1. en sevdiğim edebiyat türüdür.

    tanımı yaptıktan sonra asıl içimden gelenlere geçelim. rus edebiyatına bayılırım. cidden öyle böyle değil. nedeni ise bu çok badireler atlatmış milletin, çok acılar çekmiş insanların bu yaşananları neredeyse ağza yüze çarparcasına bize aktarması.

    aktaranlardan kastım ise en favorilerimden birisi olan maksim gorki. bu adam bana ekmeğin nasıl kesileceğini anlatsın oturur iki saat onu dinlerim. bu adam öyle bir adam. kitaplarındaki o ünlü meyhaneler, leş gibi yerler, ucuz, pespaye adeta kendimi içinde hissediyorum. kadınlar, ilişkileri hayvan rus erkekleri, kaba,işçi aile babası ama sert. bu adam sizi alır romanın içine yerleştirip döndürüp geri çıkartır ve sen neymişsin be dersiniz.

    maksim gorki'den başka kimse yok mu ? tabi ki var. gogol, tolstoy, dostoyevski ve tarkovsky o da bir çeşit yazar. tarkovsky yazılarını görsel olarak yazıyor ve tabi ki rus insanı üzerinde büyük etkisi olan doğayı da inanılmaz biçimde kullanıyor, bu adam bir şair.

    aklımı kurcalayan şey ise neden böyle hayvani bir edebiyat rusya'dan çıkıyor da fransa'dan çıkmıyor.

    tamam, rusya çok büyük bir coğrafya, kabul, acılar çekmiş kabul, ama fransa da zamanında acılar çekmiş. tabi ki buradan fransız edebiyatını küçümsediğim düşünülmesin, adamı sopayla kovalarlar ama neden herkes, ünlü yönetmenler yazarlar rus edebiyatı, dostoveski diye sayıklarken başka bir edebiyatı ya da kişiyi sayıklamıyorlar ?

    asla ama asla rus edebiyatından başka bir şey tanımam demiyorum ama bu adamlarda var bir şey.

    son bir tanım daha yapayım, üstüne sayfalarca yazı yazılabilecek devasa edebiyat.
    pan
  2. alkolün ve soğuk kış gecelerinin insanların yazması üzerine bir etkisi olduğu aşikar. toplumsal olarak benzeyen taraflarımız çok. bir yakınlık duyuyoruz belki fransızlar rus edebiyatından bizim kadar etkilenmiyor olabilirler. ayrıca tartışılması gereken bir konuda hangi kitabı hangi çevirmenden okunması gerektiği. nihal yalaza taluy, ergin altay, mazlum bayhan, ahşe hacıhasanoğlu sanırım öne çıkan isimler.
  3. alman edebiyatı ile birlikte en zengin edebiyat mirasına sahiptir. fakat orijinal dilinde okumak, daha iyi anlamak için şarttır.
    psk34
  4. fyodor dostoyevski'nin beyaz geceler hikayesinde ince ince eleştirdiği edebiyat. tam giydirmese de alttan alttan lafı saplar. insanın yaptığı işi eleştirmesi kadar güzel bir şey olamaz.
  5. özellikle zorlu askerlik günlerimde özellikle bay dostoyevski'nin bana eşlik ettiği kah kumarcı olduğum, kah beş parasız bir memur olduğum, kah üniformalı bir rus subayı olduğum, kah yer altında bunalımlara girdiğim, beni tamamen dünyasına çeken über harika edebiyat türü.

    bu kadar sevilmesinde türkçe'ye çevirirken anlam yitirmesini minimize eden çevirmenlerin de payı büyüktür.

    bence rus edebiyatı küçük yaşlarda değil özellikle üniversite ilk sınıflarından itibaren okunması gereken bir türdür. çocuklarınıza hava olsun diye suç ve ceza okutmayın mesela, bırakın daha olgun dönemlerinde okusunlar ki içinden bir şeyler alabilsinler.
  6. puşkin hariç tamamı gerçekçi yazarlardan oluşur. puşkin tek romantik yazarıdır. ( lise edebiyat dersi tanımı)

    bu kadar fazla gerçekçi yazarın olması rus edebiyatının doğup büyüdüğü zamanlardaki sosyo-ekonomik koşullarıdır. hayat zordur, yazarlar hayatın içinde aynı zamanda geçim mücadelesi verirler ve yazdıkları zamanın rus toplumunu çok derinden yansıtır.

    hepsi gerçekçi olsa da aralarında işledikleri konu ve bakış açısı olarak çok farklı roman ve hikayeler görürüz. rus edebiyatının iki devi dostoyevski ve tolstoy karşılaştırmasında bu fark çok bariz görünebilir. bunun sebebi ise her yazarın aynı ekonomik durumda olmaması ve ekonomik durumun insanın tüm hayatını etkilediğini düşünmemde yatıyor.

    rus edebiyatına ilgili olanlara eserleri türkçe okuyacaklarsa iletişim yayınları'ndan çıkan orijinal dilden çevrilme kitapları tavsiye ederim. bazı eserlerde çok ciddi sansür ve içerik kaybının olduğunu belirtmekte fayda görüyorum.

    son olarak rus edebiyatındaki romanları uzun sürede okuma gafletine sakın düşmeyin okuyabildiğiniz en kısa sürede sindirerek okumaya çalışınız.
  7. rus edebiyatı denilince akla puşkin, gogol, dostoyevski, tolstoy, soljenitsin, turgenyev, solohov gibi yazarların, bir çoğu dünya klasiği olmuş eserleri gelir.
    rus edebiyatının ana hatlarını puşkin ve gogol oluşturmaktadır. dostoyevski; "hepimiz gogol'un palto'sundan çıktık" diyerek rus edebiyatının şekillenmesine atıfta bulunmuştur.
    rus edebiyatı da diğer tüm dünya edebiyatları gibi, romantizm, realizm gibi bir çok akımdan etkilenmiştir. bunların içinde nihilizm belirginlik kazanmış olsa da rus edebiyatı için nihilist bir edebi türdür demek de yanlış olur.
    tüm rus edebiyatında etkin bir karamsarlık hakimiyeti varolsa da, sorunlara çözüm üretmeye dair, hukuk, yargı, adalet, feodalizm, eşitlik, zengin - fakir ilişkileri, politika ve ekonomiye dair mesajlara sıkça rastlanır.
    rus edebiyatında anlatım tarzı bakımından yalın ve akıcı bir dil kullanılır. rus edebiyatı kahramanları karakterize edilecek olursa genellikle öyle kendine has özellikleri bulunan, aman aman kahramanlar değil, prens dahi olsalar normal yurdum insanı modundadırlar. kahramanlar arasında geçen diyaloglar da bir o kadar okurun okuma hissini pekiştirir cinsten seyirlik bir dildedir.
    rus edebiyatında tüm nesneler, karakterler ve atmosfere dair aşmış bir betimleme okur için oldukça hissedilir durumda olmasına rağmen bu durum okur bünyesinde sıkıntı yaratmak, ve "yeter ulan banane yahu bunlardan" şeklinde bir ruh hali yaratmak yerine, atmosferi yakalamak ve eser üzerindeki hakimiyeti pekiştirmek açısından okur için cezbedici bir rol üstlenmiştir.
    rus edebiyatı diyince ilk olarak akla sürekli lahana çorbası içip, hayatlarına dair memnuyetsizliklerini anlatan, sürekli ruble, kopik hesabı yapan, çizmelerinin ve paltolarının eskiliğinden dem vuran, her daim bunları tamir ettirme gayretindeki, soğuktan ve veremden yakınan, votkayı şehvetle seven insanlar gelebilir.