1. napolyon '' para para para'' diye bağırdıktan bir dakika sonra ali ağoğlu hemen oracıkta biter. ve

    - beni mi çağırdın napolyon ? der.

    - sen kimsin ki ? üstelik seni niye çağırayım ben ? der.

    - ne bileyim para deyince beni çağırıyorsun sandım.

    o sırada ağoğlu'nun ''ortanca hanımı'' arar.

    - ali neredesin aşkım ? bak para dolu yatağa hazırladım ve istediğin dolar kıyafetini giydim.

    - oouuvv iyi geliyorum hemen.

    napolyon'a dönerek.

    - abi beni ''ortanca hanım'' çağırıyor, anlarsın ya hadi görüşürüz. diyerek gider.

    etrafa bakınan napolyon ''kimdi la bu şimdi ?'' derken. çalılıkların arasından birini fark eder.

    - hey kimsin sen ? ortaya çık bakalım.

    - abi ben ash* pokemon yakalıyordum.

    - pokemon ? o nedir ki ? o arada misty* çıkarak adeta bir kezban edasıyla

    - hıı salak şey pokemonun ne olduğunu bilmiyor daha

    o sırada bizim sapık brook misty'nin kalçalarına bakarak.

    - ash bu misty'nin yüzü pek güzel değil ama kasa sağlam ha.

    - yine başlama brook bütün hemşireler bitti şimdide misty'e mi asılıyorsun.

    - yok be oğlum, hani yoklukta gider manasında söylüyorum.

    - tamam tamam kes sesini.

    napolyon abi kusura bakma senide rahatsız ettik.

    - estağfirullah gençler hadi siz işinize bakın.

    tam o sırada esra-ceyda kardeşler gelir ve.

    - ay az önce burada birisi para diye bağırıyordu.

    ash brook' a dönerek

    - al sana iki tane güzel ve aptal hatun.

    brook'un gözler kilitlenmiş

    - abi bunların ikisini yatağa atıp çatara çutara götüreceksin.

    ash ilk defa brook'a hak vererek.

    - hakikaten at gibi hatunlar yalnız.

    at lafını duyan segen yalçın hemen oracıkta bitiverir.

    - at mı ? hani nerede ?

    ash sergen yalçın' a dönerek.

    - abi sen olayı çok yanlış anladın. bu öyle at değil.

    - haa olsun ya bu konuda bizim uzmanlık alanımız sayılır.

    tam o sırada uzun bir adam gelir.*

    - sen kimsin ya ? nedir senin uzmanlık alanın ki ?

    o sırada napolyon '' noluyoruz amk'' diyerek etrafına bakınıyordu. uzun adam ise kendini miting meydanında sanıyor ve ''400' ü verin bu iş huzur içinde çözülsün'' diyor.

    tam o sırada feto ''allah bunların evine ateşler salsın'' diyerek, ortalarda dolanıyordu. o anda gök gürler ve şimşekler çakılıyor ve zeus meydana iniyordu.

    - noluyo la burada ? deminden beri sizi izliyorum. ne saçmalıyorsunuz burada ?

    uzun adam herkese dönüp;

    - bunlar pensilvanya'nın oyunları ama bizi yıkamayacaklar, milli iradeye sahip çıkacağız.

    alakasız bir şekilde nikola tesla ortaya çıkar ve zeus'a dönerek;

    - zeus az önce sen o yıldırımı nasıl attın ya ? diye sorar. zeus bu soru karşısında sadece susar. sonra aklına bir fikir gelen tesla '' benim aklıma bir fikir geldi '' diyerek oradan uzaklaşır. zeus ise

    - kim bilir yine ne çılgınca icat yapacak ? diye aklından geçirir. ilber ortaylı ağır adımlarla gelerek ve zeus'a bağırarak '' sen nasıl tanrısın '' der. ilber ortaylı'yı gören zeus

    - ooo reis sen mi geldin. hoş geldin, nerelerdesin yahu ?

    - sen onu bunu bırak da soruma cevap ver.

    - gel şurada sana bir çay ısmarlayayım hemde soruna cevap vermiş olurum.

    çay lafını duyan ismail abi

    - çay mı ? bana da dökün geliyorum ben

    bunu duyan erdal bakkal ise

    - ismail gel buraya çay sadece erdal bakkalda içilir.

    napolyon bu olayları şaşkınlıkla izlerken. ash brook ve misty' e dönerek '' burası karışacak vaziyet alın '' der.

    o esnada oradan geçen burak aksak ise

    ''ulan burada kimler var böyle, fantastik bir hikaye çıkar bundan, dur eve gideyim de bir senaryo yazayım.'' diyerek evine doğru koşarak gider.

    elinde gazozla biri gelmektedir. bu nuri alço'dan başkası olamaz ve esra - ceyda kardeşlerin yanına giderek.

    - kızlar birer gazoz içer miyiz ?

    - aa gazoz ne be ? bu devirde gazoz mu kaldı ?

    - viski de var evde buyurun bize gidelim.

    - oluuurrr. *

    uzun adam'ın dikkatini batıdan gelen bir ikili çeker. bunlar obama ile merkel'dir. uzun adam bunları görünce sinirli bir ifade ile merkel'e dönerek;

    -senin ne işin var bu adamla ?

    - uzun adam, seninle olan ilişkimde yürümeyen bazı şeyler vardı. bu sırada obama bana akıl verdi ve bundan sonra onunla birlikte olma kararı verdim.

    - hain kadın

    bu arada putin ortaya çıkar ve uzun adam' a dönerek;

    - eee uzun zamanında biz sana o kadar dedik

    - haklıymışsın putin, gel sana gidelim de bir şeyler içelim biraz kafa dağıtırız.

    ( putin iç ses ) '' gel bakalım seni bir kucağıma oturtayım ''

    bunları gören bona dea

    - bu akşam saat tam 22:00 da youreads yayınında olacağım herkesi beklerim.

    bunları gören abi

    - ulan bunların hepsini üye yapsam ve yarısı aktif olsa köşeyi döndük. der kendi kendine.

    ash ve arkadaşları ''ortam baydı, haydi pokemon yakalamaya gidelim'' der. ve koşarak uzaklaşırlar. bona ''yayın için hazırlık yapacağım'' diyerek gider.

    obama ve merkel helikoptere atlayıp gözden kaybolur. sergen yalçın ''birazdan koşu başlayacak'' diyerek. hipodroma doğru yol alır.

    abi ise napolyon' un koluna girerek ''sen az önce sanki para diye bağırıyordun'' diyerek. napolyon ile konuşarak giderler. gökten üç elma düşer ve kimse eremeden muradına bu saçma salak hikayede burada biter. bu hikayeden bir şeyler çıkarmaya gerek yok, bir yazarın sıkıldığında kafasından geçen hayaller bütünü sadece, herkese iyi günler efendim.

    edit: başlığı kimse okumuyor mu yoksa bana mı öyle geliyor.
  2. kaportacıda sürünsem bile okumam dedirtmiştir.
  3. bitmek bilmeyen bir hikaye, "artık başka biri daha bunu görmesin lütfen" dedirtmiştir.