• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.50)
seconds - john frankenheimer
1966. bilim-kurgu

oyuncular: rock hudson, frank campanella, john randolph

arthur hamilton, gayet sıradan bir hayat sürmekte olan orta yaşlı bir bankacıdır. gecenin birinde, eski arkadaşı charlie'den telefon gelir. arthur inanmak istemez, çünkü charlie bir süre önce vefat etmiştir. ertesi gün tren istasyonunda eline üzerinde adres yazılı bir kağıt tutuşturulur. bir sonraki gece, yine arayan charlie arthur'a o adrese gitmesini tembihler.
  1. açıkçası ben bu filme nasıl denk geldiğimi bilmiyorum, ama üstteki tanımda da belirtiğim gibi oldukça ilgi çekici bir konusu var, başlayınca bitirmeden bırakamıyorsun.

    izlerken yeminlen aklıma "the manchurian candidate" geldi, aynen o paranoyak, hafif depresif hava var, ki izleyeli yıllar olmuştur, meğer ikisi de frankheimer'in yönettiği filmler imiş. bu yönetmenin hakkı yenmiş biraz hacı...

    !---- spoiler ----!

    işinden, eşinden, ailesinden ve genel olarak hayatta vardığı rahat ve alabildiğine sıkıcı döngüden çıkabilme şansı bulan arthur'un ikilemi, bu gün de halen çok güncel bir mesele... adına da orta yaş bunalımı diyoruz :). size de gelmiyor mu böyle arada, tüm her şeyi geride bırakayım, yepyeni bir sayfa açayım düşüncesi? rahat batıyor belki, ama var böyle bi şey.

    şirketin genel çalışma düzeneği ve işleyişi gayet iyi kotarılmış, eli yüzü düzgün bir bilim-kurgu filminden de bu beklenir; gündüz-odası, charlie'nin birbirimize bağlıyız vs demesi, ikinci dönüşüm olayı, diğer re-bornlar vs, düşündükçe her şey yerine daha sağlam oturuyor... ve hele de filmin sonu, yani kadavraların nerden geldiğini gördüğümüz sahne çok iyi bir kapanış, hiç aklıma gelmemişti, vay anasını.

    !---- spoiler ----!
  2. 1966 yapımı bu film, mccarthy’ci cadı avının hemen ardından, soğuk savaş’ın en cıvcıvlı dönemlerinde çekilmiş. hatta mccarthy mahkemelerine düşmüş oyunculara yer vererek (biri john randolph - filmin asıl adamıdır) bu karanlık dönemde önemli bir 'itiraz' olmayı da başarmış bir film. gel gelelim gişede batmış ve 68 dalgası gelene dek kıymeti pek de bilinmemiş. sonrasında da hak ettiği yeri bulduğu pek söylenemez. oysa döneminin öncüsü olacak çekim teknikleri bir yana, merkeze koyduğu hedonizm sorgulaması ile bile 60'ların en önemli filmleri arasına girmesi gereken bir film. izlemenizi öneririm.

    !---- spoiler ----!
    arthur'a şirket tarafından sunulan, eşinden, ailesinden ve genel olarak hayatta vardığı rahat ve alabildiğine sıkıcı döngüden çıkabilme olanağı filmin ilk bölümünde izleyiciye bir 'şans' olarak sunuluyor. adına orta yaş bunalımı mı dersiniz, rahat batması mı bilemem; ancak güncelliğini bugün de halen koruyan bu "peşinen oluşturulmuş yörüngeden çıkma isteği", bu isteğe salt bir hedonizm çerçevesinden bağlanıldığında ortaya çıkacak arızaları gösterdiği ikinci bölümü ile bir çok soruyu ve eleştiriyi sağlam şekilde ortaya koyuyor. ilk bölümdeki o "şansı" filmin ikinci bölümünde sorgulamaya başlıyorsunuz. arthur'a sunulan yeni beden, bilinçaltından çıkarılıp sunulan bohem hayat ilk bakışta önceki hayatının sıkıcılığı karşısında bir vaha gibi görünse de bilinmezlik ve yeni sınırlarla çevrili ikinci hayat da özgürlük ve "yeni başlangıçların" aslında yeni bir yörünge olduğunu gösteriyor.

    anhedoni batağına saplanmış olan kapitalizmin başarılı bireyi yine bizzat sistem (filmde şirket) tarafından hedonizm yardımı ile yeni yörüngesine oturtuluyor. zizek bu filmi the pervert’s guide to ideology belgeselinde incelemiş. bir çok insan belki de psikolojisini korumak için kendilerini rahatlatan bir rüya ya da fanteziye tutunuyor, herşeyi bırakıp gitme isteği, yeni bir başlangıç, sıfırdan almak...vs vs... bu, zizek’e göre modern ideolojilerin kabul ettiği ve hatta teşvik de ettiği bir durum. çünkü bir sanrı hali. hayal ve fanteziye kapılıp gerçekliği değiştirmeye çalışmayan bir edilgenlik… ne de olsa arthur'un tercih ettiği gibi, karınla arana yıllar içinde ördüğün duvarı yıkma çabasını göstermek, kızınla aranda açılan mesafeyi kapatmaya çalışmak, bu kazandığım para ya da kariyer benim mutluluğumda ne ifade ediyor sorularını sormak, ez cümle bu mutsuzluğun inşasındaki kendi payını dürüstçe ortaya koymak yeni bir beden alıp kaçmaktan daha zor...
    !---- spoiler ----!
    mesut