1. belki şu an için "ne alakası var sanki az vergi ödüyoruz" tepkisine yol açabilir ancak çok da uzun olmayan bir gelecekte obeziteyle mücadele programında başarılı olamazsak* almamız gereken önlemlerden biridir.

    *obeziteyle temelden mücadelede önceliğim okul kantini reformu.

    ingilterede şekerli besinlere ek vergi konulması gündemde. halk sağlığı diyetisyenleri milletvekillerine şeker tüketimiyle ilgili bir araştırma sundu ve en azından yasa taslağı oluşturulmasını talep etti.

    eğer yürürlüğe girerse asitli-şekerli içeceklere 7 pound zam gelmesi ve çikolatadan %20 daha fazla vergi alınması söz konusu.

    başkan cameron'ın buna olumlu bakmadığı biliniyor ancak muhalefet partisi bu şeker vergisini savunuyor. ayrıca ingilterenin en önemli şeflerinden jamie oliver önderliğindeki bir grup şef de bunu destekliyor.

    eğer yasa çıkar ve uygulanırsa obezite mücadele programında devrim niteliğinde bir karar olacak.
  2. (bkz: parayla ıslah etmek)

    etkin ve samimi bir mücadele yöntemi değildir.

    eğitim, sağlık ve barınma temel haktır. devletin görevidir, parayla satılmaz/satılmamalı. kitleleri sağlıksız besinlere maruz bırakan sağlık politikaları güdüp; alışkanlıklarını, bağımlılıklarını, ihtiyaçlarını yeniden dizayn ederek para ile ıslah etmeye çalışmak vahşi kapitalizmin en güzide özelliğidir. bugün türk devletinin en büyük gelir kaynaklarından biri alkol ve sigaradan alınan astronomik vergiler. bu politika yalnızca sağlık alanında değil, tüm bağımlılıklarda aynı şekilde işliyor. bir diğeri için bakınız: özel tüketim vergisi.

    !---- opium savaşları ----!

    bu yavşaklığa en güzel örneklerden biridir. konu, addicted to pleasure adlı belgesel serisinde detaylıca anlatılıyor. #25901 numaralı yorumda aktarmaya çalışmıştım.

    özetle: opium (afyon), çin'de özellikle tarım işçileri tarafındanzorlu çalışma koşullarına karşı geleneksel olarak tüketilen bir tür doğal uyuşturucu/rahatlatıcı çiçek. ingiliz misyonerler opiumun gücünü keşfedip, ihracatını yapıyor. opium'u avrupa'da kimyasal olarak işleyerek eroin'i üretiyor ve "sizdekinden daha etkili bir şey yaptık" diye çin'e geri satıyor. çin halkı; ekonomik, fiziksel ve sosyal anlamda eroin'e tam bağımlı hale gelerek, toplumsal çöküşün eşiğine geliyor. daha sonra eroin'i seyrelterek morfini üretiyorlar ve "sizi bağımlılıklarınızdan kurtaracak" ilaç diye yine çin'e satıyorlar.

    çin hükümetinde aklı başında kalan birkaç insan tüm ticari anlaşmaları feshedip, misyonerleri ülkeden kovuyor. misyonerler ingiliz hükümetini fiştekleyip çin'e karşı savaşa ikna ediyor. halkı güçsüz, sağlıksız ve bağımlı çin, ingiliz ordusuna karşı duramıyor. ingilizlerle anlaşıp, o dönem opuim tarlalarıyla kaplı hong kong adası'nı 50 yıllığına terk ederek savaşı sonlandırıyor.

    1997'de çin'e devredilen hong kong, bu süreçte asya'nın en büyük serbest ticaret pazarına dönüşüyor.