1. şehir, romalıların eline geçtikten sonra, uygarlık kentin coğrafi ve askeri önemini anlamış ve burayı galatya'nın başkenti yapmışlardır.romayla olan iyi ilişkiler dolayısıyla şehir kale dışına taşınmaya başlar.bu dönem ankara, önemli bir savunma hattı ve ticari yol üzerine konumlanmış durumdadır.

    augustus zamanında yapılan tapınaktaki “momentum ancyranum” (yazıtlar kraliçesi) olarak adlandırılan augustus vasiyetnamesi, ankara’nın roma döneminde ne kadar önemli bir kent olduğunu ortaya koyar. kent, m.s. 2. yüzyılda en gelişmiş dönemini yaşamıştır. romalı tarihçi livy, ankara’nın 100.000 kişlilik nüfusu, askeri, dini ve sivil mimarlık yapılarıyla görkemli bir imparatorluk kenti olduğunu yazmaktadır. roma imparatoru hadrianus döneminin sonunda, m.s. 138’de, phylai (füle) adı verilen ve şehir halkını sınıflara ayıran 12 kısmından oluşmuştu.bu füleler, ankara kalesi ve eteklerinde yerleştirilmiş olup, ankara’nın en eski mahallelerini oluşturmaya başlamıştır.
    roma imparatorluğu döneminde ankara’ya metropolis, sebaste, tektosagon, neokoros, lamprotate gibi isim ve ünvanlar verilmiştir.
    ankara kalesinin eteklerinde gelişerek büyüyen şehre roma döneminde birçok yapı yapılmıştır. bunların çoğu daha sonraki çağlarda tahrip olmuş, birçoğu da bizanslılar döneminde ankara kalesinin yapımında kullanılmıştır.