1. farklı dilleri konuşanların farklı düşünce dünyaları olduğunu öne süren kuram.
    beid
  2. kuramın özeti:
    eşya ve hadiselerin algılanışı dile yani kelimelere sıkı sıkıya bağlıdır.
    kalba
  3. edward sapir ve öğrencisi benjamin lee whorf, evrensel bir yapı ve süreç aramak yerine dilin farklı düşünce yolları/sistemleri geliştirdiğine inanıyorlardı. dillerin dilbilgisi kategorileri o dili kullanan kişilerde belirli bir düşünce tarzına yol açtığını, insanların düşünme kalıplarını etkilediğini ve belirlediğini öne sürdüler. mesela, ingilizcede toplumsal cinsiyet ayrımı varken (he, she, it/his, her, its) fransızcada ve ispanyolcada daha gelişmiş cinsiyet ayrımı vardır. sapir-whorf hipotezine göre, anadili ingilizce olanlar, anadili fransızca ve ispanyolca olanlara göre kadın ve erkek arasında daha az ayrım yapar. hopi indian dili ve ingilizceye bakıldığında, ingilizce zamanı geçmiş, şimdi ve gelecek olarak üç bölüme ayırırken, güneybatı pueblo bölgesinde konuluşan hopi dilinde aynı üçlü sınıflandırma yoktur. whorf bu özellikten dolayı hopi dili konuşanların zamanı ve gerçekliği algılamalarının ingilizce konuşanlardan farklı olduğunu ileri sürmüştür. aslında dil ve düşünce arasında bu bağa sanırım kültür faktörünü de eklemek gereklidir hatta kültürel değişikliklerin düşünce ve dilde değişim yarattığı daha doğru bir ifadedir bence.
  4. okuduğum bir kitapta (tam olarak bu kuramdan mı bahsediyordu bilemiyorum) ingilizce konuşan bir insan ile çince konuşan bir insanın beyninde o sırada uyarılan alanların boyutu ve yeri çok farklıydı (çince konuşan kişide daha büyük bir alan uyarılmıştı eğer boyut bir önem arzediyorsa). bu bile bu kuram açısından dikkat çeken bir gerçek.
    okuduğum kitap sinan cananın kimsenin bilemeyeceği şeyler kitabıydı merak edenler için.