• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.25)
pirates of the caribbean; dead men tell no tales - joachim ronning, espen sandberg
kaptan jack sparrow (johnny depp), denizde yıllar boyu yaşadığı tehlikeli maceraların ardından bir kez daha zor duruma düşmüştür. gaddar kaptan salazar (javier bardem), hayaletli gemisiyle birlikte sonunda şeytan üçgeninden kurtulmuş, karşısına çıkan tüm korsanları yok etmeye ant içmiştir. jack sparrow'un tek kurtuluş umudu, sahibine denizlerin mutlak kontrolünü veren poseidon asası'nı bulmaktır. bu zorlu yolculukta ona güzel astronom carina smyth (kaya scodelario) ve dik kafalı denizci henry (brenton thwaites) eşlik edecektir.
  1. benim büyük bir merakla beklediğim filmde, serinin çok uzadığı yönünde bir çok eleştiri gelmiş fakat bu serinin bitmesi gerçekten sinema adına üzücü şeylerden bir tanesi olur.

    Ayrıca serinin en iyi filmi olmayacağını bilsekte bu adamları izlemek bize ayrı bir keyif veriyor.

    altyazılı 1. fragman
    altyazılı 2. fragman
    altyazılı 3. fragman
    dokuz
  2. filmin müziği o kadar güzel ki ve bu güzelliği ortaya çıkaranların yaş ortalaması sadece 17.. tek kelimeyle inanılmaz.

    film müziği
  3. bu filmin bir şansı bir de şanssızlığı vardı. ilk filmin hatta ilk üç filmin çok iyi olması neticesinde her halükarda onlarla kıyaslanıp yetersiz görülme olasılığı şansızlığıydı ama diğer yandan seriye o kadar yakışmayan bir 4. film yapılmıştı ki olayı biraz toparlayabilseler bile seyirci mutlu olacaktı. bu şans iyi kullanılmış işte bana göre. çok az devam filmi ilk film kadar beğenilir hatta çok çok azı ilk filmin de üzerine çıkabilir. tabii maddi konulardan bahsetmiyorum, o ayrı bir mevzuu.

    karayip korsanları' nın ilk filmi dünyaya bir korsan fenomeni sunmuştu. johnn depp, korsanlar hakkındaki stereotipi yıkıp bambaşka bir korsan figürü yaratmıştı. zaten bu performansı ona yıllardır dışlandığı oscar adaylığını da getirdi ki biraz şanslı olsa oscar' ı da alırdı. şansızlığı, karşısında sean penn' in olmasıydı. yılların oscar klişesi olan ''en iyi oyuncu ödülleri komedi filmine gitmez'' detayını da atlamamak gerek tabii. sonuçta oscar' ı alamadı ama akadami tarafından artık kabullenildi ve bu ilk filmi izleyen 4 yıl içinde 2 oscar adaylığı daha aldı kendisi. jack sparrow karakterin yaratılma sürecinde johnny depp olumsuz tepkiler de aldığını söylüyor. karakteri fazla feminen gösterdiğini, bunun sevilmeyeceğini falan duymuş arkadaş çevresinden bile. ne var ki başta kendisi çok sevmiş karakteri. bu yüzden de bildiği gibi oynamaya devam etmiş ki zaten doğaçlama konusundaki yeteneğiyle de bilinen bir aktör. bunun dışında korsan hikayelerini de hep severmiş ve ilk filmin sonundaki o güzel replik, okuduğu bir korsan hikayesinden alıntıymış ve röportajı doğru anımsıyorsam da senaryoda olmayıp depp tarafından eklenen bir detaymış; ''bana o ufku getirin''


    !---- spoiler ----!

