1. ebû hureyre (radıyallâhu anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte rasûlüllah (sallâllâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

    “her kim sıkıntılı anlar(ın)da ve zor zamanlar(ın)da duâlarının kabul edilmesi sevindirecekse, o kişi rahat (zamanın)da iken çok duâ yapsın.”

    enes ibni mâlik (radıyallâhu anh)ın rasûlüllah (sallâllâhu aleyhi ve sellem)’e ulaştırdığı bir haberde şöyle gelmiştir ki: yûnus nebî (aleyhisselâm) balığın karnında:

    “ey allah! senden başka hiçbir ilah yoktur, seni tenzîh ederim. (sen bana haksızlık etmedin) şüphesiz ben kendime zulmedenlerden oldum.” deyince, o duâ arş’a sığınarak inlemeye başladı.

    melekler: “ya rabbi! bu, uzak memleketlerden gelen tanınmış bir garibin sesidir.” dediler.
    allâh-u te’âlâ: “onu tanımadınız mı?” diye sorunca melekler: “ey rabbimiz! o kim?” dediler.
    mevlâ te’âlâ: “o benim yûnus kulumdur.” buyurunca, melekler:

    “o senin, devamlı makbul amellerini ve müstecâb (kabûl edilmiş) duâlarını (semâdaki kabul mahalline) yükselttiğin yûnus kulun mu?” dediler.
    mevlâ te’âlâ: “evet” buyurunca, melekler:

    “rahat zamanlarında yaptıklarına acıyıp da onu bu belâdan kurtarmayacak mısın?” dediler.
    mevlâ te’âlâ: “tabî ki kurtaracağım” buyurdu ve balığa emir buyurdu, balık da onu sahile attı.*
  2. dine karşı olan samimiyettir rahat zamanda iken dua etmek.
  3. gerçek bir dost misalidir, iyi günde de varlığını hissettirmek ve hissetmektir, sadece başın sıkıştığında koşmamaktadır kapıya.