• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.33)
scener ur ett aktenskap - ingmar bergman
marianne ve johan’ın on yıllık evliliklerini masaya yatıran film, çiftin ayrılıklarını, evlilik dışı ilişkilerini, barışıp yeniden ayrılmalarını ve en nihayetinde de boşanmalarını konu ediyor. boşandıktan sonra bile birbirinden kopamayan marianne ve johan çiftinin her görüşmeleri ayrı bir kavgayla sonuçlansa da birbirlerine olan sevgileri şartlar ne olursa olsun galip geliyor. film evlilik hayatıyla ilgili çok önemli kelamlar ederken aynı zamanda izleyiciyi psikolojik olarak marianne ve johan’ın ilişkisine hapsediyor. başta woody allen olmak üzere birçok yönetmeni etkileyen bergman’ın bu filmi aynı zamanda en iyi yabancı film dalında altın küre sahibi.
  1. toplum, evlilik, ilişki, aile çarklarının içinde ruhlarını rol, statü, konfor kavramlarına satmış iki çiftin sahte mutluluklarını fark etme ve ruhlarını özgür bırakma hikayesi.

    kadın erkek ilişkilerini bergman’ın filmlerinde aşina olduğumuz yakın el ve yüz planları, güçlü diyaloglar ile oda sineması tarzında ve bir belgesel tadında anlatan film.

    bergman kamerayı önce dışarıdan "güven, düzen, konfor, sadakat; evet utanılacak kadar mutluyuz" diyen çiftin üzerine tutuyor, sonra da bu iki karakterin adeta bir psikanaliz yaparcasına içlerine…

    yaşamayı unuttukları erdem, zaaf, acı, sevinç, aşk, tutku gibi insani duyguları sorgulatıyor bu başyapıtında.

    !---- spoiler ----!

    ''bu yaz 45 yaşına gireceğim.
    bir 30 yıl daha yaşamayı umut edebilirim...
    ama tarafsızca bakarsak, ben bir ceset oldum bile.
    önümüzdeki 20 yıl boyunca yaşamımı başkalarının yaşamını güçleştirerek geçireceğim.
    başlarından atılması gereken...
    ...pahalı, ama üretken olmayan bir birim gibi kabul ediliyorum.
    oysa bunun yaşamımda...
    ...yararlı kılabildiğim, deneyim kazandığım bir olgunluk dönemi olması gerekir!
    ama hiç de öyle değil. "atın şu herifi dışarı."
    "ya da bırakın çürüyene kadar ortalıkta dolaşsın."
    çok yorgunum.
    gerçekte artık hiçbir şey değilim.|kendimi güçlükle tanıyorum.
    birisi üstüme tükürdü ve ben de o tükürükte boğuldum.''

    ''sen ve ben birbirimizi çok şımartmıştık, hava geçirmez bir varoluşun içindeydik. her şey kusursuzdu, tek çatlak yoktu. oksijensizlikten öldük.''

    !---- spoiler ----!!---- spoiler ----!

    johan:
    "bayağı gelse de bir şey söyleyeceğim. biz duygusal açıdan çok cahiliz. bize anatomi, pretoria'daki tarım, hipotenüsün karesinin dik kenarların karelerinin toplamına eşit olduğu gibi her tür boku öğrettiler. ama insan ruhuna ilişkin tek bir şey öğrenmedik. kendimiz ve başkaları hakkında kara cahiliz."

    (bu sahnede marianne esniyor...)

    marianne:
    "ve hiçbir zaman ben ne istiyorum diye düşünmedim.

    önceleri inandığımın aksine, bu bencil olmamak değil. bu sadece korkaklık.

    ve bu korkaklık kim olduğumu bilmememden kaynaklanıyor. hiçbir zaman kim olduğumu bilmedim. sadece başkalarının isteklerine göre yaşadım. kendi isteklerimi hiç önemsemedim. hatamız ailelerimizin boyunduruğundan kurtulamamak. kendi koşullarımızla anlamlı bir şeyler yaratamamak oldu. her zaman aynı hatayı yaptık. ailelerimiz için yaşadık."

    (bu sahnede johan uyuya kalıyor...)
    !---- spoiler ----!