    johnny depp o kadar başarılı oldu, yarattığı karakter o kadar sevildi ki devam filmleri jack sparrow' un üzerine inşa edilmeye başlandı. işte sanırım 4. film en çok bu yüzden sevilmedi. çünkü artık hikayeyi falan bir kenara bırakıp jack sparrow üzerinden yürümeye kalktılar. gerçi belki tersi olsa bu kez de ilk filmin ekmeğini yiyorlar hala denirdi. bu filmde ise seyirciye istediği şey veriliyor ve neredeyse 4. film hiç olmamış varsayılıp ilk 3 filmle ciddi bağlantılar yapılıyor. hatta yukarıda yazdığım, depp tarafından bulunan o repliğe benzer bir replik bu filmde de var ki duyunca yüzüme bir tebessüm yerleşti. yine bu filmde ''kaptan, kaptan jack sprarrow'' repliği yok, ancak jack sprarrow' a kaptan dendiğinde jack' in o memnun halini görmek beni de memnun etti. johnn depp' i ayrıca kutlamak gerek bu detay için.

    film jack sparrow' un komik sahneleri üzerinden yürümüyor ama diğer yandan bazı eleştirilerin aksine bence jack sparrow da asla ihmal edilmiyor, sadece ilk filmdeki yerine getiriliyor. bir senaryo var, olaylar, entrikalar var ve jack sparrow da tüm pazarlıkların merkezinde, tıpkı benim arzuladığım gibi. ben tüm bunları çok sevdim. üstelik filme de ciddi bir ön yargı ile gitmiştim ve daha film başlamadan seyirci kitlesini görüp yarısında çıkarım lan bunun düşüncesiyle salona girmiştim. ama o unutulmaz müziği duyduğum anda da o salondan ne olursa olsun çıkamayacağımı anladım. bu arada bu filmde hanz zimmer yok ancak olmadığını anlamıyorsunuz bile. hiç maceraya girilmemiş, duymak istediğimiz şeyler verilmiş. javier bardem ile ilgili eleştiriler okudum ama ciddiye almadım. belki ismin bardem olmasından dolayı daha fazlasını bekleyenler vardı bilemiyorum, ben tatmin oldum.

    gelelim eleştirilere; 3d olayını sevmiyorum diyemem. güzel bir yenilik, sinemada bir çığır ama her film de 3d olmak zorunda değil sanki. abi 3d izlemeseydin o zaman meselesi değil bu. film 3d çekildikten sonra senin nasıl izlediğin çok önem arz etmiyor. çünkü sana o 3d olayını hissetirebilmek uğruna senaryoya illa ki belli başlı şeyler ekleniyor. oysaki karayip korsanları' nı bu kadar popüler yapan, sevilir kılan şeylerden biri gerçekten iyi bir senaryoya sahip olması, fantastik unsurların o senaryo içerisinde bir anlam kazanması. yoksa eminim ki hiç kimse ilk filmi ''harika dövüş sahneleri, harika savaş sahneleri'' vs. diye sevmedi, senaryo yüzünden sevdi. keza 3d izlerken altyazıları takip etmek de zor oluyor bazen. kapkaranlık ekran, okunamayan altyazı falan. gerçi benim izlediğim salonun yetersizliğinden de böyle olmuş olabilir, imax' te de bir görmek gerek yorum yapmadan önce.

    bir eleştirim de görsel efekt kullanımına. yok, kötü olmuş demeyeceğim, zaten öyle çok ekstrem bir şey olmadığı sürece bunu söyleyebilecek bilgi birikimim de yok. geldiğimiz noktada bir fantastik filmde neden bu kadar çok görsel efekt var da demeyeceğim ki gerçekten çok var o ayrı. mesela jenerik kısmında yanlış görmediysem 3 farklı animasyon şirketinin çalışanlarının isimleri aktı durdu. en uzun kısım bunlardı jenerikte. benim eleştirim şu; mademki yapabiliyoruz o zaman bokunu çıkaralım durumuna geldi artık olay. patlatabiliyor muyuz? o zaman her şeyi patlatalım. yarısı olmayan adamlar yapabiliyor muyuz? o zaman tüm adamları öyle yapalım. denizi yarabiliyor muyuz? o zaman sonuna kadar yapalım gibi gibi. işte bu kısmı, bu abartı durumu sevmiyorum ben.

