1. 1648 yılında kazak lideri boris chmielnicki, polonya’ ya ve yahudi toplumlarına saldırdı. yüzlerce yahudi topluluğunun yok edildiği söylenir.

    çeşitli kaynaklarda, bu katliamlar için; yahudileri parçaladıkları, çocukları canlı canlı gömdükleri ellerine silah verilerek birbirlerini öldürmeleri söylendiği gibi trajedilerin yaşandığı belirtilir. bu ve benzeri yaşanmışlıklara, yahudi toplumlarında sıradan mitlerle dayanma gücü bulunamamasının da onları kurtarıcı isteğine yönelttiği ve bunun sonucunda da mesih inancını doğurduğu düşünülmektedir. çünkü, yahudiler çok fazla zamandan bu yana eziyet görmekte ve özgürlüklerini, inançlarını bir türlü yaşayamamaktadır. burada bir parantez olarak osmanlı topraklarında bu durumun çok daha farklı olduğunu belirtmekte fayda bulunacaktır. bilinen o ki, neredeyse tüm araştırma dokümanlarında osmanlı sınırları içerisinde ve özellikle türkiye topraklarında huzurlu bir yaşam ve ticaret haklarına sahip oldukları bilgisi bulunabilir… 17. yy avrupası’ nda bu durumun tam tersi bir zulüm söz konusudur.

    avrupa’ da bunlar olurken, boris chmielnicki’ nin bu saldırısı ve sonuçlarının haberleri izmir’ e de gelmiştir.
    bu şehirde yaşayan ve farklı bir karizması olan, yakışıklı olduğu kadar meditasyonla da uğraştığı ifade edilen bir genç, hiç kimsenin duymadığı ve bir yerlerde söylemediği bir ses işitti; o ses ona, mesih’ i müjdeledi. bu kişi sabetay sevi’ ydi.

    bir süredir, baskıcı ve kült haline gelmiş olan dini yaptırımlardan rahatsızdı. bir şekilde ters tavırlar sergiliyordu. bu tavırlar belki de yaşananların yanlış olduğunu düşünmesinin bir sonucuydu, bilinmiyor. ancak bir şekilde, avrupa’ da yaşanan zulümler veya bir türlü özgür olamamaları nedeniyle mesih-kurtarıcı inancına yönelmiş ve güncel bilgilerin sebebinin ise yanlış din öğretileri olduğunu düşünmüş olabilir. ama illaki isyankar bir duruşa ve yenilikçi bir motivasyona ihtiyacı olduğu açıktır. çünkü, aşırı baskı, eziyet, özgürlüğün kısıtlanması ve dahası uzun yıllar yaşanan sürgünler ile aitlik hissinin kaybolmasının ruh hali, bir kurtuluş isteğini doğuracaktır. kişi ya da kişiler bunu kendi başlarına yapamasalar da birinin bunu yapabileceğine, en azından o topluma gönderileceğine inanacaklardır. çünkü, acı ve zulmün insan psikolojisinde başka türlü bir motivasyon aracı çok yer etmemektedir.

    *

    sabetay sevi, çevresini mesih olduğuna oldukça ikna etmesi, körelmiş klişelere karşı çıkmayla başlamış. (benzer bir durum şu an ortadoğu halkına yapılan zulümle birlikte yeniden gündemdedir aslında. suriye ve irak’ taki müslüman halklar, inançlarını sorgulamaya ve bir kurtarıcı ile beraber bu yozlaşmış fikirlerin sonlanmasını ummaktadırlar. )

    velhasıl; sabetay sevi, bazı karşı tavırları ile çok fazla ileri gitmesi nedeniyle izmir yahudileri için bile çok olmaya başlamış ve 1650 yılında şehri terk etmiş ve osmanlı topraklarının çeşitli yerlerinde bir süre gezmiş. haham olmuş ve gazze’ ye bir kabalisti araştırmaya gitmiş. merak ettiği bu kişi nathan isminde bir düşünürmüş. sabetay sevi onunla tanıştıktan sonra nathan nasıl olduysa onun mesih olduğunu düşünmüş. onun hakkında düşündükçe ve onu tanıdıkça bu hissi daha da kuvvetleniyormuş.
    “kabalaya (lurianik kabala) göre mesih’ in ruhu, zimzum’ un ilk eyleminde yaratılan tanrısız alemde tutsak kaldı. bu yüzden ilk andan bu yana mesih öbür tarafın şer güçleriyle mücadele etmeye zorlanmıştı…”
    (sanırım nathan burada morpheus, zimzum veya bahsedilen tanrısız alem denilen zion oluyor olabilir mi?)

    nathan’ ın da yönlendirmesi ile sabetay sevi 1665 yılında kendini mesih ilan etmiş. sonraki 1 yıl içinde de çok fazla kişiyi bunun etkisi altına almış. bu sayı o kadar çoğalmış ve öylesine tedirgin edici bir boyuta ulaşmış ki, yahudiler kendilerine verilecek topraklara gideceklerine artık emin gözüyle bakmaya başlamışlar.

    sabetay sevi, böylesine büyük bir hareketten korkmuş ve sultanı uyarmak adına kralın huzuruna çıkmak için yola çıkmış. geldiğinde ise yakalanmış ve ölüm ya da müslüman olma seçeneği ile karşı karşıya gelmiş.

    önceleri kendisine inanan çok fazla yahudi, durumu yadırgamış olsa da sonradan onun strateji uyguladığını düşünerek müslüman gibi göründüğü kanaatine varmışlar ve yolunu takip etmişler. (yapılan bu eylemler onlar için kutsal günah olarak adlandırılmaktadır. )

    kitaplarda, sabetay sevi’ nin sultana musevilik hakkında danışmanlık yaptığı yazılır. bir kolunun altında tevrat, birinde kuran yazıtları ile bir yerlere gider gelirmiş. bir süre, islam ve musevilik arasında bir köprü olarak görülmüş.

    yanılmıyorsam, 1669 yılında yazılmış bir mektupta islam’ a zorla ya da baskı altında geçtiğini yalanlamış ve gerçek dinin islam olduğunu ifade etmiş.

    sabetay sevi’ nin 1676 yılında ölümü, sabetaycılar için bir son olmamış. şok etkisi yaratmış belki ama yine de yolundan devam etmek isteyenler bu şekilde aynı yöntemle devam etmişler.

    saygılarımla,

    johnson, a history of the jews
    scholem, sabbatai sevi
    karen armstrong, tanrı adına savaş
  2. sebatay sevi'nin türkiye cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına olan etkisi soner yalçın'ın -efendi, beyaz türklerin büyük sırrı- kitabından okunabilir. kitap dr. nazım ile başlar, kitabın yazıldığı 2000'li yıllara kadar devlet üzerinde etkilerini anlatır. hiç ummadiginiz isimlerin soy geçmişleri hayret vericidir. kitabı okuyunca gerçek efendilerin kim olduğunu anlatan, bana göre yazılmış en iyi türk siyasi tarih kitaplarından biridir.
  3. yok