1. "credo quia absurdum"

    saçma, anlamıyorum o halde tanrısaldır gibi bir ifade. eğer ki tanrı olsaydık gayet güzel anlayabilirdik. insan olduğumuz için ve insan aklı da bazı şeyleri anlayamayacağı için saçma bulduğumuz şeye saçma olduğu için yani anlamlandıramadığımız için inanıyoruz.

    adam öyle demiş, tertullian. (dememiş de olabilir ama demiş kadar olmuş)

    bu ifadeye karşılık bir başkası da credo ut intelligam yani anlamak için inanıyorum demiştir. tanrıyı akıl yoluyla bulup, varlığını kalple ispat etme yolu. böyle demiş, aziz anselmus.
    tabi benim bildiğim kadarıyla aziz augustinus'un tanrı düşüncesinin temeli de bu aforizmadan çıkıyor. düşünüyorum o halde varım da bununla ilintili sayılabilir.
    abi
  2. "bu tertullian tam anlamıyla bir koyundur. gör bunu seçmen!!!" dediğimdir.

    tertullian'ın görüşünü onaylamıyorum, saygı da duymuyorum.
  3. camus ifade eder ki, ölümün hakikati (kaçınılmazlığı) hayatı absürtleştirir. bir başka ifadeyle ölüm, yaşamı kocaman bir şakaya dönüştürür. ve ölümün bilinçli farkındalığıyla yaşamaya, mücadele etmeye, sevip, sevilmeye, inanmaya devam ediyorsak, bir nevi ya absürtlüğü kabul ediyor, ya da ölüm hakikatinden kurtulacağımızı ümit ediyoruz.
    - tek gerçek, ölüm müdür - diye soruyorum. ikinci şıkka daha yakın gibiyiz. hani, insanlığın en eski inançlarından biri olan, ölümsüzlüğe. ölüm, gün geçtikce sıradanlaştırıldı. ve normal olan da buydu bir yere kadar - ölümün sıradanlaşması; fakat hakikati kavrayan insanlık olarak değil, ölümü unutarak yaptık bunu. yoksa, yaşamın var oluşsal saçmalığından değil.
    ve bu kavram, credo quia absurdum, hakikatle deliliğin arasında çırpınan bir insana (sebep ve sonuç ilişkisinden özgür yaşama atılana) anlamlı gelebilir. ve ne ironidir değil mi, saçma olanın anlamlılığı? (tanrım, kendimi kısa süreliğine nietzsche sandım ve geçti)

    ayrıca bu saçma kavramı sadece "inanmak" ve "inanmamak" olgusuyla ilintili değildir; öz yaşamsal eylemlerimize de adapte edebiliriz.
    güzel bir kadına seni seviyorum diyorum; çünkü saçma.
    seni öldüreceğim, çünkü saçma.
    sana ihanet ettim, çünkü saçma.

    ve burada dikkat ederseniz saçma olan var olanın değil, sebepin saçmalığıdır; ki bu da özünde var olanı saçmalaştırır.

    yukarıdakilerin hepsi de saçmalık.
  4. bütün düşüncenin en yüksek çatışkısı, düşüncenin, düşünemeyeceği bir şey bulma çabasıdır.

    soren kierkegaard

    bu çabanın bir sonucu olarak ortaya çıkmış ifade olabilir.

    bir de olaya felsefi açıdan değil de, neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verirken faydalanacağımız bir motto olarak bakarsak, sözün bu yönden de bir mantığı var sanki.

    herhangi bir konu hakkında öğrendiğimiz yeni bir bilgi tamamen saçmaysa, ya gerçekten de saçmadır ya da konu hakkında daha şimdiye kadar öğrendiğimiz hemen hemen her şeyi yanlışlayıp yeni bir bakış açısı sunacak kadar mantıklıdır. bu yüzden belli ölçüde mantıklı şeylere inanmaktansa, tamamen mantıksız şeylere önem verip, olası bir paradigma değişikliğini kaçırmamaya çalışırım kendimce.