1. sağlıklı beslenmek insanların pek işine gelen bir durum değil. merak etmeyin, yemek sektörü de bunun farkında. zorluklarına gelecek olursak;

    ** sağlıklı olacağını düşündüğümüz yiyecekler öyle elimizin altında kolayca bulunmaz. olanlar da ticari işletmelerin aşırı karları altında raflarda boy gösterir.

    ** zaman ayırmanız gerekir. büyük kentlerde yaşayanlar için zaman büyük kayıp ve yine en değerli kavramdır. dondurucudan çıkartıp ısıtmak mı yoksa hazır söylemek mi arasında gidip gelen bir aklın, açlıkla olan mücadelesi söz konusudur.

    ** çeşitlerin çok fazla olması ve iştah açıcılığın üst seviyelerde yer alması. avmler, buradaki yemek yerleri, hiper marketlerde bile artık gördüğümüz yemek mekanları.. her biri göz ile temastan sonra direk mide ile savaşa haline geçmemize sebep oluyor. iş çıkışı direnmek mesele.

    ** öğle yemekleri kabusu. pek çokları bu konudan muzdarip biliyorum. ya çok yemek seçilir ya da gelen yemek sevilmez, damağa hitap etmez. peki buna rağmen kaçınız vazgeçtiniz içinde bulunduğunuz durumdan? ben zorunda olmadıkça dışarıdan yemek söylemeyen biriyim ki öylesine bir yerden dahi söylemiş olsam, sindirim sistemin bundan olumsuz etkileniyor. tüm bu sebeplerden ötürü kendi yemeğimi ve dahi kahvaltımı hazırlar ofisime getiririm. *


    aklıma gelen bir kaç zorluğu sıralamaya çalıştım. bundan sonrasında sizin karar vermeniz gerekiyor. gerçekten kirli ve hızlı beslenmeye devam mı edeceksiniz yoksa buna karşı mı çıkacaksınız. üstelik biraz internete ayırdığınız vakti ya da diğer anlamsız işler için ayırdığınız zamanı kendiniz için değerlendirmiş olacaksınız fena mı?
  2. zaten diyetin de tek olumsuz yanı kas kaybı olmasından ötürü, bir işe yaramadığını anladığım sağlıklı beslenme önerisi.

    giden kilo yağdan değil de kastan gittiyse ortada sağlık felan yoktur arkadaşlar :)

    ekmeği şekeri kesmemelisiniz. oran azalmalı, protein beslenmelisiniz. dendiği gibi ekmek şeker kesildiği için, vücudunuz kasları yakıp enerjiye çeviriyor. siz yiyin karbonhidratı, proteini. spor yapın. protein kasa dönüşsün, karbonhidratlar enerjiye çevrilsin.

    iş çıkışı spora giden insanım, çevremde fast fooddan başka bir şey olmadığından çocuk gibi yanımda beslenme taşıyorum. hiç de utanmıyorum, sıkılmıyorum hehe
  3. belli dönemlerde yapılıp bırakılmayacak bir yaşam standartına dönüştürülmesi gereken şey ; ben üniversite yııllarımda jubilemi yaptıktan ( en sağlıksız yıllar ) sonra zamanla sağlıklı yaşam moduna geçtim bazen arkadaslarım ve ailem tarafından eleştiriliyorum çünkü biraz abartıldığım düşünülüyor.
    ama ben yemek için yaşayanlardan değil de yaşamak için yiyenlerdenim
    dipnot : çikolatadan asla vazgeçmem
  4. zordur.

    her köşe başında uyuşturucu satılan, radyoda televizyonda uyuşturucu reklamları dönen, sosyalleşmek için bile uyuşturucu kullanmanız gereken bir ortamda, bir uyuşturucu bağımlısı için uyuşturucuyu bırakmak ne kadar zorsa, modern hayatta da sağlıklı beslenmek o kadar zordur.

    insanın kendi kendine uydurup sonra da çözüm aramak zorunda kaldığı garip bir zorluktur.
  5. benim anlamadığım nokta şu; sanki sağlıklı beslenmek çok kolay bir şey de insanlar bunu tercih etmiyor gibi bir algı var. hadi bir dene bakalım sağlıklı beslenmeyi nasıl yoruluyorsun görelim.

    ekmek, makarna, pirinç pilavı, şekerli tüm şeyler, paketlenmiş şeyler, yanmış yağlar, dışarıda yenilen tüm dürüm ekmek arası şeyler, mevsiminde olmayan sebze meyveler, koruyucu madde içeren şeyler, ayran su maden suyu hariç tüm içecekler, dondurma pasta börek alayı, fabrikasyon tavuklar, fermente sucuklar uzayıp giden bir zararlılar kanserojen listesi.