    toparlamak gerekirse, 4. filmin bünyelerde yarattığı tahribatı yok etmesi, ilk 3 filmin gerçek anlamda devamı olabilmesi ve will turner ile elizabeth' i tekrar bize göstermesiyle beni tatmin etti.

    bir not; kapanış jeneriğini izlemeden ayrılmayın salondan, ufak bir sürpriz var çünkü, tıpkı daha önceki 4 filmde de olduğu gibi.

    !---- spoiler ----!
  4. ilk 3 film çıtayı epey yükseltmişti malum. ardından öyle bir 4. film geldi ki "bi siktirin gidin" dedirtti bana ve birçok kişiye. tamam sonuçta serinin esas kahramanı johnny depp ancak orlando bloom ve keira knightley'in seri için ne kadar önemli olduğunu farkettik 4.filmde. bu nedenle beklentilerimi düşük tutmuştum 5. film için.

    !---- spoiler ----!

    kısa bi' özetlemek gerekirse;

    filmin başında will turner ve oğlunun karşılaştığı sahneyi görüyoruz. malum will turner'ın üzerinde bir lanet var. bu laneti kırmanın tek yolu, denizlerdeki tüm lanetleri yok eden 3 dişli mızrak'ı bulmak. (varan 1)

    henry turner, mızrağı bulmak için jack sparrow'dan yardım istiyor. (varan 2)

    elbette denizlerde lanetli tek kişi will turner değil. eski ispanyol donanmacı, korsanların korkulu rüyası, acımasız kaptan "salazar" da hayalet gemisiyle ve ölü tayfasıyla mızrağın peşinde. (varan 3)

    ne tesadüf ki kaptan salazar'ın üzerindeki lanet, genç jack sparrow'un onu tuzağa düşürüp alt etmesi sonucu gelişiyor. yani salazar'ın istediği tek şey laneti kırıp jack sparrow'u yok etmek. (varan 4)

    hector barbossa'sız olur mu? olmaz. o da gemilerini salazar tehlikesinden korumak için salazar'la bir anlaşma yapıyor. bu anlaşmaya göre jack sparrow'u bulup salazar'a teslim etmesi gerekiyor. (varan 5)

    mızrağın yerini gösteren harita, cadılıkla suçlanan gökbilimci güzel bir kızda. bu kız yetimhanede büyümüş, uzaya ve yıldızlara meraklı, babasının bilim adamı olduğunu düşünen bir kız. filmimizin sonunda bu kız kimin kızı çıkıyor? elbette büyük bilim adamı hector barbossa'nın. (varan 6).

    hatırlatma: film bitti diye çıkmayın hemen. uzun bir jenerik sonrası kısa bir sahne sizi bekliyor olacak.

    kaçıranlar için bahsetmek gerekirse; will ve elizabeth yatakta mutlu bir şekilde uyurken kapı açılıyor ve içeri biri giriyor. will hayal meyal bu kişiyi görüyor ancak kabus gördüğü sanıp uyumaya devam ediyor. bu esnada kamera yeri gösteriyor. yerde ahtapot kollarına ait olduğunu sandığım birkaç parça görülüyor. denizdeki tüm lanetlerin bozulduğu düşünüldüğünde davey johns geri dönüyor diye düşünmekte bir sakınca göremiyorum.

    !---- spoiler ----!

    beklentileri düşük tuttuğumdan mıdır nedir bilmiyorum, beğendim bu filmi ben. 4. film gibi bir rezaletin ardından iyi geldi. jack sparrow, barbossa, siyah inci, eski tayfa.. bunları tekrar görmek güzeldi. salazar efsaneydi. javier bardem'in hakkını vermek gerek, iyi iş çıkarmış.

    daha fazla uzatmadan puanımı vereyim. 7.8/10.