1. tuşlu çalgılar sınıfına giren , ama aslında sesi teller aracılığı ile çıkaran ve içerisindeki tellere vuran bir tahta çubuk olduğundan , vurmalı çalgılar sınıfına giren , alt kısmında 3 pedali bulunan , sesi son derece rahatlatıcı müzik aletidir. arkaya açtığınızda bir piyano parçası , dinlemeye doyamazsınız. tekrar tekrar açarsınız. huzur dolarsınız.

    aynı zamanda türkiye'mizin en büyük değerlerinden biri olan fazıl say'ın da profosyonelleştiği müzik aletidir.
  2. hayatımın bir dönemi piyanodan başka şey düşünemez olmuştum. saatlerce başından kalkmıyor, sürekli yeni parçalar deniyordum. evdekilere konser vermekse en eğlenceli kısmıydı. bir parça üzerinde saatlerce, günlerce çalışıp onu annenize hediye ettiğinizde yüzündeki tebessüm...

    ösym sağolsun önceliklerimi değiştirdi. sanırım aylardır oturamadım huzur bulduğum mabedimin başına. şu günlerim bir geçsin inşallah oturucam başına önce piyano albümüyle parmaklarımı yeniden alıştıracağım. sonra ver elini zor, uzun ve güzel parçalar...
  3. elimle çalarak aile fertlerini can damarından(*:kulaktaki) vurarak katlettiğim silahi müzik aleti. sonra komşuların şikayetiyle yüreklerdeki yangını söndürmek için itfaiye geldi tabi de o farklı bir konu.
  4. en sevdiğim enstrüman. chopin denince akla gelen. franz liszt, glenn gould, rubinstein, schumann gibi klasik piyanistler tarafından klasiğe yaraşır sesler duyarsınız. spotify'da da peaceful piano listesinden inanılmaz parçaları dinlersiniz. ismini duymadığım hatta duyamayacağım müzisyenleri o listeyle keşfettim.
    sezgi
  5. piyanistleri tanımam, piyano nasıl çalınır bilmem. eğitimini almadım. ancak kaliteli bir akustik piano ile tanışma fırsatım oldu. tuşlara her bastığımda parmaklarımdan vücuduma yayılan titreşimi hatırlıyorum şimdi.
    odayı dolduran müziği...
    coşkulu olduğumda, hüzünlü olduğumda, kendimi kötü hissettiğimde, iyi hissettiğimde oturdum başına. önceleri rastgele basıyordum tuşlara tek elle. sonra iki elle basmaya başladım.
    sonra sesleri tanıdım. sonra pianoyu tanıdım. sanırım o da beni tanıdı.
    haykırmak istediğim, isyan etmek, bağırmak, çağırmak, kırmak, dökmek istediğimde oturdum başına. sert bastım tuşlarına. ben bağırdıkça bağırdı, sustukça sustu, güldükçe güldü.
    sonraları bazı insanların gizlice beni dinlediğini farkettim. çaldığım eserleri sordular her seferinde. eser ne demek ki...

    sanat neymiş anladım.
    gerçekten anladım.
    sanat ne sanat için ne de toplum için.
    sanat aynaya bakmak gibi aslında...
    sadece aynaya bakmak gibi...