    geriye ne kalıyor? peynir, yumurta, et, kuruyemiş, mevsiminin sebzesi. etin kilosu olmuş bilmem kaç, kuruyemiş zaten altın gibi gramla satılıyor, peynir etle yarışır.

    sağlıklı beslenme zengin işi bence. yapabilmek biraz da aç kalabilmeyi gerektirir. psikolojik anlamda da zevk unsuru yaratmak gerek sonuçta cips kola yoksa hayatında tatmin edici bir şeyler olmalı. kısacası güzel hoş ama kolay da değil.
    abi
  6. artık bu konularda konuşan o kadar çok kişi var ki, içinize nasıl siniyorsa öyle bir yaşam kalitesi belirliyorsunuz.. light diye bize sürekli dayatılmaya çalışılan pek çok üründe şeker, tatlandırıcı var mesela.. yani ben hem şekerden vazgeçmek istiyorum hem de şeker tadında besinler tüketiyorum, ama şu kadar az kalorili.. bu nasıl bir mantıkla açıklanır bilmiyorum açıkçası.. o minik diyet yoğurtlar falan tırı vırı geliyor bana bu yüzden..
    atıştırmalık adı altında yine şeker, tuz tadını yoğun hissettiğimiz ürünler.. ve geneli dikkat ederseniz paketli, işlenmiş gıda.. bu tür gıdaların hayatımıza bu kadar çok girmesinde ben bim, a101.. gibi zincir mağazaların etkili olduğunu düşünüyorum açıkçası.. dondurulmuş ürünlerin de bu bağlamda ne kadar kötü bir gıda olduğunun altını çizmek lazım..
    yani aslında sağlıklı beslenmek şu an büyük şehirlerde zor evet.. çünkü zamanı kullanılmak sorun, 24 saat yetmiyor.. hal böyle olunca yeme içme çar çabuk yapılması gereken bir iş oluyor. burada da işlenmiş gıdalar çoğu zaman devreye giriyor.. haa takip ettiğim sağlıklı beslenme adına yayın yapan kanallar vs de de gördüğüm son derece yüksek fiyatlı ve genelde erişimi zor bilmem ne unu, yağı, cart curt.. şimdi böyle bir durumda insanlar bunu da ilave bir masraf olarak görüyor haliyle.. bunu da sevmiyorum açıkçası. benim kısıtlı şartlarda bir şeyler yapmam gerekiyorsa bunun açılımı onlar olmamalı..
    aslında kısaca aklıma geldikçe söylemek istediğim;
    *işlenmiş gıda tüketmeyin.
    *yoğurt mayalamak güzel ve biraz hayatınıza hareket kadar, deneyin.
    *mevsiminde meyve yiyin ama kararında yiyin.. kimi meyve çok şeker ihtiva ediyor unutmayın..
    *karbonhidrat bağımlısı olduğunuzu kabul edin ve unlu mamüllerden uzak kalın.
    *daha az tavuk, şu an mevsimi olması sebebiyle daha çok balık tüketin.
    *su içmek için bahane yaratın.
    *düzenli uykunun önemini idrak edin.. gece yarılarında uyumak cidden hem sağlıksız hem marifet değil..
  7. dünyanın en güzel şeylerinden biri. ben biraz da zorunluluktan yapıyorum ama zorunda olmasam da bozmam artık düzenimi. sanıldığı kadar da abartı bir durum değil. günlük yaşam kalitenizi çok etkiler ayrıca.

    lifli şeyler yemelisiniz. bu sayede hem bağırsaktaki bakterileri besleyip açlık yaşamazsınız hem de bağırsak hareketleriniz düzene girer.

    kızartma yemeyin. ne vitamin kalıyor ne başka bir şey. bir sürü pişirme yöntemi varken kızartma yapmak manasız.

    her gün bir kase yoğurt yiyin. mümkünse evde mayalanmış olsun. bağırsaktaki yararlı bakterilere faydalı olduğu gibi zararlıları da öldürür.

    meyve yiyin. mevsiminde ve taze meyve kadar doyurucu ve sağlıklı bir şey yoktur. gün içindeki ufak acıkmalarda saçma sapan abur cuburlardansa meyveler daha güzeldir.

    midenizin boş olması acıktığınız anlamına gelmez. midenizin boş kalmasının ne kadar rahatlatıcı bir şey olduğunun farkına varın. sürekli bir şeylerle doldurmayın.
    jimi