1. çok enteresan bi akşam oldu. içimi buraya dökeceğim.

    akşam yemeğini yedikten sonra hem yürüyüş yapayım hem de bi sigara içeyim diyerek evden çıktım. bizim sitenin arka kapısı ırmak kenarı gezi yoluna çıkıyor. balkonlarda boş bir bank vardır belki umuduyla yürüyüşe başladım. nedendir bilinmez, şarkı dinleyerek sigara içesim geldi bi anda. kulaklıklarımı da almamıştım yanıma, bu yüzden tenha bi balkon aramaya koyuldum.

    yedi sekiz bank geçtim ama nafile, sokak tıklım tıklım. irmağın karşı tarafındaki yürüyüş yolu da restore ediliyor bayağıdır, sadece toprak var. köprüden geçeyim de orda oturayım hem tenhada olur hem turn the page dinlerim hem sigaramı içerim dedim.

    oturdum, şarkımı açtım. bi sigara yaktım, ..smoke the days last cigarette.. kısmında telefonum çaldı. melih arıyordu, laflamaya başladık. irmağın kenarından beni farkettikten sonra yolunu değiştirip direkt bana doğru gelmeye başladı birisi. uzağı pek seçemediğimden tanıdık herhalde dedim. ama ister istemez irkildim de. tenhaydı, her kimse doğrudan bana geliyordu.

    yakınlaşınca tanımadığımın farkına vardım, 1.70 boylarında muhtemelen ellibeş - altmış kilo bir adamdı. rahatladım biraz, fiziksel olarak bariz üstündüm. kuş uçmaz kervan geçmez bi yerde ister istemez her ihtimali düşünüyorsunuz. bir yandan da arkadaşla laflıyorum. cebindeki şarap şişesini farkettikten on saniye sonra şu şekilde bi diyalog başladı;

    a: kardeşim ayıp olmazsa bir şey rica edebilir miyim senden ?
    b: tabi ki.
    a: bana bi tane sigara verebilir misin ?
    b: buyur abi al.
    a: ateş de istesek ayıp olur mu?
    b: yok abi ne ayıbı.
    a: şarap aldım da ben, sigara alcak param kalmadı.
    b: ...
    a: ister misin şarap ?
    b: teşekkür ederim abi almayayım ben.
    a: niye yahu?
    b: kullanmıyorum abi ben.
    a: ne güzel.. benim de kafam güzel.. sabahçıyım da ben. (?) çok özür dilerim telefon konuşmanı da kestik ama.. rahatsızlık verdiysem beş on metre öteye oturayım ?
    b: yok abi estağfirullah, ne rahatsızlığı.
    a: neyse ben yine de gideyim de, sende rahat konuş telefonla.
    b: nasıl istersen abi.
    a: sigara için çok teşekkür ederim, içki de çarptı zaten. ayıp ettiysek affet, hadi allaha emanet.
    b: keyfin güzel olsun abi, hadi eyvallah.

    çakırkeyifti bu abimiz. ama öyle naif öyle kibardı ki. üzüldüm haline, yürümeye başladım bende. melih de diyaloğa misafir tabi, yine bulmuşsun bi arkadaş yokluğumda dedi.

    telefonda laflayarak yaklaşık bir buçuk iki kilometrelik bi u dönüşü yaptıktan sonra aynı köprüde bi kalabalık gördüm. beş altı tane de polis. noolmuş diyerekten yanaştım. bir de ne göreyim, az önceki abi kanlar içerisinde oturuyor köprünün ortasında. ağzını burnunu kırmışlar, bıçaklamışlar da muhtemelen. yerde çok fazla kan var. polis nolduğunu soruyor, abim de yanıtlıyor.

    "ya polis abi bi şey yapmadım ki ben. şarap içiyodum tenhada, yalan olmasın bi de sigara içtim. sigarayı alcak param yoktu abi bi gençten aldım. ayıp oldu ona da elimde şişe gittim yanına, konuşması da bölündü. sonra o gitti abi, o gidince dört beş çocuk geldi abi burda içki mi içiyon lan sen dediler onlar yaptı abi. ben kimseyi rahatsız etmedim abi onları da etmedim. valla etmedim. ama hepsinin allah belasını versin. ( küfürler ) .. "

    sonra ambulans geldi. bindirdiler şarapçı abiyi. götürdüler.. bi şeyi yoktur inşallah..

    insanlığa darıldım be sözlük. burda dostluk kurduğum insanlar bıraktığından beri doğru düzgün yazmamıştım, bunu yazmadan edemedim. bazı insanların kalpleri çok temiz.

    kafam da bayağı dağınık aktaramadım belki tam olarak ama.. öyle işte.
    kuz
  2. belki de gadanı almış senin...işi rast gitsin