• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
sandık gözlemcisinin uzun günü - italo calvino
italyan edebiyatının büyük ustası ltalo calvino sıradan bir seçim gününde başlayan ve biten sandık gözlemcisinin uzun günü'nde kahramanı komünist partili amerigo ormea'nın kişiliğinde o bir tek günde açığa çıkan sorunları işlerken; idealler, siyaset, bürokrasi, erdem, insan ruhu ve doğası, aşk gibi gündelik olandan temel olana kadar birbirine geçen bir sorgulamaya ayna tutuyor. (idefix)
  1. bir kış gecesi eğer bir yolcu'suna hayran kaldığım italo calvino'nun rastgele seçtiğim bu kitabını 7 haziran 2015 genel seçiminden önce okumuş olmam pek manidar oldu. koltuk, güç veya iktidar uğruna vermeyecekleri bir şey olmayanların yaptıkları ne kadar mide bulandırıcı her yerde. faşistlerin bütün iğrençliklerinin yanısıra gözlem sırasında hayatı, ideolojileri ve kendini sorgulayan amerigo aracılığıyla sıradışı fikir ve tespitlerini sunan calvino'yu okumak, yine yeniden çok keyifliydi.

    demokrasi ile ilgili şu tespit beni benden aldı:

    "demokrasi yurttaşların karşısına bu gösterişsiz, renksiz ve basit kıyafetlerle çıkıyordu. amerigo bazen bunu olağanüstü güzel bulurdu; her türlü debdebe, şatafat ve gösterişin önünde eğilip dalkavukluk edilen italya'da, bu manzara ona dürüst ve ağırbaşlı bir ahlak dersi gibi geliyor, bunu, süs püsten uzak dış görünüşü yüzünden demokrasiyi aşağılayabileceklerini düşünen faşitlerden sessiz ve sonsuz bir öç alma sayıyordu.
    ...
    uzun lafın kısası, demokrasinin kurallarını pek önemsemeyen iki ayrı kesimdiler ama her ikisi de onun en tutkulu bekçileri, en somut örnekleri olduklarına inanmıştı."

    ve sözde özgürlüklerimizle ilgili cümleler:

    "amerigo, bu insanlara, zorla kabul ettirilen sözde özgürlükte, acaba gerçek özgürlüğün habercisi bir kıvılcım var mı, diye içinden geçirdi. yoksa bu yalnızca bir yanılsama, ancak bir an için kendini gösterip bir adı olduğunu tanıtlama mıydı?"

    calvino'nun önsözünde de bahsettiği üreme sorumluluğu ile ilgili fikirler, çıkmazlar:

    "insanların büyük bir kayıtsızlıkla üreyip çoğalmaları kadar onu sinirlendiren başka bir şey yoktu, üstelik aç ve geri kalmışlıklarına oranla daha çok çocuk yaparlardı; hem istedikleri için değil, doğanın işine karışmama alışkanlıklarından, ihmal ve dikkatsizlikleri yüzünden."

    sonuç: demokrasiye, seçimlere, faşitlere, komunistlere, marx'a, hegel'e, sorgusuz sualsiz üreyip duran insanoğluna, 'ya hep ya hiç'çiliğie çaktığı selamlarla cüssesinden * fazlasıyla ağır olan bir kitap.

    hep başıma gelen, ama şimdiye kadar hiçbir kitapta, filmde karşılaşmadığım durumun ifadesi:

    "hani bazen, her şeyi anladığımızı sandığımız anlar olur ya, ama daha anladıklarımızı dile getiremeden aklımızdan geçenler uçar gider."

    ve hayatımın özeti olan şu satırlar:

    "her zaman aşırıya kaçan, en uç noktaları bağdaştırmaya çalışan amerigo hem durmadan çatışmak ve savaşmak hem de aynı zamanda, her şeyin ötesindeki bu dinginliğe kavuşmak istiyordu.. ne istediğini o da bilmiyordu; sadece herkes gibi kendisinin de, sürmeyi arzuladığı yaşamdan ne denli uzak olduğunun bilincindeydi."