1. kaderin çabalarımız dışında da bizim lehimize olması şanstır, diyebilirim. leh veya aleyh söz konusu olduğundan özneldir.

    nesnel olanı için: (bkz: rastlantı)

    ikinci bir tanım: rastlantının iyi veya kötü yorumudur.

    devam edecek olursam:

    diyelim ki bir futbol maçında kötü oynayan takım kazandı. kararları yanlıştı, yöntemleri yanlıştı, eylemleri yanlıştı... ama yine de maçı kazandılar. sonuç lehteydi. böyle durumlarda "şans bizden yanaydı" denir. bu da gösterir ki yanlış yapmak olumsuz sonuç alacağınızı kesinlemez. her şeyi yanlış yapsanız bile kazanma ihtimaliniz bulunur. ama ne kadar yanlış yaparsanız lehte bir sonuç elde etme olasılığınız o kadar düşer.

    ayrıca;

    (bkz: #24342)
  2. tanrı olsa inanırdım. iyi bir hayatının olup olmamasında çok önemli bir faktör.
  3. bir çeşit yanılgı. insan zihninin hesaplayamadığı olasılıklar için verilmiş güzel isim.
  4. henüz ekmeğini yiyemediğim şeydir.arada gülüyorsa da ağzıyla olmadığı kesin.
  5. türkiye'de yaşamakla eş anlamlıdır. ucu ucuna yaşıyoruz.
  6. kaybeden biri uydurmuştur, bahanedir.
  7. ne desem boş. üzgünüm.

    "ulan o kadar derdimiz var, şans konusundaki bu boktan derdini seveyim" diyebilirsiniz de. ya da "yuh bu şarkı aynı beni anlatıyor" tadında bir hissiyata girmeniz de olası. kız arkadaş edinme konusunda eskiden çabasızdım ve oturduğum yerden bir şeylerin olmasını bekledim. moral bozuklukları vs. tam bir post-ergenlik dönemi...

    sonra dedim bu iş böyle olmaz. son iki senedir gayet sosyal bir hayat yaşıyorum. ancak gel gelelim ilgili konuda hala bir ilerleme kaydedemedim. çünkü bu sefer başka bir faktör önüme çıktı: "şans".

    pek çok farklı koldan denedim şansımı, olmadı (ya da olmuyor). pekala çok fazla örnekle anlatabilirim. gereği yok ama bence. bugün iki kere "piç" olmanın gerekliliğini gördüm. hayır, "piç" değilim ve "piç" olmam lazım derken burada ne kendime bir görev biçtim ne de ezik bir tipim.

    ikinci olay benim umudumu gömen olay. arkadaşla bir mekanda bir kaç bira içiyoruz. sağ ön çaprazda erkekli masaya kızlar geldi. erkeklerden biri kızlardan biri ile tanışıyor anladığım kadarıyla. neyse.

    ben kızlardan birini beğendim. kızın arkası bana dönük olmasına rağmen bir şekilde temasa geçebildim kendisi ile. bu arada masadaki ön plana çıkmayı seven bir arkadaş kız ile durmadan ilgileniyor. zaman böyle geçti. teması kaybettim. bir stereotype'a ilk rauntta yenildim.

    bütün akşam dedim ki "ulan bu kızla bir şekilde tanışmam lazım". tanışamadım ama edindiğim bazı bilgilerle kıza nihayetinde facebooktan ulaşmak adına mesaj attım az önce. merak edenler için eleman kız ile ilgilendikçe, ona sorular sordukça ben anahtar kelimeleri yakaladım kızın cevaplarından. google'da aradım, soyadını buldum. biralar bitti, mekandan kalktık. eleman zaten iyice düz ara koşmaya başlamıştı. ben de mekandan ayrıldıktan sonra "o" mesajı attım.

    mesajı atarken vpn ile bağlandım. bir stereotype'a ilk adımları kaptırdım. mesaj ulaşır mı bilmiyorum evden internete şu anda bağlanamıyorum bile. olacağı varsa bile internet gg yani. bu durumda her türlü kayıp gibi duruyor benim adıma.

    ben şansı, yokluğu ile tanımlıyorum. hikaye çok sıradan, biliyorum. anlatmasak sırtımızda yük. ben yükleri taşımaktan yoruldum. eşlik eden tüm "şanssız" arkadaşlara teşekkür ederim.

    edit: adamlar grubunu çok severim. şu şarkısı ayrı güzel.
    adamlar-şakacı birisin sen
  8. bende hiç olmayan
  9. olmayan bir şeydir.

    eğer olsaydı geleceğe doğru yorumlamamız mümkün olurdu kendisini.

    örneğin birisi "ben çok şanslıyım ya" deyip hayatı tamamen oluruna bıraksa belki de hayatının içine edecektir.
  10. önümüzdeki şu iki üç gün için o kadar çok ihtiyacım var ki anlatamam. lütfen çalıştığım yerden sorun lütfen. sonra uğursuz halime dönebilirim. hiç sorun değil alışıklar bana