1. bilginin kaynağı akıldır. doğrulara duyularla ya da deneyimlerle değil akıl yoluyla ulaşılabilir diyen bir felsefi akım. deneycilikle (ampirizm) çatıştığı nokta deneyimleyemediğimiz bilgilerin kaynağı ve doğruludur. rasyonalistler akıl yoluyla deneyimleyemediğimiz şeyleri kavrayabileceğimizi kabul eder ve matematiğe sığınırlar. matematikçiler ekseriyetle rasyonalisttir bu nedenle. çünkü matematik doğada deneyimlenmeden bilinir. bir diğer husus ise a-priori bilgi denilen tepeden inme diyebileceğimiz bilgiler desteklenir. bilginin kaynağı akıl deniyorsa bunu dini açıdan vahiyle ya da sezgi ile karıştırmamak gerek. normal insanın aklı mantığı ifade ediliyor.

    rasyonalistler batıda elealılar, pythagorasçılar, platon, aydınlanmacılardan descartes, leibniz spinoza olarak sayılabilir. şimdi rasyonalistler deneyime önem vermiyor bütün doğayı akıl yoluyla kavranabileceğini iddia ediyor demek de çok olmaz. deneyime de yer veriyorlar elbette. aşırı noktalarda deneyciler eğer deneyemiyorlarsa reddediyorlar ama akılcılar aşırı noktalarda aklın kavrama gücüne inanıyorlar. deneyciler doğuştan bilgiye (a-priori bilgi) inanmıyor her şey deneyimle oluşuyor diyorlar. ilk ortaya atan epiküros diyor ki; “mühür, bal mumuna nasıl tıpatıp kendi izini bırakırsa eşya da bizde belli izler bırakır.” yani akılda bir şey yok sonradan geliyor. bu konuda john locke ve david hume okunmalı.

    demek ki amrizim (deneycilik) ve rasyonalizm arasında temel iki çatışma var. birisi temeden inme bilgi, diğeri de aşırı noktalarda deneyimleyemediğimiz bilgi. bu iki akımı immanuel kant eleştirel felsefe kurarak ciddi şekilde eleştirir açıklarını tespit eder doğrularını kabul eder. işte kantı kant yapan şeylerden biri de budur. ampirizm ve rasyonalizm ekseninde hem a-priori bilgiyi kabul eder hem aposteriori bilgiyi kabul eder sonra da ikisinin de eksiklerini sıralar. buradan ötesi (saf akıl, pratik akıl, konunun isteme ve özgürlüğe bağlanması vs) daha kapsamlı konuşulması gerekiyor.

    (bkz: pratik aklın eleştirisi - immanuel kant)
    abi
  2. fikir babası sokrates olan, hegel, leibniz, descartes, platon, aristoteles, farabi gibi filozofların savunduğu felsefi akımdır.
    rasyonalizm'e göre bilginin kaynağı akıldır ve bilgi ancak ve ancak akıl yoluyla elde edilebilir. insanoğluna bilgi sonradan duyular ve deneyimler yoluyla sonradan kazandırılmamıştır. insanoğlu dünyaya geldiğinde zaten bu bilgilerle birlikte yani akılla doğmuştur.bu açıdan ele alındığında rasyonalizm amprizm karşıtı ve a prioriktir demek mümkündür. bunun ispatı içinde rasyonalistler, matematik ve mantığı göstermişlerdir. her tümel kavram aslında bir soyutlamadır yani düşüncedir. düşünce ise akla hizmet edendir. sonradan öğrenildiği ya da kazanıldığı zannedilen bilgiler esasen doğuştan akılda mevcuttur. deneyimler ancak ve ancak bu mevcudiyeti gün yüzüne çıkarmak için bir sebep olabilir. bunu en güzel şekliyle sokratesin verdiği örnekten anlıyoruz. sokratese göre hiç matematik bilgisi olmayan birine, yönelttiği sorularla geometri öğretemez, ancak onda doğuştan bulunan bilgi ve düşüncelerini uyandırabilir. bu da bizi büyük ihtimal, korkarım determinizm'e çıkaracaktır.
    rasyonalizm kuramı filozoflar arasında da bir çok yorum fakrlılığına yol açmıştır. mesela hegel ve platona gire rasyonalizmin ispatı ve dayanağı idealizm'ken yani nesnelerden önceki idealar evreni iken, aristotelese göre idealizm rasyonalizmle alakalı değil hatta neredeyse karşıtken rasyonalizm mantıkla ilintilidir, kant klasik rasyonalizmi eleştirmiş, yanlış bulmuş ve daha farklı bir rasyonalizm yorumunda bulunmuştur. bize nesidir. insanı yormaya birdir.
    (bkz: irrasyonalizm)