• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.20)
resident evil; the final chapter - paul w.s. anderson
umbrella şirketi, insan ırkını kökünden yok edecek bir planın peşindedir. yapılan son saldırının ardından kurtulan çok çok az kişiden biri olan alice, raccoon şehrindeki kovan'a dönerek jill ve diğer arkadaşlarıyla birlikte insanlığın sonunu getirmek için hazırlanan nihai saldırıya karşı koymak zorundadır.
  1. paul anderson'ın "shaky cam" fetişi ile çektiği son "every frame lasts a second" pornosu. lakin bu filme gelmeden önce serinin geçmişine dair birkaç kelam etmem gerekiyor. zira çok ara verilmiş, istenildiği gibi işlenememiş, onlarca karakter filmlerin arasında kaybolup gitmiş bir seri bu. fakat bir husus gerçekliğini koruyor ki milla jovovich yaşayan en iyi aksiyon oyuncularından birisi. hatta gidip dummy'i izlerseniz drama ve komedi türünde de ne kadar başarılı olduğunu görebilirsiniz kendisinin. kocasının ise üç beş iyi işi bulunuyor, özellikle pandorum'un prodüktörlüğünü üstlenmiş olması benim için "life long pass" niteliği taşımaktadır.

    gelelim resident evil'a. oyunlar ve hikayenin genel hatları üzerinden değil, film evreni üzerinden gideceğim. zaten oyun evreni üzerinden bu film serisini çekmiş olsalar -ki animasyon olarak mevcut- aynı tökezlemeyi yaşarlardı. zira resident evil 4 sonrası bu oyun evreninin 7. oyuna kadar bir olayı yok; hele 6. oyun ne kadar beni eğlendirmiş olsa da bir faciadan, olayla alakasız bir yapımdan fazlası değil. revelations serisini ayrı tutuyorum, özellikle resident evil revelations 2 benim için ayrı bir yere sahiptir.

    her neyse ilk iki resident evil filmi belirli bir kurgu izlemekteydi. ilk film harika bir yerde bitmiş ve genel hatlarıyla aşırı ilginç bir anlatıma sahip olmuş, ikinci film ise güzel ve ikonik bir yerde kapatmış ve jill valentine'a -kanaatimce- hakkı olan bir karakter yüklemişti. bu iki film bütün hikayenin kolonu olarak, her ne kadar artık klişe gördüğümüz sahnelere ve yapısal patikalara sahip olsa da bir şekilde güzel bir altyapı oluşturabilmişlerdi. lakin üçüncü film geldiğinde iş değişmeye başladı. bir defa redfield ve oliveira işin içine girdiler. oliveira her ne kadar ikinci filmde karakterini kısmen oluşturabilmiş bulunsa da üçüncü filmde son sahnesi hariç ilginç bir işlevi olmadı. fakat kabul etmeliyiz ki bayağı "tarz" bir biçimde veda etti seriye. üçüncü filmin sonu hiçbir anlam ifade etmedi, çok gereksiz bir "plot twist" ile veda etti.

    işte buradan sonra çıkan filmlerin ben genel hatlarını bile hatırlamıyorum. çünkü o kadar unutulabilir yapımlardı. o kadar beceriksiz ve kopuk bir kurguya sahiplerdi. ada wong gelip gitti, valentine gelip gitti, redfield kardeşler buluştukları gibi yok oldular ortadan, klon işine girip eski karakterlere konuk oyuncu muamelesi yaptılar. dalga geçer gibi oldu bu. hangi animelerde "fan service" dedikleri olay vardır ya, sanki öyle bir halt edip ekrana kilitlemeye çalışmış ve başarısız olmuşlar gibi. en başında ada wong gibi bir karakteri harcamak demek orijinal materyale hiç güvenmemiş olmak demektir. kaldı ki tek filmde olabildiğince karakter yüklemeye çalışmışlardı birden fazla karaktere.

