• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
putların alacakaranlığı ya da çekiçle felsefe nasıl yapılır - friedrich wilhelm nietzsche
"bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır."nietzsche"dünyada, gerçek olandan çok daha fazla put vardır: benim 'kem göz'ümün gördüğü şey budur, yine 'kem kulağım'ın duyduğu şey de... burada soruları bir çekiçle birlikte sormak ve belki de işkembeden atılan -kulaklarının ardında kulakları olanları hayran bırakacak- o ünlü sesi yanıt olarak duymak, yaşlı psikolog ve fare avcısı olan ve özellikle sessiz kalmak isteyen benim gibi birini, sesini yükselmek zorunda bırakır... bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır." (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. yine nietzsche yanılgıları barındıran, etten kemikten teşekkül insana olan fetişist derecede narsist hümanizm tapınmalarının gırla gittiği, ancak felsefe olarak nietzsche'nin ayağı yere en sıkı basan eseridir.
    özellikle, insanın varoluş korkularının ve bu korkularına karşılık zahmete katlanamamasının bir sonucu olarak arkasına sığındığı ve evrensel bir sistematiğe oturttuğu, metafizik "hayali gerçekçilik" argumanının (putlarının) açmazlarını detaylı şekilde inceleyerek, izah etmiş olması bakımından çok önemli bir eserdir.
    nietzsche bu eserinde put olarak nitelediği dogma inançları ve onun sembolerini yıkar ve maalesef yanılgısının kurbanı olmaktan yine kaçamaz ve o kaldırdığı putların yerine yenisini diker, "insan putunu".
  2. niçe bu kitabında esasen sokrata göndermeler yapıyor ve onu topa tutuyor.
    gramer bir düşünce denetleyicisidir, dil de sonuç olarak yapay bir şeydir. nesnelerin karşılığı olarak icat ettiğimiz ama sonra varoluşun özü sandığımız kurgusal bir şey. bourdieu'nun düşünümsel bir antropoloji için cevaplar'da bir sözü var : 'mantığın şeylerini şeylerin mantığı ile karıştırmak' yani kafanda dil ile kurduğun kategorilerin varoluşun özü olduğunu düşünüyorsun. ama sadece kendi zihninin ürünleri onlar, maddelerin özü felan değil. örneğin yuvarlak dörtgen diye bir ifade kurabilirim, dil ile bu mümkün ama bunun bir gerçekliği yok.
    misal max müller dinin ve mitolojinin dilden kaynaklandığını söyler birçok şey bir dil problemi aslında. örneğin roma'da aksirik tanrısı var. aksirik diye bir sözcük üretiyorsun dilde. zaman geçtikten sonra aksirmanın da gizemli bir güçten kaynaklandığını düşünmeye başlıyorsun.
    sadece bu değil, bütün soyut kavramlar bir kurgu. antik dilde zaman çekimleri bile yok, zaman dahi dil ile üretilen bir şey.

    john zerzan niçenin bu görüşünü gelecekteki ilkel kitabında daha çok irdeliyor. ancak dil'in olmadığı dünya mümkün değil. imkansız. mesela ölüm kelimesi. ölüm gelmeden önce ölüm düşüncesiyle acı çeken insan ile bir hayvanı kıyaslayın, hayvanlar düşünemez neticede. onlarda böyle bir şey var olmadığı için ölüm düşüncesiyle acı da çekmiyorlar. ama dil bize bunu yaşatıyor.

    fredric jameson'ın dil hapishanesi kitabı da okunabilir bunun için ama dili çeviriden ötürü çok ağırdır, sıkıntılıdır. bitirenine rastlamadım.

    neyse uzun lafın kısası; dilden kurtulmak mümkün değil. o ilkel zamana geri dönmek, mümkün değil.