• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.23)
scent of a woman - martin brest
özel bir kolejde okuyan charlie, paraya ihtiyacı olduğundan kör bir adama, bakıcılık yapmaya razı olur ama iş, umduğu kadar basit olmayacaktır. çünkü emekli albay frank slade' in haftasonu için çok özel bir planı vardır.
bu plana new york'a yolculuk, kadınlar, iyi bir yemek, birinci sınıf şarap, tango, limuzin ve ne yazık ki, bir de 45' lik dahildir. işin kötüsü, bunları yaparken charlie' yi yanından ayırmaya da hiç niyeti yoktur. charlie, bir yandan okulda tanıklık etmek zorunda olduğu bir soruşturmayla uğraşmak, diğer yandan albay'ın her zaman yanında olup dediklerini yapmak zorundadır.
al pacino bu rolüyle kariyerinin ilk ve tek oscar ödülünü kazanmıştı.
  1. al pacino'ya sahip olduğu tek akademi ödülünü getiren 1991 yapımı martin brest filmi. görme engelli emekli bir albayı canlandıran al pacino'nun tango yaptığı, new york'un arka sokaklarında ferrari kullandığı ve tabii ki yardımcısını okulda herkese karşı savunduğu sahneleriyle akıllarda yer etmiştir. en iyisi hangisidir bilmem ancak gelmiş geçmiş en iyi oyunculuk performanslarından bir tanesini ortaya koyar pacino bu rolüyle. filmdeki meşhur tango sahnesi için:

    https://youtu.be/F2zTd_YwTvo
  2. muhteşem ötesi filmler arasında yer alır benim için. en sevdiğim nokta ise kör olan kişinin kolunu tutturmayıp, senin bir şey yapmana gerek yok ben gerekirse tutarım senin kolunu demesiydi. filmin bu sahnesinde gerçek hayata dair büyük anlamlar yüklüdür aslında. daha doğrusu birilerine yardım eli uzatarak kendini var etmeye çalışan insanların varlığını tekrar hatırlatmış oluyor. konunun bir yerlerde “bana balık verme, tutmayı öğret” deyişiyle de ilgisi var. iyi ki birileri uğraşmış da böyle güzel filmler çekilmiş.
    abi
  3. tango sahnesi oldukça etkileyicidir. ayrıca bu filmi özel kılan elbette ki al pacino'dur. fakat biraz iyimser ve basit buldum. biraz da abartılı gibi. daha gerçekçi olsa tadından yenmezmiş.
    buyrun
  4. woman nedir ancak bu kadar guzel anlatilabilir buyuksun reis.
  5. her sahnesinde ayrı bir zevk veren film. gözleri görmeyen emekli bir albayın yaşadığı ruhsal kaosun kelimelerle ifade bulunamayacak kadar ustalıkla canlandırılışı, filmin son sahnesindeki efsanevi konuşma, ince mizah, estetik, dirayet, romantizm, incelik vb. birçok duygu ve öğeyi sunan bir film.

    !---- spoiler ----!

    otel odasında ayrıntıları tam hatırlayamasam da albay ile genç eleman arasında aşağıdakine benzer şekilde geçen diyalog, ben de ayrı bir tebessüm uyandırmıştır:

    albay: bana john daniels ver
    genç: jack ?
    albay: 40 yıllık dostumu benden iyi mi tanıyacaksın!

    !---- spoiler ----!
    ozee
  6. al pacinonun 4 ay körler okulunda kalarak hazırlandığı film.
  7. hayata dair mükemmel dersler içeren bir başyapıt ve al pacinonun mükemmel oyunculuğu.
    alp
  8. dün izlediğim ve bugüne kadar nasıl izlememişim şaşırdığım film. ayrıca martin brest'in tek başarılı filmi diyebiliriz.
    filmden bahsetmek için şu üç sahneyle başlamamak olmaz: '' tango, ferrari ve duruşma ''. filmi genel olarak ele aldığımızda mükemmel oyunculuğun filmi dram sevmeyenler için bile izlenesi bir film haline getirdiğini görürüz. ancak şu 3 sahne herkeste benzer duyguları uyandırır. aynı coşkuyu, aynı hayranlığı hatta bazılarının al pacino hayranlığı bile bu film ile başlar. daha önce stendhal sendromunu duymuş ancak gerçek olabileceğini düşünmemiştim. işte bu filmin tango sahnesi sizi bu hastalıktan muzdarip edebilir.
    al pacino'nun ilk kez oscar aldığı filmdir ayrıca.