rna


  1. ribo nükleik asit. dna'dan bir oksijen fazlası... tek zincirlidir. ökaryotlarda çok değişik mekanizmalara tabii tutulur. canlı hücrelerde günümüzde 3 görevi vardır, günümüzde diyorum çünkü eskiden görevi farklıymış:

    1- mrna, messeger rna, çekirdekten gelen mesajı ribozoma taşımak
    2- rrna, ribozomal rna, ribozomu oluşturan proteinler için iskelet oluşturmak.
    3- trna, transport rna, ribozoma gidecek amino asitleri tanıtacak antikodonları barindirmak.

    eskiden canlılar tarafından kalıtsal materyal olarak kullanılıyormuş. çünkü keşfedilen verilere göre rna çok özel ve yetenekli bir molekül. tek başına:

    - kalıtsal veriyi barındırabilir
    - bu veriyi eşlenip taşıyabilir
    - protein sentezi için katalizör olabilir

    yani tek başına bir hücreyi çekip çevirebilir. bir deney tüpüne rna ve rastgele amino asitler atarsanız biraz karıştırdıktan sonra protein elde edersiniz. oldukça ilginç bu açıdan.

    canlılık sürecinde bundan vazgecilmesinin sebebi de rna'nın aşırı kırılgan bir molekül olması. hücre içinde fazla dayanamaz, yapıtaşlarına ayrışır. hatta ökaryotlar bu kırılganlığı sinyalin azaltılması için kullanır. bazen de sağlamlastırmal için. sinyalin kuvvetini belirleyebilirler yani.

    bunu da molekülün bir ucuna metil guanozin(*:5 cap) ekleyerek ve diğer ucuna da uzunca bir adenin zincir(*:3 polyadenine tail) ekleyerek hallederler ki bu da rna'nın kısacık ömrünü uzatmak ve çekirdekten çıkmak için gerekli sinyali vermek içindir (öyle ya çekirdekte sentezleniyor, dışarı çıkması için onu tanıyacak bir sinyal lazım). bir de dışarı çıkış için sinyal takılır.

    laboratuvarda incelenmesi ultra zor olan yapılardan biridir. canlıdan alınan örneğin ya hemen incelenmesi ya da aşırı derecede sogutulmasi gerekir ki bozulmasın. zaten o yüzden dna'ya geçilmiştir canlılarda. kalıtsal materyalimiz dna değil rna olsa ömrümüz çok daha kısa ve hasara açık olurdu diye tahmin etmek yanlış olmaz. dna'da en kötü bir zincir sağlam oluyor. ona göre "kardeş bu hatalı eşleşmiş" diyebiliyoruz.