1. sanat sanat içindir anlayışına ta en başından beri karşı çıkan biri olarak sanat filmlerindeki zorlamalığın karşısında tiksinti duyuyorum. anlamlı olması beklenen ancak saniyelerce ve hatta bazen dakikalarca bilince hitap eden görüntülere bakmak sıkıcı gelmekle birlikte düşünceyi bölecek güce erişemediği için de zaman kaybı içerisindeyim baskısıyla yüz yüze bırakıyor.

    ne anlattığından çok nasıl anlattığı ön plana çıkıyor ki bu da benim gibi maymun iştahlı tipler için açılan filmin 15-20. dakikasında kapatılması demek oluyor. neyse ki kimse bu filmleri benim için yapmıyor da sorun yaşamıyoruz.
  2. sanat filmlerinin mottosu sabrın sonu selamettir olduğundan sabırsız bünyelerin vardığı sonuçtur. oysa yaprağın sesi, suyun bir 10 dakika şırıltısı.. bunlar güzel şeyler.
  3. itmez. itse yerimizde duramayiz :) isin asli bircok kisi boyle dusunuyor. bi tuyo vermek isterim. bir zamanlar anadolu'da filminde farkettigim bisey var. sesler sahnelere gore baskin veya boguk geliyor. hangi karakter acisindan yaklasmanizi istiyorsa onun icin onemli olan ses baskin geliyor.

    filmden ornek!---- spoiler ----!

    cenaze ile hastaneye gelinme sahnesinde polisler kadrajdayken halkin sesi baskin oluyor. firat tanis kadrajdayken halkin sesi boguklasiyor. anlasilmaz oluyor.

    !---- spoiler ----!

    sahneler de o karakterin o sirada kendi varolusunu, hissettiklerini yansitmasi; yani kendinizi tekrar o karaktermis gibi hissetmeniz, konumlandirmaniz icin yapiliyor.

    tabi o ruzgarli yaprak ucmali sahneler sizi ve karakteri daha fazla romantize ederek karakterin varlik sinirlarina "yumusakca" itiyor.

    sanat filmleri iyidir guzeldir. itmez itse yerimizde duramayiz. :)
  4. itmek bir yana içine çekiyor. belki de sanatı çok da yorumlayamadığımdandır. kendimi tek tek tüm karakterlerin yerine koyup, empati kurup, anlamaya çalışmaktan helak oluyorum.
    parov
  5. bir filmi, heykeli, tabloyu algılayabilmek için bilgi lazım. sanat estetik zevk gerektirir bilgi de neymiş diyenler çıkacaktır şimdi de. neyse öncelikle o bilgiye, o derinliğe ulaşmadan anında kötülemekle bir yere varamazsın. bir filmi oluşturan gerçekleri kavradığın halde o filmi sevmiyorsan o zaman tartışmaya başlanır. konstrüktivizmi, camera obscurayı, yapım olarak filmin ne anlama geldiğini kavradım da eleştiriyorum diyenlerin önünde saygıyla eğiliyorum.
    sezgi
  6. sanat filmi tanımlaması kadar itici değildir.
  7. öncelikle şuna bir açıklık getirelim sanat olayı sinema sektörünün genelidir bir icra vardır senin bahsettiğin sıkıcı olduğunu düşündüğün nokta bağımsız filmlerdir.

    bağımsız filmlere gelecek olursak çevremde benim kadar bu tarz filmler izleyen birini görmediğim için tercih edilmeyen bir sinema kategorisi olduğunu kabul edebilirim ama sen buna gelip itici dersen bunu kabul etmem. etmeye gerek yok çünkü bu herhangi bir dili anlamadan bilmeden onu okuyup saçma sözcükler duyduğunda onu itici bulman gibi birşey. sen sinemadan onun vermek istediği tekniklerden anlamıyorsan o kadar verilmiş emeği tek başlıkta harcamak büyük saygısızlık ve ayıp olur.

    burdan her filmi izleyip beğeniyorum gibi bir anlam çıkartmak doğru olmaz tabi, benimde izlerken sıkıldığım filmler oluyor arada. bu sıkıcı olma durumu onu itici yapmıyor, teknik açıdan seyirciyle iletişim zayıflığı olduğunu gösteriyor.ha sen şimdi buraya gelip sanat filmi dediğin türden grand budapest hotel'i itici buluyorsan o da senin algının zayıflığı olur.

    birde şu açıdan bakabiliriz bazı sinema öyküleri durum bazıları olay üzerine kuruludur. durum filmleri daha durağan olabilirken, olay filmleri genel olarak daha seri ilerler. sen bu farkın varlığına emin olduktan sonra tabi ki istediğin türe göre film izleyebilirsin ama buna itici dersen olmaz kardeş; adam o filmi çekmek için nelerini veriyor sen onu iki klavye harfleriyle harcıyorsun.