selim temo

Kimdir?

27 nisan 1972’de batman’ın mêrîna köyünde doğdu.2000 yılında ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesi etnoloji bölümü’nden mezun oldu. 1997’de yaşar nabi nayır şiir ödülü, 1998’de halkevleri roman ödülü’ne değer görüldü. yüksek lisansını (“cemal süreya şiirinde bedenin yazınsallaşması”) ve doktorasını (“türk şiirinde taşra: 1859-1959”) bilkent üniversitesi türk edebiyatı bölümü’nde tamamladı. 2009’da mardin artuklu üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı. 2011’de, exeter üniversitesi’ndeki (ingiltere) centre for kurdish studies’de konuk hocalık yaptı. hrant dink vakfı tarafından “dünyada, geleceğe dair umudu çoğaltan kişiler”den biri sayılarak “2011’in işıkları” arasında gösterildi. radikal gazetesinde başladığı köşe yazarlığına (kasım 2013-kasım 2014), ocak 2017’den beridir gazete duvar’da devam ediyor. dört türkçe iki kürtçe şiir kitabı, bir romanı, iki antolojisi, 12 çocuk kitabı, yedi roman-öykü çevirisi, iki şiir kitabı çevirisi, bir çevrimyazısı, bir gazete yazıları ve iki edebiyat kuramı kitabı yayımlandı. 6 ocak 2017’deki 679 sayılı khk ile üniversiteden ihraç edildi. mardin’de yaşıyor.

o, deniz ve intihar (oyun, 1994)
ah! tamara (şiir, 1995)
kırgın nehirler meseli (şiir, 1997)
çiftlere cinayet dersleri (roman, 1998)
uğultular (şiir, 2000)
kürt şiiri antolojisi (antoloji; kürtçe-türkçe, 2 cilt, 2007)
türk şiirinde taşra (edebiyat kuramı, türkçe, 2011)
jübile (toplu şiirler, türkçe, 2011)
sê deng (şiir, kürtçe, 2011)
ruhun bedeni (gazete yazıları, türkçe, 2014)
uzak komşu: kürt ve türk şiiri ilişkileri (inceleme, türkçe, 2015)
keştîya bayê (şiir, kürtçe, 2016)
mem ile zin - ehmedê xanî (türkçe'ye çeviri, şiir, 2016)
çevirileri


kürtçeden türkçeye

fawaz husên'den amidabad: göç, çocuk ve irmak (2004)
firat cewerî'den solgun romans (2005)
sen (mehmed uzun-2006)
abdalın bir günü (mehmed uzun-2005),
yaşlı rindin ölümü (mehmed uzun-2006),
yitik bir aşkın gölgesinde (mehmed uzun-2006; söz konusu çeviri 3 baskı yaptıktan sonra, yayınevi eski çevirilere dönmüştür),
aşk gibi aydınlık ölüm gibi karanlık (mehmed uzun-2006; söz konusu çeviri 3 baskı yaptıktan sonra, yayınevi eski çevirilere dönmüştür).
ne ba min siwar dike ne ax min peya dike (2014; güney kürdistanlı ünlü şair mueyed teyib'in şiirlerini arap alfabesinden latin alfabesine çevirdi)
kar ve ateş (şiir, çeviri, mueyed teyib'in kürtçe şiirlerinin çevirisi, 2016)
  1. mamoste temo, iyi bir şair, eleştirmen ve yazar kimliğinin yanısıra, bir süre önce gazeteduvar.com'da sırrı süreyya önder'in referandum süreciyle ilgili, "güney'de yenilen kürt sağıdır" ifadesi üzerine kürt sağı ve solu mefhumlarına eleştirilerini yazmıştı. bugün, sırrı süreyya önder'in karşıyazı'sını okudum. bir arkadaşın dediği üzre, uzun zamandır bu kadar lezzetli tartışmalar okumamıştık ve umarız yıllar sürer. hewal sırrı, mamoste'ye biraz sosyalist tarih öğretiyor gibi olmuş. iki yazıdan da bazı detayları yine "+" simgesi ile başlayan paragraflarda (ilerde) açacağım.

    selim temo'nun yazısının küçük bir kısmını ekliyorum;

