1. içerisinde fast food bulunmayan beslenme biçimidir. çok fazla detaya girmeden istanbul'da yaşayan bir insanın günlük beslenme bilgisini paylaşmak istiyorum.

    et üzerine kurulu işletmeler
    fast food üzerine kurulu işletmeler
    ev yemekleri üzerine kurulu işletmeler
    un mamulleri üzerine kurulu işletmeler
    vegan/vejeteryan üzerine kurulu işletmeler
    lüks tüketim üzerine kurulu işletmeler

    et üzerine kurulu işletmeler:
    dönerciler, kebapçılar, tavukçular, balıkçılar, et lokantaları.

    fast food üzerine kurulu işletmeler:
    burgerciler, pizzacılar, büfeler

    ev yemekleri üzerine kurulu işletmeler:
    önceden pişirilmiş çok sayıda yemek çeşidi bulunduran işletmeler.

    un mamulleri üzerine kurulu işletmeler:
    tatlıcılar, simitçiler, fırınlar,

    vegan/vejeteryan üzerine kurulu işletmeler:
    sayıları az olmakla birlikte belirli bir kalıba sokamadığım işletmeler

    lüks tüketim üzerine kurulu işletmeler:
    yüksek gelirli kesime hitap eden, bünyesinde çok sayıda çeşit bulunan işletmelerdir, konseptleri gereği belirli mutfaklara odaklanırlar.

    yukarıda bahsedilenlerin dışında kendi gıdasını kendi üreten/pişiren insanlar da vardır pek tabi.

    vegan/vejeteryan dışında sağlıklı yemek bulabilmeniz imkansıza yakındır istanbul'da.
    en lüks tüketim yerlerinde bile sağlıklı gıdaya ulaşmak zor olabiliyor.
    sağlıklı gıda derken hijyen ve gıda kalitesi olarak düşünmek lazım.
    hijyen malum rezalet bir seviyede. gıda işletmelerinde çalışan insanlar bunu mutlaka görürler. gıda kalitesi ise daha da rezalet seviyede.

    peki bir insan nasıl sağlıklı beslenir.
    kahvaltıda şekerden ve hamurdan mümkün olduğunca uzak durarak başlanabilir. işte bir kaç kahvaltı önerisi:
    *kendi mayaladığınız yoğurda meyve doğrayarak yapılabilir
    *beyaz olmayan ekmek ile hazırlanan et ürünleri içermeyen tost ile
    *kendi yaptığınız fıstık ezmesi vs tarzı besinler ile
    *içerisinde şeker bulunmayan ve az miktarda ekmek içeren, yaratıcılığınıza kalmış bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz.

    öğle yemeği için:
    *içerisinde patates kızartması, pirinç ve ekmek bulunmayan, mümkünse fast food olmayan, sebze ağırlıklı, az yağlı gıdalar tercih edilebilir.

    akşam yemeği için:
    *mümkünse kendizin hazırladığı sebze ağırlıklı, yanında tatlı seçeneği olmayan, yaratıcılığınızı konuşturmanız gereken yemeklerdir.

    neden özellikle belirli tarifler vermekten kaçındığımı belirteyim. çünkü düşünmenizi istedim. kendi yaratıcılığınızın farkına varmanızı istedim. acaba ne pişirebilirim ya da acaba ne yiyebilirim diye düşünürseniz hem kafanızı dağıtıp sizi rahatlatacak bir uğraşa hem de yeni şeyler denemenin verdiği heyecana ulaşmış olursunuz.

    notlar:
    * şeker, şekerli hamur tatlıları, şekerli süt tatlıları, şekerli içecekler, hamur işi, her türlü nişasta kaynağı(patates, pirinç vs) tuz gibi ürünleri tüketmeyi bırakın, ölmezsiniz.

    ne yiyelim ulan biz diyecekler için:
    pazarlara gelen köy sütlerinden alın 5 litrelik, az miktarda köy yoğurdu alın. şimdi eve gidip büyükçe bir tencereye sütü boşaltıp pişirmeye başlayın. kaynamaya başladıktan sonra altını kısın ve 5 dk daha pişirin. sonra süt dolu tencereyi soğumaya bırakın. bu evrede isterseniz sütün kaymağını alıp dolapta soğutup tüketebilirsiniz. sütün sıcaklığını sürekli kontrol edin. serçe parmağınızı tencerenin tam ortasına batırarak sıcaklığı kontrol edebilirsiniz. mayalanma için parmağınızı yakmayacak kadar soğuk ancak hissedilir derecede sıcak olması gerekir sütün. bu noktaya geldiğinde içerisine bir ya da iki kase kadar köy yoğurdundan ekleyin ve üzerine kapak kapatmayın. ancak toz girmesini önlemek için makarna süzgeçi koyabilirsiniz. bir kaç defa yaptıktan sonra kendi damak tadınıza uygun yoğurdu bulacaksınız.

    kendi ezmenizi yapın:
    *yer fıstığı ceviz fındık vs ürünleri blenderda 10 dk kadar çekerek sürülebilir kıvama getirebilirsiniz. içerisine istediğiniz miktarda, tarçın, hindistan cevizi kuru üzüm dut vs koyabilirsiniz. ancak şeker koymamanızı tavsiye ederim.

