1. en meshuru kanuni'nin ogludur...
    mustafa neden çok önemliydi?

    * fatih kadar zekiydi
    * yavuz kadar cesur
    * yıldırım kadar cengaverdi
    * osmanbey ve orhanbey'den sonra annesi ve babası türkmen olan en fazla türk kanı taşıyan tek şehzadeydi
    * kılıcını islam dünyası üzerine değil planlarını roma'yı fethetmek üzerine yapmıştı
    * çok adil, çok iyi bir idareciydi, halkını hiçbir yerde mutsuz etmedi
    * tüm ordunun kendisine çooook büyük bir desteği vardı
    * yüzyıllarca göz ardı edilen ikinci sınıf insan kabul edilen türkmenlerin en büyük umuduydu...
    * osmanlı tarihinde bir padişah fetih dalgası, ardından gelen padişah ise babasının fethettiği yerleri iskan ile geçmiştir. bu yüzyıllarca böyle olmuştur. yavuz'un fethettiği topraklarda sivilizasyonu çok iyi kuran süleyman'dan sonra mustafa'dan beklenen çoook büyük bir fetih dalgasıydı... mustafa doğduğu günden bu güne bu gaye ile yetiştirilmiştir.
    * kendisi ile ilgili olarak tarihi kayıtlarda yabancı elçilerin ve ajanların dahi methiyeleri ve çoook büyük korkuları yer almaktadır. ölümünde bu ajanların da parmağı vardır...
    * şehzadenin ölümü ile osmanlı derin devleti enderun (en derin * fitneci hürrem'e karşı kaybetmiştir. bu savaş en derun tarafından bir daha asla kazanılamadı.
    * tüm türk dünyasını birleştirmeye onun kadar yakın bir başka şahıs daha gelmedi dünyaya
    * dürüsttü, güvenilir sözünün eriydi... babasını devirebilecek onlarca fırsatı olmasına rağmen hiçbirine itibar etmedi...

    muhtemelen tüm osmanlı tarihinin gördüğü en büyük hükümdar olabilecek potansiyeli vardı mustafa'nın... babası acımasızca katletti onu...

    türkmenlerin de umudu kalmadı tabi, mustafa ölünce hürremin ispanyol bir ressam'dan olan çocuğu sarı selim geçti tahta... hanedanda bir daha asla türkmen kanı dolaşmadı....

    sonrası malum... gelsin hakkı yenen türkmenlerin celali isyanları gitsin yeniçeri'nin istemezükü işte... osmanlı'nın çöküşü şehzadenin ölümü ile başlar...

    ama tüm bunlara rağmen;

    kritik bir noktayı göz ardı ediyoruz a dostlar. mustafa, fatih, yavuz, süleyman veyahut her kim hükümdar olursa olsun osmanlı’nın çöküşü durdurulamayacak, önüne geçilemeyecek bir olaydır.

    ibn-i haldun’un meşhur lafıdır; “devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.” herhangi bir üretimi olmayan, ekonomisi yayılmacı ganimet ekonomisi üzerinden ilerleyen ve dönemin global ekonomik yapısına katkıda bulunmayan her türlü ekonomi ve devlet de ölmek zorundadır. örneğin, fatih istanbul’u fethetti, osmanlı’nın ise imparatorluk olduğu dönemde avrupa coğrafi keşifleri ve aydınlanmayı yaşıyordu. neden? neden coğrafi keşifleri yaptılar, türkler'in kontrolüne giren ipek yolu üzerinden ticaret yapmamak için, bizimle ticaret yapmamak için… rönesans’ın sebebi istanbul’dan kaçan alimlerdir… tarihlere bakın yıl yıl, biz en büyük dönemimizi yaşarken, her şey yolunda gibi görünürken, batı bir hareket bir devinim, bir silkinme içinde. avrupa’da aydınlanma 15. yüzyılda başlıyor… neden? fatih yüzünden…

    zaman zaman biz türkler olarak hala problemin neden kaynaklandığını ve nerede olduğunu tam olarak çözemediğimizi düşünüyorum. yok osmanlı bilimde geride kaldı, yok arka arkaya kötü padişahlar geldi, öyle oldu böyle oldu… alakası yok azizim alakası yok! osmanlı’nın elinde döneminin en ileri imkanları vardı zaten, tüm ilmi gelişmeler yakinen takip ediliyordu, zaten böyle büyük bir devlet için aksi eşyanın tabiatına aykırıdır. sorun ekonomik konjonktürdedir. sorun herhangi bir şekilde ticari olmayan, nakde çevrilemeyen ve osmanlı’nın temellerini oturttuğu ganimete dayalı ekonomik yapıdadır. alimlerin de dediği gibi almadan vermek allah’a mahsustur.

    öyle yada böyle çökecekti osmanlı; şehzade mustafa’nın tahta geçmesi bu süreci çok çok 50 yıl geciktirebilirdi. viyana’dan değil de belki de roma’dan geriye doğru püskürtülürdük.

    ne değişirdi sizce bunu soruyorum?
  2. hiçbirşey değişmezdi.

    mustafa kemal atatürk'ünde dediği gibi"tarihi yapan akıl, mantık, muhakeme değil; belki bunlardan ziyade hissiyattır.".

    genel anlamda olaya tarihi gerçeklik üzerinden değil hissi davranarak bakmamızdan kaynaklanıyor.

    ancak şu durumu da göz ardı etmememiz lazım beceriksiz yöneticilerin yerine becerikli yöneticiler geçseydi durum illaki farklı olabilirdi. (bkz: abdulhamit han)
  3. dizide anlatıldığı kadar masum olduğunu sanmıyorum. ha, açıkca ihanet etmiştir demiyorum fakat o devirde tahammul edilemeyecek bazı hataları olduğu da aşikar. ünlü bir tarihçi, kendisinin yazdığı bir risalesinin başında "sultan mustafa bin süleyman" yazdığını iddia etmişti. şayet doğru ise 16. asır dünyasında buna müsamaha gösterilmemesi çok doğaldır.