1. hasköy'de haliç kıyısında bulunan; daha kapısından içeri girer girmez sizi dev uçakların, helikopterin, fenerbahçe vapuru' nun karşıladığı; dolu dolu bir müze.. bir gün yetmez diyorlardı da inanmıyordum gerçekten; yetmedi.

    eski arabalar, oyuncaklar, gemiler, trenler, bisikletler, ev eşyaları,saatler, atatürk köşesi, rahmi koç' a ait özel eşyalar...sayılamaz hepsi belki bir seferde ama görmek; gezip dolaşmak; çocuklarınızı alıp gitmek varsa onlarla zaman geçirmek; denizaltına inip değişik bir heyecan yaşamak..

    ne yalan söyleyeyim ben eski araba meraklısıydım; o arabaları gördükçe çocuklar gibi mutlu oldum. ha bir de trenler..


    bir kaç not:

    * denizaltına çok kilolu iseniz girmeniz zor olabilir. kimi yerde daracık geçişleri var, merdiveni dik. ayrıca klostrofobiniz varsa da ki benim yok ama ben bile fena oldum zor olabilir.

    * bir kaç farklı küçük binadan oluşuyor. *

    * fotoğraf çekmek yasak değil bol bol çekebilirsiniz, denizaltı hariç.

    hala görmediyseniz görmekte fayda var. yakıcı yaz sıcağında serin serin gezilecek bir mekan.
  2. bayramda istanbul'dayım ama ne yapacağım canım, diye düşünmek yerine göz atmanız gereken yerlerin başında geliyor bence. 1 haziran itibariyle de iki yeni bölüm eklenmiş ki bu daha da ilginizi çekebilir.

    bunlardan ilki retro rally. mustafa koç’un gençlik yıllarında ilgilendiği ralli sporuna dair, türkiye’deki tarihini 18 efsane pilotun 25 aracının sergilendiğini görüyoruz. bir diğeri ise yine mustafa koç' un model uçaklara olan düşkünlüğü sonucunda ortaya çıkan "yerden göğe" keyifli uçuşlar...
  3. görünce "aa ben orayı biliyorum" diye tıkladığım, yorumlardaki "istanbul" ifadelerini görünce yıkıldığım başlık :p

    ankara'da, ankara kalesi ile anadolu medeniyetleri müzesi yakınında da bir rahmi koç müzesi mevcut .

    güncel ürünleri içeren bölümü dönem dönem değiştirilmekte sanırım; ilk gittiğimde minyatür odalar diye çok sevimli bir kısım varken, daha sonraki gidişimde maketler üzerine(*:o da sevimliydi ama bir alex değildi ;d) bir bölüm vardı.
  4. kışın barına, yazın restoranına mutlaka gidiniz.
  5. ölmeden önce mutlaka gidilmesi gereken yerlerden bir tanesi. öyle bir yer ki, iki randevu arasına boş vakitte gidip gönül eğlendireyimlik bir yer değil. yani boş bir gününüzü en azından yarım gününüzü buraya vermeniz gerekecek. çünkü her esere detaylı göz gezdirmek bile saatlerinizi alabilir. otomobilden, trene, motorlardan, fırınların ocakların kısacası ev eşyalarının çalışma prensiplerine bile detaylı bir şekilde bakabileceginiz/ öğrenebileceğiniz bir yer.
    sekiz
  6. beş yaşımda ilk kez gittiğim ve tatilya'dan sonra en fantastik olduğunu hissettiğim yer olmuştu. hatta bu daha farklı; anlamlandıramadığım pek çok şey de olduğu için içinde, büyülü de geliyordu. araba koleksiyonu, uçağın içinegirebiliyor oluşunuz, fizik deneyleri bölümü, eski bilgisayarlar, hala ilk gittiğim günkü gibi heyecanlandırıyor düşünmek. en son gidişim 2005 şimdi farkettim, en yakın zamanda yeni bir gezi düzenlenmeli.
  7. istanbul'da ağzımın içinde olmasına rağmen gitmediğim için pişman oldum ancak ankara kalesi dibinde çengelhan'da ki müzesine hayran kaldım ve ankara böyleyse istanbul kim bilir nasıldır diye sürekli kendime soruyorum.
    gez, gez ayaklarım şişti bitmek bilmeyen müze koca bir han ve han'ın içinde ufacık odalar, her oda ayrı bir hazine sergisi gezerken sanki bol resimli bir kitabın sayfalarını çeviriyormuş gibi oluyor insan.
    havacılık, tarım, ev eşyası, denizcilik, oyuncak, ecza, makine, matbaa, spor, giyim ve daha bir çok alanla ilgili nadide parçalar bu müzede. bir gezme yetmez bu müze için.
  8. ilk gittiğimde harry potterdeki arabayı görmüş ve yarım saat onu izlemiştim. yine gitsem büyük ihtimal onu izlerim. harry potter lan bu boru mu?!