• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
pride - matthew warchus
1984 yılında henüz 20 yaşındaki gey joe, bromley’den londra’ya onur yürüyüşü’ne katılmak için gelir. hissettiği tereddüt bir grup geç gey erkek ve lezbiyen ile tanışınca yerini rahatlamaya bırakacaktır. gethin's soho kitapevi’nde bir araya geldiği bu gençler aslında dönemin başbakanı margaret thatcher tarafından hoş görülmemektedir. öte yandan aynı günlerde maden işçileri çalışma koşulları nedeniyle greve gitmiştir. kuzey irlandalı aktivist mark ashton ezilen iki kanadın birlik göstermesi gerektiğini savunur. eşcinsel gençler, bir irlanda kasabasına yardım için harekete geçerler ve gönülden yardımları toplumda karşılık bulur. öte yandan iki grubunda güçlenmesini istemeyenlerin sabotajı hiç de uzak değildir… yönetmenliğini matthew warchus’un üstlendiği filmin senaryosu stephen beresford’a ait.
  1. LGBT temalı filmlerin en iyi örneklerinden biri. toplumsal bir direniş öyküsünü merkeze alan bir çok filmde olduğu gibi bu filme de konunun yeterince derinlikli ele alınamamış olması gibi eleştiriler getirilebilir ancak toplamına bakıldığında derdini gayet iyi anlatabiliyor. öte yandan film lezbiyenleri huysuz, anlaşması zor küçük bir grup olarak göstererek filme biraz daha komedi unsuru katayım derken en yakın dostuna da haksız yere tokat atıyor ki filmin bana göre tek olumsuz yönü bu.
    o güzel 2013 yazını hatırlamak için bile izlenir.
    !---- spoiler ----!

    eğer kendinden daha büyük, çok daha güçlü bir düşmana karşı bir savaş veriyorsan, ve varlığından bihaber olduğun bir arkadaşın sana el uzatıyorsa, işte bu, dünyadaki en güzel duygu.

    !---- spoiler ----!

    filmi izledikten sonra o kahramanlarla tanışmak isteyeceksiniz. buyrun
    mesut
  2. 1980'lerde ezilen iki gruptan birinin diğerine nasıl elini uzattığını anlatan sıcacık ve keyifli bir film. neoliberalizmin ağır toplarından olan thatcher'in galler'i ve madencileri bitirme çabalarına karşın grev yapan madenciler ve ötekileştirilmeye ve şiddete maruz kalan lezbiyen ve gay topluluğunun inişli çıkışlı da olsa gerçekleşen birliği.
    sinematografik açıdan filmin en beğendiğim yanı renk kullanımıydı. heteroseksist ve muhafazakar karakterleri gördüğümüz sahneler soluk renklerle kaplıyken amacı siyah-beyaz ikiliğini kırmak ve çok renkliliği getirmek olan lezbiyen ve gay topluluğunun parçası olan karakterlerin olduğu tüm sahneler rengarenkti.
    hikaye anlatımı açısından ise film tek bir gruba ağırlıkla odaklanmayarak bu sosyal gruplara eşit mesafede durmaya çabalıyor ve hepsini anlamamızı istiyor. gay ve lezbiyenlerin neden şiddet ve ayrımcılık gördükleri madencilere yardım ettiğini iyice anlıyoruz. böylesine karanlık ve dram ağırlıklı anlatılabilecek bir hikayeyi rengarenk ve neşeli anlatmanın filmi daha etkileyici yaptığını düşünüyorum. sonuç olarak finalde gerçekte yaşamış olan karakterlerin sonraki yıllarda neler yaşadığı yazarken gözlerimden birkaç yaş süzüldü ve iyi ki izlemişim dedim.

    !---- spoiler ----!

    bir de mark "bir topluluk bir diğerine destek vermeli. 'ben gay'im ve gay haklarını savunuyorum, diğerleri umrumda değil.' demek çok mantıksız." derken ne kadar da haklı. eşitlik için verilen hiçbir mücadelenin bireyse çıkarlar için olmadığını, ezilen her grubun aslında eşitlik için mücadele verdiğini anlamak çok mühim. böylesi bir insanın çok genç yaşta ölmesi beni epey üzdü.

    !---- spoiler ----!