• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
punishment park - peter watkins
türkçeye ceza parkı olarak çevrilen punishment park 1971 yapımı kurmaca belgeseldir. bu kurmaca belgesel 1970 yılında amerika'da savaş karşıtı protestoların yoğunlaşması sonucunda polise geniş yetkiler getiren yönetmeliklerin doğurduğu baskıcı ortamı anlatmaktadır. askere gitmemek, halkı askerlikten soğutmak, hükümeti devirmek amacıyla halka silahlı çağrı yapmak gibi suçlamalarla mahkeme önüne çıkartılan gençlere iki seçenek sunulmaktadır. ya 15 ila 21 yılla yargılandıkları suçlarını kabul edip hapishaneye gönderilecekler ya da ceza kampında 3 gün içerisinde 96 km uzağa konulmuş amerikan bayrağına ulaşmaya çalışacaklardır. 3 gün içerisinde bu bayrağa dokunmayı başaran sanıklar suçlamalardan kurtulacaktır. bayrağa ulaşmaya çalışan sanıklar çöl şartlarıyla mücadele ederken aynı zamanda kendilerinden 2 saat sonra harekete geçecek polis ekiplerinden de kurtulmaya çalışacaklardır.
  1. 1970 yılında vietnam işgali sürerken başkan nixon bir de kamboçya'ya yönelik gizli bir bombardıman planını onaylar. bunun üzerine ülkedeki savaş karşıtı protestolar da yoğunlaşır. bir gösteride 4 öğrencinin öldürülmesi ile protestolar ülke genelindeki bütün üniversitelere yayılır. olağanüstü hal ilan edilerek ulusal güvenlik yasası yürürlüğe sokulur. mccarran kanunu olarak da bilinen bu kanunun 2. maddesinin verdiği yetkiyle amerika birleşik devletleri başkanı meclisten onay almadan ülke genelinde ayaklanma çıktığına karar verme ve olağanüstü hal ilan etme yetkisine sahiptir. başkan ayrıca sabotaja karışmasından şüphelenilen kişileri şüphe için yeterli gerekçe bulunduğu taktirde yakalatma ve alıkoyma yetkisine sahiptir. yakalanan kişiler kefalet hakkı tanınmaksızın ve kanıta bakılmaksızın mahkemeye çıkarılarak ve gerekli gördüğü taktirde tutuklanarak cezaya çarptırılacaktır.

    peter watkins, sokaktaki radikal hareketi gördüğünü, umursadığını; bu harekete karşı başlatılacak savaşı hissettiğini ve sessiz kalmak istemediğini söyleyerek bu kurmaca belgeseli çeker. peter watkins, oyuncuları komünist parti üyesi, antimilitarist, kadın hareketi içerisinde yer alan kişilerden seçmiştir. tutukluların kendi aralarındaki konuşmalar ve mahkeme üyeleri ile diyalogları çoğunlukla doğaçlama şeklinde gerçekleşmiş; bu durum diyalogları oldukça gerçekçi ve etkileyici hale getirmiştir. hatta filmin tamamlanma aşamasında sanık charles robbins'i canlandıran oyuncu bombalı suikast planı yapmakla suçlanmıştır. başka bir suçlamada bu oyuncu bir polis memuruna saldırıdan 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

    ceza kampı, abd senatosu asayiş sağlama altkurulu tarafından "silah zoruyla hükümeti devirmek amacıyla yıkıcı faaliyetlerde bulunan kişiler için eğitim ve caydırıcı ceza işlevi görmesi amacıyla hukuk insanları ve ulusal ordu tarafından kullanılan suç önleyici bir ceza türü" olarak tasvir edilir. işte işin komik yanı da budur ki devlet suçu önlemek amacıyla suç işler ve ceza kampındaki çoğu genci katlederek suç unsurunu ortadan kaldırır.

    belgesel, iki grup sanığın hikayesini izler. ilk gruptaki sanıklar ceza kampını seçmiştir. bu sanıklar 3 gün içerisinde 96 km uzaktaki amerikan bayrağına ulaşmaya çalışırlar. burada amerikan bayrağı da çok önemli bir metafordur. bayraklara, sınırlara, devletlere karşı bir mücadele yürüten bu gençleri kurtuluşları için amerikan bayrağına koşturmak istemeleri ne büyük bir ironidir. koşmayı reddeden bir genç kurtuluşları için koşan sanıklara şu sözleri söyler:"karşı çıkmaya ve başkaldırıya inanıyorlar. yine de bayrağa ulaşırlarsa bu durumdan kurtulacakları beklentisiyle tüm kuralları polis tarafından belirlenen bu oyuna katılıyorlar." ikinci gruptaki sanıklar ise yeni yakalanmışlardır ve bu sanıkların mahkeme önündeki yargılanmalarını izleriz. bu iki grubun hikayeleri iç içe anlatılır.

    bu kurmaca belgeseldeki önemli noktalardan biri de bu iki grubu da izleyen avrupa'dan gelmiş bağımsız ve tarafsız kameramanlardır. bu kameramanlar diğer belgesellerde olduğu gibi soğuk ve otoriter bir sesle belgeseli anlatmazlar. bu belgeselin dışında değildirler. onlar da bu çöl şartlarında aynı zorlukları yaşarlar hatta aynı polis baskısına maruz kalırlar. sesleri titrer. siz hiç bir belgeselde dış sesin titrediğini gördünüz mü? hatta polislere yaptıkları için bağırırlar bile.

    !---- spoiler ----!

    şimdi, onurlu olmak için yapılabilecek tek şey, sabıkalı olmak!

    !---- spoiler ----!
  2. !---- spoiler ----!

    ahlaksızlıkla suçlanan savaş karşıtı tutuklunun sözde mahkemedeki savunmasından:

    ‘’asıl ahlaksızlık,
    savaş ahlaksızlıktır…
    insanları fakir bırakmak ahlaksızlıktır…
    irkçılık ahlaksızlıktır…
    polisin şiddet uygulaması ahlaksızlıktır…
    baskı uygulamak ahlaksızlıktır…
    soykırım ahlaksızlıktır…
    emperyalizm ahlaksızlıktır…
    ve ne yazık ki bu ülke bunların hepsini yapıyor.’’

    !---- spoiler ----!