    şimdilik aklıma gelenler bu kadar. isteyen uygular istemeyen uygulamaz. buradaki tavsiyeler bilimsel araştırmalar sonucu değil kendi deneyimlerim sonucu oluşturulmuştur.
    ve sadece; ekmek, şeker ve şekerli içecek tüketmeyi bırakarak 6 ay içinde 110 kilodan 80 kiloya indim. ve yaptığım kan, hormon vs testleri sonucu hiçbir olumsuz etki bulunamadı. tek olumsuz yanı kas kaybı oldu. bunu da spor yaparak giderebilirsiniz sanırım.
  2. sağlıklı beslenmek insanların pek işine gelen bir durum değil. merak etmeyin, yemek sektörü de bunun farkında. zorluklarına gelecek olursak;

    ** sağlıklı olacağını düşündüğümüz yiyecekler öyle elimizin altında kolayca bulunmaz. olanlar da ticari işletmelerin aşırı karları altında raflarda boy gösterir.

    ** zaman ayırmanız gerekir. büyük kentlerde yaşayanlar için zaman büyük kayıp ve yine en değerli kavramdır. dondurucudan çıkartıp ısıtmak mı yoksa hazır söylemek mi arasında gidip gelen bir aklın, açlıkla olan mücadelesi söz konusudur.

    ** çeşitlerin çok fazla olması ve iştah açıcılığın üst seviyelerde yer alması. avmler, buradaki yemek yerleri, hiper marketlerde bile artık gördüğümüz yemek mekanları.. her biri göz ile temastan sonra direk mide ile savaşa haline geçmemize sebep oluyor. iş çıkışı direnmek mesele.

    ** öğle yemekleri kabusu. pek çokları bu konudan muzdarip biliyorum. ya çok yemek seçilir ya da gelen yemek sevilmez, damağa hitap etmez. peki buna rağmen kaçınız vazgeçtiniz içinde bulunduğunuz durumdan? ben zorunda olmadıkça dışarıdan yemek söylemeyen biriyim ki öylesine bir yerden dahi söylemiş olsam, sindirim sistemin bundan olumsuz etkileniyor. tüm bu sebeplerden ötürü kendi yemeğimi ve dahi kahvaltımı hazırlar ofisime getiririm. *


    aklıma gelen bir kaç zorluğu sıralamaya çalıştım. bundan sonrasında sizin karar vermeniz gerekiyor. gerçekten kirli ve hızlı beslenmeye devam mı edeceksiniz yoksa buna karşı mı çıkacaksınız. üstelik biraz internete ayırdığınız vakti ya da diğer anlamsız işler için ayırdığınız zamanı kendiniz için değerlendirmiş olacaksınız fena mı?
  3. sağlıklı beslenme ne yazıkki günümüz toplumunda öncelikle belli bir gelir seviyesini ön koşul olarak gerektirmekte. kahrolsun fast food, yaşasın şevketi bostan, slow food.
    mesut
  4. zaten diyetin de tek olumsuz yanı kas kaybı olmasından ötürü, bir işe yaramadığını anladığım sağlıklı beslenme önerisi.

    giden kilo yağdan değil de kastan gittiyse ortada sağlık felan yoktur arkadaşlar :)

    ekmeği şekeri kesmemelisiniz. oran azalmalı, protein beslenmelisiniz. dendiği gibi ekmek şeker kesildiği için, vücudunuz kasları yakıp enerjiye çeviriyor. siz yiyin karbonhidratı, proteini. spor yapın. protein kasa dönüşsün, karbonhidratlar enerjiye çevrilsin.

    iş çıkışı spora giden insanım, çevremde fast fooddan başka bir şey olmadığından çocuk gibi yanımda beslenme taşıyorum. hiç de utanmıyorum, sıkılmıyorum hehe
  5. belli dönemlerde yapılıp bırakılmayacak bir yaşam standartına dönüştürülmesi gereken şey ; ben üniversite yııllarımda jubilemi yaptıktan ( en sağlıksız yıllar ) sonra zamanla sağlıklı yaşam moduna geçtim bazen arkadaslarım ve ailem tarafından eleştiriliyorum çünkü biraz abartıldığım düşünülüyor.
    ama ben yemek için yaşayanlardan değil de yaşamak için yiyenlerdenim
    dipnot : çikolatadan asla vazgeçmem
  6. zordur.

    her köşe başında uyuşturucu satılan, radyoda televizyonda uyuşturucu reklamları dönen, sosyalleşmek için bile uyuşturucu kullanmanız gereken bir ortamda, bir uyuşturucu bağımlısı için uyuşturucuyu bırakmak ne kadar zorsa, modern hayatta da sağlıklı beslenmek o kadar zordur.

    insanın kendi kendine uydurup sonra da çözüm aramak zorunda kaldığı garip bir zorluktur.