ryunosuke akutagava

Kimdir?

ryunosuke akutagava (芥川 龍之介 akutagawa ryūnosuke?, 1 mart, 1892 - 24 temmuz, 1927), japonya'nın taişo döneminde aktif olmuş olan japon yazar. "japon kısa hikâyeciliğinin babası" olarak kabul edilir ki japon edebiyatının kayda değer ödüllerinden olan akutagava ödülü onun adını taşımaktadır.[1] tokyo doğumlu olan yazar, 35 yaşındayken yine tokyo'da yüksek dozda barbital alıp intihar ederek ölmüştür. (wikipedia)
  1. kutsalı sanat olan büyük yazar.
    eserlerine baktığımızda, kesin bir tarzın peşinde değil sadece estetiğin peşinde koşmuştur. onun için yeninin ya da eskinin önemi yoktur. öykülerinde bazen modern konuları işlerken, eski bir halk efsanesini konu alabilir. gerçekçilik ya da mistiklik onun için sınır değildir. öykülerinde köylerinden geçen trenin nereye gittiğini merak ettiği için tren rayının peşinde koşan bir köylü çocuğunun terliklerini betimleyebilecek kadar "realist" bir yazar olurken, bazen cehennemden kurtulmak için bir örümcek ağı uzatabilir. bir öyküsünde eski çinde imparatorun emrinde yaşayan bir ressamın yaratma tutkusunu işlerken, başka bir öyküsünde bambaşka üslup ve yapı ile şehirde yaşayan iki kız kardeşin ilişkisi ele alabilir. tek amacı estetiği hikaye formuna sunabilmektir. bu uğurda, toplumla ya da edebiyat çevresi ile uyuşmazlığı önemsemez. estetiğin huzurunda kendi kişiliği ve inançları dahi önemsizdir.
    estetiğe olan bu tutkulu inancını hayatından bir olay ile açıklamak isterim. öykü üzerine yazdığı denemelerde otobiyografik öykülere karşı çıkar ve onları değersiz görür. daha sonraları, kendi otobiyografik öyküsünü yazar. çünkü kendisi bugünün tanısı ile "paranoyak şizofreni"'dir ve kendisinin otobiyografik öyküsü bu yüzden hiç şüphesiz büyük bir değer taşıyacaktır. ve "çarklar" adlı öyküsünü yazar. bir psikozun günlük yaşamını betimleyen bu eser, karakterin (yani kendisinin) düşünce zincirlerini, ilişkilerini ve yaşamını kontrol altına almış bu psikopatolojinin, sanatsal bir çerçevede gerçekçi bir betimlemesini sunar. onun için kendi hayatını mahveden bu hastalık, sanatın estetiğine hizmet etmek için bir araç olur ve bu aracı kullanırken daha önce otobiyografik öyküler hakkında ne düşündüğü önemsiz kuruntulardır. aslolan ve hizmet edilen, edebiyatın sanatsal değeridir.