    bir serinin en etkili silahı iyi gelişmiş karakterlerdir. eğer karakterleriniz yeterince ilerleme kaydedemiyorlarsa veya tam tersi, bir anda birden fazla karakter yüklemeye çalışıyorsanız aynı warcraft filminde olduğu gibi o zaman ters köşe olur ve evdeki bulguru kaybedersiniz. bu çok basit, tehlikeli ve dikkat isteyen bir denklemdir.

    son film bana harika bir aksiyon yaşattı. materyali iyi oturtmuş ve artık kurgunun umursanmadığı bilinci ile belirli bir takım karakterlere yer vermişlerdi. aksiyondan da önce bazı tuzak sahnelerine yer vermeleri, "over the top" savaş sahneleri yapmaya çabalamaktan çok oturaklı, ağırlığının farkında ve yeterince uzatılmış sahneler yaratarak filmin olduğundan uzun görünmesini yani yeterliliğini sağlamış bulunmuşlar. bu da eski hatalardan ders çıkarıldığını ve yeni ufuklara yelken açılırken yine başarılı olmuş bir takım fikirleri oturtmaktan geri kalmadıklarını göstermiş oldu. açıkçası üçüncü film ile yedinci -sanıyorum- film arasında kalan birkaç sahne hatırlıyorum ben sadece ve o filmlerin izlenmeye değer sahneleri de onlardı zaten. misal bir önceki filmde de bir gizlice sızma operasyonu işlenmişti ve bu filme oranla kurguda ciddi değişimler olduğu aşikar. lakin günün sonunda o filmde ağırlığını korumuş bir takım sahne kurguları, bu filmde de yerlerini almış ve üzerine eklenebilmiş. bu gerçekten sevindirici.

    gayet iyi bir "plot twist" ile işi bitirmişler, önceki filmlerle bağlarını tamamen kopararak ve seri yapmanın ağırlığına karşı mağlubiyetlerini kabul ederek. fakat iyi bir anlatım sürdürülmüş. bir noktaya kadar olayı çözememiş olsam da, gizli karakterlerin kimlikleri ve klon kavramını göz önünde bulundurunca işim kolaylaşmış oldu elbette. gönül isterdi ki oliveira'yı görebilelim veya redfield kardeşleri bir arada lakin böyle bir son düşlememişler. hani 1,5 saat değil de 2 saat olabilirmiş film. o kadar da önemli değilmiş lakin.

    sonuç olarak aksiyon ve gerilim arasında güzel geçişler yapan eğlenceli bir film. ilk filme yaptıkları göndermeler ile hoş dokundurmalarda bulunmaları -ki lazer sahnesinin bir saniyesi bunun en iyi örneği olmuştu- harikulade. hiçbir beklentim olmadan izledim ve ortalama bir bilim kurgu, post-apokaliptik aksiyon filminden fazlasını alabildim. alice'i önceki filmlerden daha ölümlü, daha insancıl ve fazlasıyla akılcı portre edişlerine hayran kalmamak elde değildi. bir süper kahraman filmi yapmak istiyorduysalar en başından, pekala bu şekilde işleeyebilir ve uzatabildikleri kadar uzatırlardı.

    bu seriden ölümüne nefret eden ve ölümüne bu aksiyonu izlemekten hoşlanan bir resident evil hayranı olarak ben ikna oldum. serinin açık ara farkla en iyi kurgulanmış ve işlenmiş filmi olmuş kendileri. bariz mantık hataları var, evet. fakat beklentileri bu kadar düşürdükten sonra göze batmıyor, geçit veriyoruz haliyle. şu bir gerçek: bu film dördüncü, beşinci film olsaydı bu kadar şey yazmazdım veya devam edecek olsaydı. bu bir istisna.

    kısacası eğlenmek için izleyin. zamanınızı boşa harcayacak bir yapım değil ve işin en güzel yanı, bütün bir seriyi izlemenize gerek yok içine girebilmek için.
  2. oldu bittiye getirdikleri, serinin en vasat filmi..
    dewe