1. psikiyatri servisinde çalışan bulunan herkesin çok rahat görebileceği olay. şimdi bir kliniktesiniz şimdi hastalar hakkında konuşulacak tartışılacak. fakültedeyse çok daha komik.

    hoca der x isimli hasta. önce stajer doktor hastasıyla konuştuklarını anlatır. çok anormal bir bilgi yoksa kimse dinlemez ama hasta hakkında ortamda bilgisi olmayan varsa bilgi sahibi olur. öyle düşünüyor bunu söyledi falan.

    sonra intern doktor gözlemlerini konuştuklarını anlatır. dinleyen dinler. sonrasında hemşireye gözlemleri sorulur bunlar dinlenir. sonra çömez asistanlardan ilgilisi hastaya dünyada çok az görülmüş bir hastalık tanısı koymaya çalışır. tecrübeli asistanlar buna itiraz eder.

    sonrasında yardımcı doçentler yeni çalışmalardan falan örnek verir. doçent bunların kesin olmadığı o yüzden etik olarak bu hastaya direkt tanı koymadan gözlem yapmayı önerir. profesör psikoloğa döner siz ne dersiniz. şimdi bu hasta derken hoca tamam şu tedaviyi verin gözleme devam der ve gider.
  2. 3. sınıf derslerinden birinde hocamız tıp fakültesinden bir psikiyatristi derse davet etmişti sorularımızı soralım hastane koşulları hakkında fikrimiz olsun diye . çok meşgul olduğu için iki asistanını yollamış o da. önce hocamız bizi tanıttı sonra dersi onlara bırakıp çıktı. onlar da önce biz size alanı tanıtalım sonra siz sorularınızı sorun dedi biri cadılardan felsefeden falan başlayıp modern tıpa psikiyatriye kadar geldi sonra dedi ki "belki bilenleriniz vardır dsm diye bir tanı kitabı kullanıyoruz." herkes birbirine baktı kimse soru sormadı.

    psikiyatristler psikologları dsm'den bile haberi olmayan fen edebiyatlılar olarak gördükleri için ciddiye almıyor olabilirler. bizim hangi tanı hangi dsm'de eklendi, hangisinde kategori değiştirdi diye ezberlememiz gereken sınavlarımız olmasaydı bu kadar zorumuza gitmeyebilirdi belki.
  3. 6 yıl tıp okumuş üstüne 4 sene ihtisas yapmış biri anadolunun kıçıkırık bir üniversitesinde fen edebiyat fakültesi mezunu birilerini neden muhatap alsın ki ?
  4. hastalık tanısını hekim koyar, tedaviyi de hekim planlar. psikologun zaten tanı koyma yetkisi, ilaç yazma yetkisi yok, haliyle dönüp fikrini alması bu hususta ince bi davranış bile sayılabilir türkiye şartlarında. bu kadar fen edebiyat fakültesi açıldıkça, özel üniversiteler 400.000e zar zor girmiş bomboş öğrencileri fakülteye almaya devam ettikçe, bir ton vasıfsız mezun üretmeye devam edecek okullar, doktorasını yapmamış bi psikoloji lisans mezununun ciddiye alınmaması da en doğrusu olacaktır.
  5. ulkedeki doktorlarin ne kadar kendilerini bir sey zannettikleri gerceginin yansimasi.

    psikologla psikaytr karsilastirilmasi gereken kisiler degildir zaten, ama psikoloji destegi olmadan bir psikiyatr hastaya kisitli bir sekilde yardimci olabilir. dedigim gibi ikisinin de yeri ayri ve bir yerde birbirlerine konsultasyon yapmak zorundalar.

    ha niye o kadar ukalalar derseniz, tip fakultesi birinci siniftaki cocuklarin bile havasi belli, adam o yasa gelene kadr kimseyi iplemez biri olup cikiyor.

    duzenleme:bu editin butun doktorlar ukaladir seklinde anlasilma ihtimalinden rahatsizim. hicbir meslek erbabinin toptan bir sekilde olumlu veya olumsuz degerlendirilemeyecegini dusunuyorum. ayrica cok deger verdigim doktor buyuklerim ve arkadaslarim mevcut. ama bu meslek hakkindaki olumsuz intibalarimi da bu sahislarin etraflarindan sikayetleri uzerine edindim.
  6. buyrun sizi dinliyorum ile seansa baslayip, hihim-anliyorum-dinliyorum ile devam eden, cocuklugunuza inelim bile diyen modern falcilari dikkate almayan hekimlerin yaptigi davranistir.

    ulan ben o soylediklerimi falciya soylesem o da bana gecmiste soyle soyle sorun yasamissin, gelecekte sana kabaran boyle boyle bisey var der. hatta kimisi daha ben bisey soylemeden bile biliyor *

    simdi bu adami niye ciddiye alasin ki. aynisini acik havada, daha ucuza, ve kahve esliginde yapani var zaten. hic paraniz yoksa bana gelin, ben size fal bakar gecmisinize geleceginize okuyup uflerim canlarim.
  7. doktor egosu denilen merete sahip olmasından gelir. insansın la sen, abartma.
  8. ben de o kadar okusam beni ciddiye almazdım herhalde ya sad but true