• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
possession - andrzej zulawski
80’li yılların başında batı almanya’da geçen öyküde, ayrılmanın eşiğine gelmiş mark ve anna’nın yaşadıkları anlatılır. mark’tan ayrılmak isteyen anna, eşine geçerli bir neden sunamaz. başka bir adam olduğunu düşünen mark, olayı araştırır. anna’nın sevgilisine ulaşan mark, onun da karısından uzun süredir haber alamadığını ve anna’nın garip davanışlarının nedenini bilmediğini söyler. karısının peşine düşen mark’ın olayın daha ciddi, karanlık ve doğaüstü boyutlarda olduğunu öğrenmesi pek uzun sürmeyecektir. andrzej zulawski'nin fantastik, korkutucu ve sürreal öğelerle anlattığı possession, gösterildiği dönem bazı ülkelerde yasaklanmış, bazılarında ise sansüre uğramıştı.
  1. 1981 yapımı polonyalı yönetmen zulawskinin tüm yeteneklerini konuşturduğu sürrealizmden sembolizme gezinen tekinsiz filmi.

    başrollerini isabelle adjani ve sam neil’ın paylaştığı film her ne kadar bazı ülkelerde yasaklansa da, cannes’da ana yarışmada yuhalansa da isabelle adjani’ye olağanüstü oyunculuğuyla hem cannes hem cesar en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazandırmış ve kült mertebesine erişmiştir...

    zulawski diğer filmleri gibi bu filminde de kadın erkek ilişkilerinin şiddetini, yıkıcılığını ve aslında bunun belki de doğası olduğunu acımasızca gözler önüne serer. ilişkide zamanla kendini yitirme, başka bir bene bürünme, hangimizin kendimiz olduğunu bilmediğimiz yüzlerimiz, saplantı, tutku, korku, toplum tarafından kadına biçilmiş anne fahişe kimlikleri arasında çırpınış…

    ve bunu öyle bir atmosferde verir ki… batı berlin’in boş sokakları, metro, terkedilmiş metruk binalar, berlin duvarının gölgesinde sembolik ve alegorik bol katmanın içinde.

    kadrajlardaki minimalizm ve sürekli hareket halindeki kamera, ikiye bölünmüş bir ülkenin boğucu atmosferiyle birleşince bir de üzerine adjani’nin olağanüstü performansı eklenince. sam neil’in oyunculuğu da çok başarılı ama isabelle adjani’nin olağanüstü olunca mecburen gölgede kalıyor.

    görüntü yönetmeni bruno nuytten’in koyu gri ve soğuk renkleri.

    geniş açı objektiflerin izinde yükselen karakterlerin peşinde dolanan el kameraları, kaydırılan sallanan kameralar iç ve dış mekanlara anlam katıyor ve pastoral şehir görüntülerinin kirliliği, kasvetini verirken boğucu atmosferi iyice perçinliyor. ve tabi andrzej korzyński’nin gerilim dolu ezgisi.

    bu alışılmadık delice filmleri yüzünden zulawskiyen (zulawski tarzı delilik) terimi bile çıkmış ortaya.

    filmde eşi benzeri olmayan ve belki bir daha yapılamayacak türden unutulmayacak kült sahneler var:

    !---- spoiler ----!

    - anna’nın metrodaki kriz sahnesi.

    - anna’nın yaratıkla sevişme sahnesi.

    !---- spoiler ----!