• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.20)
renksiz tsukuru tazaki'nin hac yılları - haruki murakami
kaderimde tek başına kalmak vardır belki de haruki murakami'den kaderinin gizemini çözmek, içindeki iflah olmaz yaranın kaynağına inmek için büyük bir yolculuğa çıkan bir kahramanın romanı. kendini "renksiz" bilen tsukuru tazaki'nin hikâyesi.işte o an, tsukuru nihayet her şeyi kabullenmeyi başarabildi. insanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu. acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. işte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi.(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. "...bu yeteneğin kökeninde, kendi algılama yeteneğini çok daha geniş sınırlara taşımak vardır. böylece aldous huxley'in sözünü ettiği 'algı kapıları'nı itip açmış olursun. o zaman algılama yeteneğin katıksız, saf bir hale gelir. sisin dağılması gibi, her şey berraklaşır. nihayetinde sen, normalde görülemeyen bir manzarayı kuşbakışı görebilir hale gelirsin."

    "benim söyleyebileceğim tek şey, bir kez o gerçek manzarayı görünce, şimdiye kadar yaşamış olduğun dünyanın korkutucu ölçüde sıradan kalacağıdır. o manzarada mantık ya da mantıksızlık yoktur. iyilik ya da kötülük de yoktur. her şey birlik halindedir. işte orada, sen de o birliğin bir parçası olursun. fiziksel bedenin sınırlarından kurtulur, deyim yerindeyse metafiziksel bir varlık halinde gelirsin. sezgi olursun. bir taraftan muhteşem bir duygudur, bir taraftan umutsuz bir duygu. şimdiye kadar yaşantının nasıl da yüzeysel, nasıl da derinlikten yoksun olduğunu, neredeyse her şeyin sonuna geldiğinde anlamış olursun ne de olsa. ben nasıl oldu da böyle bir yaşantıya tahammül edebildim düşüncesiyle ürperiverirsin."
  2. şunu dinlerken okuyunuz: https://www.youtube.com/watch?v=FDWUvc5wv7U

    'tsukuru tazaki, üniversite ikinci sınıftayken, temmuz ayından ertesi senenin ocak ayına kadar neredeyse sadece ölmeyi düşünerek yaşadı.'

    türkçeye 'renksiz tsukuru tazaki'nin hac yılları' olarak çevriliş bu kitabın böyle çarpıcı bir girişe sahip olmasının nedeni şüphesiz içinde barındırdığı müthiş acılardır.

    tsukuru tazaki lise yıllarında sahip olduğu muhteşem arkadaş grubundan hiçbir sebep gösterilmeden uzaklaştırılmasının acısını ve deyim yerindeyse hac yıllarını yaşıyor. kitap, insan ilişkilerine gösterdiği yakınsamalar kadar japon kültürüne dair adı konulmamış kuralların çevresinde kurulmuş.

    çağın bağımlılık yapan yazarının kitabı okunmaya değiyor.
  3. "insanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu."
  4. "meseleleri özgürce düşünmek derken, bu aslında bir şekilde kendi bedenimden ayrılmak anlamına da geliyor. bedenim dediğim kafesin içinden çıkıp zincirlerimden kurtularak, mantığı saf haliyle özgürce uçurmak. mantığa doğal bir yaşam kazandırmak. işte bu düşünce, temelinde özgürlüğün çekirdeğidir."

    "oldukça zormuş."

    haida başını iki yana salladı. "hayır. bu nereden baktığına bağlı, o kadar da özel bir zorluğu yoktur. çoğu insan zamanı geldiğinde, kendileri farkında bile olmadan yaparlar bunu ve o sayede akıl sağlıklarını korurlar. sadece öyle yaptıklarının farkında değillerdir."
  5. " temelde; insanların birbirine karşı ilgisiz olduğu bir çağda yaşadığımız halde, başkaları hakkında muazzam miktarda bilgiyle çevrelenmiş durumdayız. yeter ki isteyelim, insanlar hakkındaki bu bilgileri rahatlıkla elde edebiliriz. buna rağmen yine de başkaları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz"

    bu paragrafla günümüz sosyalliği ve sosyal hesapları hakkında mükemmel bir eleştiride bulunmuştur.

    okuduğum ilk murakami kitabıydı. iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum. cümlelerine,tabirlerine hayran kaldım.
  6. bir kitapcinin kafesinde kahveme eslik etsin, bir goz gezdireyim diye dusundugumde henuz hic murakami okumamistim. gunlerden dundu. ve geceyarisini biraz gece kitabi bitirdim.

    ilginc karakterler, yer yer biraz zorlama gibi gelen belki olmasa da olur tesadufler, sade ve akici bir dil, guzel bir kurgu ile epey keyifli zaman gecirdim kitabimla. ta ki sonuna gelene kadar. aceleye gelmis bir son ve onca sayfa tutarli gider karakterlerin sacmalamaya baslamasi ile biraz hayal kirikligina ugradim.

    gercekten kayda deger diyaloglar okudum. piyanist ve haida'yi ozellikle cok sevdim, hikayenin derinligini artiran konusmalari bence kitabin doruk noktasiydi.

    son olarak, kitaba baslamadan once "liszt - le mal du pays" ayaga kalkmadan erisebileceginiz bir yerde olsun. buyrun