1. bu dünyada en bayıldığım goygoydur bu. bütün komplo teorisyeninden bozma, ota boka "komplo bu!" diye anıran dangalaklar bu argümanı dillerinden düşürmezler; mutlaka bir dış mihrak, karanlık bir odada ellerini birbirine ovuşturuyor ve ülke içine sızmış şaşalı, rütbeli, batıcı uşaklarını kullanmaktadırlar tarihi belgeleri şimdiden düzmece yapalım da, yıllar sonra iktidar yıkarız diye. - aynı kafa yapısı irfan değirmenci'nin kovulmasını "algı operasyonu" olarak tanımlamakta ve kendilerinden çıkan her bokun, başkalarının onları kötülemek için kullandığı kozlar olduğuna dair bir delüzyon içerisinde şizofreninin doruklarında yaşamaktadırlar. bu ruh hastaları için faiz lobisi biter, dolar lobisi geçer, fetö ile devam eder aynı tiyatro. üretim araçlarını çürütmüş, tüketicinin belini kırmış, özelleştirerek özel sektöre yüklediği dış borç ve tenis topu, mum ile enflasyon hesaplayarak göz boyamak dışında bir bok yememiş bu kesim, aslında dünyanın önderliğini yapmakta fakat birileri bu ilerleyişi çekememektedir.

    elbette böyle bir kesim oluşmuşsa bir ülkede, bu kesmin tarihsel kökler ile kendini desteklemesi gerekmektedir. nasıl anadolu'ya aşık insanların tarihi osmanlı subaylarının başlattığı organize istiklal mücadelesinden de önceye, bölgesel karşı koymanın yani bir neslin vatanı müdafaa kavgasına kadar dayanıyorsa, böyle şanlı bir tarih olmadan da mevzubahis ülkenin içten fethedilmesi namümkün olacaktır. bu nedenle türkçe olimpiyatlarına ve cemaat yurtlarından yetişten öğretmen ve tarihçilere dayanarak kendilerine tarihten pay biçmeye çalışan bu ruh hastaları, elbette en büyük argümanları olarak "resmi tarih!" yanılgısını ortaya atmaktadırlar. alex jones gibi reptilian'lara inanıyor olmalarına ramak kalmış bu guraba takımının önde gelenleri, aksini ispat edemedikleri tarihi gerçekler karşısında salya sümük olmadan önceki adımları bu tarihi gerçekler hakkında atıp tutmak ve en ufak tarihi belgeden, kendilerine yakın veya uzak bir pay çıkarmaktır. böylece günümüz şizofrenik twitter savaşlarına varmış bulunmaktayız zaten.

    bu ruh hastalarının argümanlarına göre memleketi işgale yeltenmiş deyyusların derdi islamı yok etmek, müslümanları kesmek ve müslümanlığın yayılmasını engellemektir. bunu herhangi bir diyalektiğe bağlayamayan bu kafanın bir sonraki atılım noktası ise cephede düşmüş yiğitlerin günlüklerini öne sürüp nasıl allah yolunda öldüklerine dair örnek teşkil etmekte ve belki bir dakika sonra öleceğini bilen bir psikolojinin, savaş anında vatanını müdafaa etmek için cephede can vermeye and içmiş atalarımızın ölüleri üzerinden siyasi kimliklerini dikte etmeye, dini siyasete alet edişlerini gözümüze sokmaya çabalamaktadırlar. yine hiçbir diyalektik anlayışa sığdıramadıkları bu argümanları akabinde, bir de çanakkale zaferi'ni islamın zaferi; kurtuluş savaşı'nı ise peçeye el sürenlere karşı koyan müslümanların savaşı olarak gösterecek kadar düşmekte, kendi tarihlerini ve kendi atalarını utandırmakla kalmayıp kendi vatanlarının şanlı geçmişine ihanet etmektedirler. aynı zamanda ortaokul yıllarında "çanakkale'de bi bulut inmiş askerleri öldürmüş" diye anlatılan masalları yaymaya çalışan, ölülerin gece kalkıp abdest aldığına garip bir obsesyon ile bağlı kalmış çocuklardır bunlar.

    güya müslüman kardeşleri ingilizlerin kucağında hoplarken kendi memleketlerinde bile düşmanın ajanlığını yapan hacılara hocalara biat etmiş körpelerin torunluğundan haz duyan bu ahlaksızlar, bu mendeburların fonksiyonel ilk vatan hainliği kubilay olayı ile ayyuka çıkmış idi. kendi çocuklarını fatih sultan mehmed'in yaşında olmakla övebilecek kadar aşağılık olan bu mahlukatlara hatırlatılmalıdır ki, fatih dediğiniz adamın bildiği dil, pratiğe döktüğü malzemecilik ve mühendislik ile parlamış zekası karşısında, eline silah alıp magandalık yapmak ve etrafına dikizlenip cumaya giderken dahi karı kız kesen buzağalarınız yanında, bir çağı kapatmış bir padişahın adını geçirmek deyyusluktan fazlası olamaz.

    bu noktadan sonra da bu hasta insanlarla yurttaş veya kandaş olabileceğimiz düşüncesi sapkın bir ortayolculuktan fazlası olmamakla birlikte, içinde bulunduğumuz bu toplumun temizlenmesi gerekliliğine dair mecburiyet aciliyetini korumaktadır.