1. öncelikle görsel için

    efendim ben bu aracı mütemadiyen bir yıldır kullanıyorum. bu araç hakkında size özelliklerinden bahsetmek, tarihe bir not düşmek isterim. ama böyle fular kokan bir mecrada bu araçla kim ilgilenir orası meçhul. olsun yazalım da biz, gerisi size kalmış.

    öncelikle ben bu aracı neden aldım?
    90'larda memur aracı olan, şimdilerde ise köy yerlerinin engebeli yollarına uyum sağlayan, üniversite öğrencilerinin ceplerini yakmayan bu aracı ben; aracıma binen birçok arkadaşımın dediği gibi 'ayağını yerden kesiyor mu? kesiyor' gibi züğürt tesellisi sayılabilecek bir düşünce yapısıyla ve babam ve abimden araç isterken yaşadığım sıkıntı durumundan sıyrılmak için aldım.
    alma sürecim 1 hafta kadar sürdü. ilk önce sahibinden ilanlarına, sonra araba pazarına uğradım. araba pazarında, şimdilerde satmaya yeltendiğim aracımla karşılaştım. motorunun sesi, rengi, diriliği.. anlayamazsınız. bir anda çarpılmıştım bu beyaz meleğe. aşk bu olsa gerekti:) neyse verdik 2,5 memur maaşını aldık canavarı. yalnız "beyaz melek" cicim aylarından sonra "canavar"a dönüştü he :)
    yağını, suyunu koy ardına bakma denilen broadwayim gerçekten de öyle bir araçtı. birkaç küçük sorunu oldu mu? oldu. ilk vizeden geçtim mi? geçemedim. ama ikinci sefer girdiğimde vizeden geçtiğimi duyunca çocuklar gibi şen olmuştum. neyse gençler. bu araç beni üzmedi kısacası. az kemalpaşa- urla, kemalpaşa-çeşme yapmadım kendisiyle. hele o limontepe yokuşundan keçi gibi çıkarken hararet yaptığı için kenarda kaputu açık vaziyette bekleyen araçları görünce daha bi sevdim aracımı.burada fon müziği girer şimdi vedalaşıyorum seninle deli oğlan. belki de bu satırlar, fotoğraflarımız haricinde ikimiz için tek anı olacak. şuan dışarda deli gibi yağmur yağıyor ve sen ıslanıyorsun :/ belki bagajından içeri su alıyorsun ama elden ne gelir? hoşçakal iki gözüm, hoşçakal...
    sözlerimi can yücel abimizin bir şiiriyle bitirmek istiyorum.

    insan nasıl acı çekiyor
    it görüp insanı
    insanı itten sayan
    bu korkunç yalnızlıkta
    defolup gitselerde güneşimizden
    insan nasıl bitki nasıl it nasıl sevilir
    göstersek şu yozlara
    şu kendini bilmez çakalozlara


    - can yücel -