniz değişiyor.
    bence rock müzik piyasasındaki en şanslı gruptur kendileri.
    çünkü en zor dinlenen şarkılarını yaptıkları zaman bile popülerdi bu abiler.
    bazen merak ederim bu nasıl bir dönemdi de
    (*:atom heart mother), (*:dogs), (*:shine on you crazy diamond), (*:echoes) gibi ağır şarkıları bestelemiş bir grup bu kadar popüler oldu diye.
    ilginç tabi.