• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (5.00)
resul - hüseyin kıran
oysa neler düşünmüştüm. işte bu yeni ben, bu havlayan varlık, bu öylece ben olan ben ortaya çıkınca her şeyin akışı değişecek, peşimde yılmaz bir kalabalık birikecekti. şeylere yeniden ad verilecekti. yönler yeniden bildirilecek, saatler kırılıp atılacak, bütün tarifler geçersiz kalacak, her şey keskinliğini yitirecek, her şeye yeniden başlanacaktı.

ben delici bir görüyle donanmış olarak kazıklı savaş arabama binecek ve meydandaki kişilerle birlikte, sürecektim. sonraki kuşakların resulkent diye bilecekleri şehre yürüyecek ve her yeri zaptederek, herkesi yencek, hayatı dize getirecektim. artık herkes koku alacak, ısırabilecek, basınç hemen giderilebilecek, yanlışlıkla çiğnenmiş yiyecekler daha midedeyken boşaltılabilecek, kusmak artık ayıp karşılanmayacak, kimsenin aklına bu tür bir şey gelmeyecek, çünkü kimsenin aklı olmayacaktı. kimse dişi ya da erkek istediği için utanmayacak, kimse içinde başkalarının seslerini taşımayacaktı. makineler kıstırıcı parçalarından arındırılıp ortada bırakılacaktı. yollar büzülüp yok olacak, yerlerine düşmüş egemenler gelecekti. binalar çatırdayarak yarılıp açılacak, artık oralara sığınılmayacaktı. zaten kürklü bedenler üşümeyecek, yanmayacak, utanmayacak, sere serpe yaşayacaktı. iki ayaklı bu tüysüz varlıkları gerçek varlıklar yapacaktım. kafa unutulacaktı. bilmek olmayacaktı. herkes, hepimiz muhteşem bahtiyarlar olarak toprağa yayılacak, gökyüzünün tadına varacaktık. sadece yaşayacaktık.

bir düzlüğe topladığım tebaamı çıktığım yüksekçe bir yerden uluyarak ululayacak, onların hiç dinmeyen, gittikçe şiddetlenen şeddeli ve şahane alkışlarıyla kendimden geçecektim. ve ben, coşkulu resul, bu kusma bir dursa... (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. hüseyin kıran'ın türk edebiyatı'na armağanı, deleuze alıntısı ile ifade edecek olursak 'sözcüklerin aşağılık durumunu aşan' bir ilk roman.
    'yaslandığım ağaç anlamıştı zorluğumu. o soylu sadeliğini iletiyordu, gücünü ve sadece ağaç olma bilgisini. ben de tıpkı onun gibi sadece ben olmalıydım. sadece resul, sadece canlı, sadece kendim, kendimle eşit ve kendinden ibaret olmak ve bunu asla bilmemek. bilmek çürütüyor çünkü canlıyı.
    onun görkemi karşısında ulumamı güçlükle yutkundum, dişlerim kamaştı. bana akıttığı titreşimlerin aktardığı, saltık varlık olmaktı, ama zor olmuştu büyümek, zamanlar almıştı.'