• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
rastlantı ve zorunluluk - jacques monod
1965 yılında nobel tıp ödülünü kazanan monod hiç kuşkusuz çağının ilerisinde bir yazar. keskin bilim adamı zekâsıyla, sadece kendi alanı olan biyoloji üzerine değil, felsefe ve toplum bilimleri alanında da yıllar sonra doğrulanacak öngörülerde bulunur kitabında. monod'ya göre, homo sapiens'in ortaya çıkışından bile geriye giderek, insanlığın çocukluk yıllarına uzanan animist görüşler, modern insanın ruhunda halen canlı ve kökleşmiş haldedir.

nesnel bilginin neden hâlâ özgün gerçekliğin tek bilgi kaynağı olarak görünmediğini sorgulayan monod, bilim düşmanlığını modern toplumların ruh hastalığı olarak tanımlar. monod'ya göre, ilk insanlardan bu yana binlerce yıldır animist düşünceler hâkimdir.
monod'nun kitabındaki eleştiriler güncelliğini korumaktadır. modern toplumlar bilimin keşfettiği zenginlikleri ve güçleri çoktan kabul ettiler; fakat bilimin en derin mesajını dinlemediler: 'bilime borçlu olduğu tüm zenginliklerin keyfini sürerken, toplumlarımız bilim tarafından bütünüyle çürütülmüş değer sistemlerini yaşamaya ve öğretmeye devam etmektedir.' modern toplumlardaki bu ikiyüzlülüğe dikkat çeker monod. bir yandan bilimin sağladığı bütün olanakları kullanırken, öte yandan bilimden çıkan mantıksal sonucu, maddenin kendiliğinden rastlantısal macerasının getirdiği sonucu, özetle bu evrenin bizim için tasarlanmadığı sonucunu kabul etmek istemiyor insanlar. bilimin bu soğuk katılığı onları rahatsız ediyor. insanlar 'inanmak' istiyorlar, hayatlarının bir anlamı olması gereğine olan inanç insanları rahatlatıyor.
  1. nesnelerin ne'liği üzerine, düzenliliğin ve rastlantısallığın ne'liklerini de katıp sorgulama yapan monod kitabı.

    ''mesela uzaylı nasa uzmanları tarafından dünya gezegeninde örgütlü bir eylemle üretilmiş insan yapımı nesneler olup olmadığını istekli bir biçimde araştırıldığını hayal edelim.
    ve ilk uzay aracının barbizon köyünün yakınında bulunan fontainebleau ormanına indiğini düşünelim. makine civardaki en dikkat çekici iki nesne serisini incelesin ve karşılaştırsın: bir
    taraftan barbizon'daki evleri, diğer taraftan apremont kayalarını. düzenlilik, basit geometrik şekiller ve tekrarlılık kıstaslarını temel alarak kayaların doğal nesneler, evlerinse insan yapımı
    nesneler olduğuna kolaylıkla karar verecektir.

    şimdi de makinenin dikkatini daha küçük boyutlardaki nesnelere çevirelim. makine küçük taşları incelemekte olsun, bunların yanlarında ise minik kristaller bulunsun, mesela kuvars kristalleri.. aynı ölçütleri göz önüne alarak, makine taşların doğal nesneler olduğu sonucuna varırsa, kuvars kristallerinin yapay olduğu sonucuna varacağı açıktır. bu yargı bizlere,
    programın yapısında bir "hata" olduğunu gösterir. hatta bu "hata"nın kaynağı oldukça ilginçtir: kristallerin biçimleri bu denli mükemmel geometrik şekillerden oluşuyorsa, bunun sebebi makro ölçeklerdeki yapıların, onları oluşturan mikro ölçeklerdeki basit ve tekrarlanan geometrik şekillerden oluşan moleküler veya atomik yapıları doğrudan yansıtıyor oluşudur.
    başka bir deyişle kristal, mikro ölçekteki bir yapının makro ölçekteki ifadesidir. bu hata kolaylıkla ortadan kaldırılabilir çünkü mümkün olan tüm kristal yapıları bilinmektedir.

    diyelim ki şimdi makine başka bir doğal nesneyi inceliyor, mesela bir yabani arı kovanını. elbette, kovanı oluşturan hücrelerin ve peteklerin basit ve tekrarlanan geometrik yapıları gibi, yapay bir nesnenin yapımında belirlenen kıstasların hepsiyle karşılaşacaktır. bu da, kovanın barbizon'daki evlerle aynı kategoriye girmesine sebep olacaktır.
    bu yargı hakkında ne söylenebilir?
    kovanın, arıların faaliyetlerinin ürününü temsil etmesi bakımından "yapay" olduğunu biliyoruz. bu faaliyetin kesinlikle otomatik olduğunu düşünmemiz için geçerli sebeplerimiz vardır. bu, fiilen gerçekleşen bir faaliyet olsa da bilinçli bir tasarı değildir. ne var ki, iyi doğa bilimciler olarak, arıları
    "doğal" varlıklar olarak görürüz. "doğal" bir varlığın otomatik faaliyetinin ürününü "yapay" olarak kabul etmekte büyük bir çelişki yok mudur?

    eğer ortada bir çelişki var ise, araştırmamıza devam ettiğimiz takdirde, bunun sebebinin programlama hatası olmadığını, ancak vermiş olduğumuz hükümlerin karmaşıklığından
    kaynaklandığını görürüz. ''

    hasılıkelâm nietzsche'nin; kendi idelerimizi varlığın üzerine karar veren yargıçlar yapmamalıyız sözünün spesifik oluşlarla, düşünsel deneylerle irdelenmesi ve onanması diyebiliriz kitap için.