• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
sedmikrasky - vera chytilova
yaşadıkları tüketim toplumuna duydukları tepki nedeniyle önlerine çıkan her şeyi yıkmaktan bozmaktan zevk alan iki kadının öyküsü.
  1. çek yeni dalgasının önemli yönetmenlerinden vera chytilova'nın 66 yapımı filmi.

    çek yeni dalgası içinde anılsa da, aslında tüm sinema tarihi içerisinde oldukça ayrıksı bir yerde duran film, gerek hikayesi, gerek sinema dili, gerekse yönetmenin hayatında yarattığı etkilerle feminist ve avangard sinemanın en önemli örneklerinden biri.

    ataerkil düzenden sosyalist rejime, militarizmden kapitalizme tüm sosyal norm ve kuralları eleştirirken anarşist ve bol alegorik anlatım, nihilist alaycı bir dil, alakasız sahneler ve dadaist bir yaklaşımla sunması filmi ayrıksı bir noktaya götürüyor.

    yönetmeni film hakkında ‘çok tüketen toplumun başına gelebilecekler’ demiştir.

    filmin çekimleri, özellikle siyah-beyaz, kırmızı, mavi, turuncu gibi değişen renk filtreleri ile oldukça çarpıcı…

    ayrıca gerçeklerin üstünü örten ideolojinin yarattığı illüzyonların karşısında sinemanın tüm yasaklamalara rağmen yadırgatıcı ve altüst edici ve ne kadar etkili bir dil olabildiğinin de ispatı.

    çek parlamentosunda “halk kitleleri için anlaşılmaz” bulunan film sovyet işgalinin ardından ‘’komünist ideallerle hiçbir ortak yanının bulunmaması ve filmdeki yemek israfı’’ sebepleriyle yasaklandı. chytilova 1969-1975 yılları arası hiç film yapamadı. miloš forman ve jan němec gibi yönetmenlerin yurtdışında yaşayıp çalıştığı bu ‘kendi isteğiyle sürgüne gitme’ döneminde chytilová, senaryolarının rafa kaldırılması, bürokratik labirentlerde kaybedilen gösterim izinleri, filmlerinin sümenaltı edilmesi, festivallerden gelen davetiyelerin yok edilmesi gibi engellerle mücadele etmeye devam etti. filmleri yurtdışındaki festivallerde başarı kazanırken kendi ülkesinde gösterilemiyordu.

    1975’te çek cumhurbaşkanı gustav husak’a yazdığı mektupta ‘’ ne yapmalıyım? niçin bunca yıldır hiç film yapamadığımı nasıl açıklamalıyım?’’ demiş ve ardından tekrar film çekmesine izin verilmiştir.

    bugün iran sineması nasıl islamî-otoriter baskılardan dolayı, mecburen “imgeler sineması” olarak varoluş mücadelesi veriyorsa; 60’larda da çekoslovak sineması stalinist-otoriter rejimle baskılanırken bir “alegoriler sineması” olmuştur.

    !---- spoiler ----!

    filmde bolca kullanılan sembolizmin en güzel örneği sahneler: ana karakterler büyük ve lüks bir masadaki bütün yemekleri yiyip eğleniyorlar. masa adeta savaş yerine dönüyor. ardından da masayı tekrar toplamaya, eski haline getirmeye çalışıyorlar. ama olmuyor. bu sahnede savaşlara gönderme yapılmıştır. savaşların da verdiği hasar onarılamaz denmiştir.

    bir sahnede de karakterler gazeteden elbise giyiyorlar. burada da gazete asıl amacından çıkarılıp olaylar karşısında sessiz kalan halk hicvedilmiştir.

    !---- spoiler ----!