1. popüler kültür, halkın standart tüketiciler kitlesi halini aldığı, üretilip kendisine sunulan ürünleri denetleme ve belirleme olanağının bulunmadığı, içinde yaratıcı ve geliştirici olarak yer almadığı, ticarî ve endüstriyel kurumlar tarafından üretilen ve dağıtılan kültürdür.
  2. vakti zamanında kölelerin gladyatör olarak dövüştürüldükleri arenaya bilet alarak giren özgür romalılar da eğlenceyi para karşılığı satın alıyorlardı.

    18. yy avrupasında şairler entelektüeller , popüler kültürü ulusal bir kültür meydana getirmek amacıyla gerekliği gördükleri kadarıyla ve gerekli gördükleri yerlerde bir kavram olarak ele almış kullanmışlardı.

    sonrasındaysa bu popüler kültür dediğimiz şey yüksek kültür ürünü ve rafine kültüre karşıt olan herşeyi adlandırmak üzere kullanılmaya başlandı.

    yani doğrudan ticari değeri olan şeylerle ilintili olmakla beraber, yüksek ve rafine kültür barındıran ürünler eserler, üretimler vs gibi şeylerin dışında kalan olan biteni vurgulama kapsamı da taşımaktadır.

    kitle kültürüyle içe içeymiş gibi görünmesine karşın tam olarak aynı şeyleri ifade etmezler ayrıca.

    kitle kültürü, endüstriyel üretimde fabrikasyon olarak ortaya çıkan ürünleri anlatır fakat popüler kültürdeyse kitle kültürüne dair şeyler de içinde olmakla beraber, illa böyle bir üretimden çıkmamış birşey de popüler kültüre dair tanımlanabilir.

    bu bir süperstar olur. çoğalatılamayan birşey olur ve ona dair bişey olabilir. ama bu süperstarın herhangi bir seri üretimdeki ürünü uzantısı kitle kültürüyle tanımlayabiliriz.

    popüler kültür kitle kültürü için kaynak oluşturabilir bir nevi.
  3. yozlukta denkliğin düstur olduğu, kamu'nun üstüne yakışanı giymesi.
    t
  4. 'toplumun genelinin izleyebildiği/okuyabildiği şeyler bizim gibi üst insanların da izlemesi gerekir/buna değer mi?' sorusuna verilen cevap niteliğinde sonuç alınabilir.

    bazı entelektüellere göre, bu üst society sadece dalga geçmek aralarına bir distance koymak, eleştirmek için okur izler popüler kültürü.

    sabah arkadaşımla bunu konuşuyoduk, popüler kültüre burun kıvıranı entelektüel kibir olarak değerlendirdi lakin ben de ayşe kulinlere elif şafaklara burun kıvırıyorum ama kibrimden ötürü değil, bir gelişme kaydedemeyeceğimden ötürü. toplumun zaten kapasitesi bile yok, gidip türk filmlerine para verip de izlemem mesela. ama mesela bu değil, beni çok iyi aydınlattı.

    mesela , popüler kültür ile üst kültürün arasında ayrımların muğlak olduğunu söyledi. virginia woolf mesela popüler kültür değil ancak popüler kültür olmamasına rağmen yaptığımız tercih sebepleri var. robert louis stevenson'ın define adasını okurken virginia'yı okumayacağını söyledi. high culture denen alanda da popüler culture içinde de kendine göre seçip alıyorsun, kategorik ret yada kabul yapmıyoruz.

    salman rushdie da game of thrones için; 'çöp, ama bağımlılık yapan bir çöp' diyor. e madem popüler kültür tü kaka, ne diye iniyoruz seviyesine? hollywood yapımlarının hepsi popüler kültür, ama izlemeyi seviyorum. yani aslında ben her iki kültürden de seçim yapıyorum. bu kadar basit'miş'
  5. bu devirde halen "popüler kültür" ile entelektüellere hitap eden "üst kültürü" birbirinden ayırmayı gereksiz buluyorum. kültür kendiliğinden oluşur ve küçümsenmemelidir. taklit popüler kültürde olduğu gibi üst kültürde de hep vardır. yani ikisi de aynı yerden beslendiğine göre ikisinin de özü aynıdır.
  6. benim anladığım kadarıyla popüler kültüre kızanların ortak noktası bilgi zincirinin görmezden gelinmesi. yani kültürün bir kısmının popüler olmasına ve bu kısmın kolaycı, eksik ve kopyacı olmasına sinir oluyorlar.

    mesela aşk- elif şafak kitabı bir popüler kültür ürünü, amerikalı editor doğu mistisizmi ile karşılaşır tasavvuf öğrenir mevlanayı duyar ve dünyaya başka aşkla bakar. şimdi bakınca aşk ve hoşgörü mevlana'da allah evrenin her yerinde, tasavvuf gazali'de, vahdet-vücut ibn-i arabi'de islam felsefesi avrupa aydınlanmacılarına entegre, spinoza'nın tanrı ispatlaması'na bağlı, o da descartes'e bağlı, descartes aristotalese bağlı, kilise hakimiyeti içinde bir üretim sürecine giriyor, kilise platona bağlı, platon doğuya entegre derken böyle böyle insanlık birikimi her yerden.doğudan ve batıdan çıkıveriyor. sonra elif şafak gelip kendince harman edip hiçbirine atıfta bulunmadan, belki de okumadan şiirsel bir dille bunu aşka bağlıyor. işte bu temelsiz inşaata popüler kültür deyip kızıyorlar.
    abi