    "Güney’de yenilen kimdi?
    Güney’de iki minik Kürdistan kurma denemesi, çok daha büyük bir yıkım ve bölünmeye yol açacak bir “birakujî” girişimiydi.
    Cemal Süreya, bir güvercinin yarılan yüreğinden bir Akdeniz şehri çıkabileceğini söyler “Cigarayı Attım Denize” şiirinde. Bir Ortadoğu şehrinin karşımıza çıkması için ise yollara bakmamız gerekecek. Antep’ten Sana’ya saçılan petrol ve türevi maddelere bulanmamız gerekecek. Bütün şehirler yolların iki yanına dizilmiştir. Yolların üstünde ve kenarlarında kirli üstüpüler, yağ tenekeleri, yakıt deposu iskeletleri, tekerlek parçaları, katran gölcükleri, hortum kesikleri, “güneşte bir şarkı gibi parlayan” hurda kalıntıları vardır. Böyledir Ortadoğu. Ama yine de bu dış görünüş demek.

    İç görünüş için çeyrek asır önceye gidilebilir. Avrupa’da yaşayan Kürt parti liderleri, Günay Aslan’ın yönettiği açıkoturum için Med TV’nin stüdyosuna toplanmışlardır. Böylesi programlarda konukların, hatta sunucuların konuşmasına nadiren izin veren Abdullah Öcalan, telefonla katılıp stüdyodaki liderleri tek tek selamlar. Hemreş Reşo’ya ise uzun uzun iltifat eder. Sonra Reşo sözü alıp emperyalizm hikâyesine dalınca Öcalan, Reşo’nun stüdyoyu terk etmesine yol açan sözü söyler: “Hemreş, Hemreş, hepiniz Avrupa’ya gidip beni bu Ortadoğu cehenneminde yalnız bıraktınız!”

    Bu Ortadoğu cehenneminde siyaset yapmak, hatta var olmak daha yaratıcı siyasî hamleler gerektirir. Ancak son yüz yıllık süreç içinde en büyük yenilgiyi Ermeniler yaşamışsa, en mükerrer yenilgileri Kürtler yaşamıştır diyebiliriz. Son süreçte Güney’de yaşanan “yenilgi”yi ise partizan medyalardan okuduk. Bir medyaya göre PDK (Türkçesi KDP), bir medyaya göre YNK (Türkçesi KYB), bir medyaya göre ise ikisi birden ihanet edip yenilmişti. Tam o sırada Sırrı Süreyya Önder de çıkıp “yenilen aslında Kürt sağıdır” diye buyurdu.

    Önder’in sağ dediği PDK pek de sağ değil. Bir kitle partisi. Hem Güney de öyle buradan bakılıp görülen bir yer değil. İdris Küçükömer’in sağ-sol formülasyonunun Kürdistan ayağından da söz edilebilir. Mesela burada Menderes’in DP’si CHP içinden çıktı, ama Güney’de sosyal demokrat ve sosyalist partiler PDK’nin içinden çıktı. Burada solun içinden sağ, orada kitle partisi içinden sol çıktı. Yani ne sağı yaw? Şu kadarını söyleyeyim; laik İzmir düğünleri bazı PDK’li düğünlerinin yanında türbanlı dolu Bayburt Grand Manolya Düğün Salonu düğünleri gibi kalır.

    Elbette Kürdî çerçeve esastır, ama Kuzey nasıl Türkiye’nin genel macerasının bir “parça”sı ise Güney de Irak’ın genel macerasının bir parçası. Bu iki parçada aradaki bütün çatışma, uzlaşma ve etkilenmelere karşın birbirinden son derece farklı iki sosyoloji işler. Bu aşamada iki örnekle yetineyim. Kuzeyli Kürt dinciler IŞİD’den İhvan’a dolaşıp ümmet ve Kudüs aşkıyla cami avlularında yaka bağır yırtarken Güney İhvan’ı sayılan Yekgirtû, Şengal’deki Êzidî Kürtler için canını veren kişilerle doludur. Güney referandumu sürecinde ne kadar solcu olduğuna şahit olduğumuz ÖDP (“dipnot”a bir bakınız) birinin adını bilmediğimiz iki eşbaşkanla yönetilirken, PDK Sovyetik bir parti gibi politbüro ve sekreterlikle yönetilir.

    “Tartışmalı bölgeler”, yani Güney Kürdistan’ın işgal edilmiş bölgeleri, IŞİD’e karşı savaşan pêşmerge tarafından alınmıştı. IŞİD’in önünden kaçan Irak ordusu bu bölgelerin sınırına tekrar yaklaşırken, aynı dönemde IŞİD’in önünden kaçan pêşmerge kuzeyden destek vermişti. Ancak Musul düştükten sonra Şia IŞİD’i olan Haşdi Şabi söz konusu bölgelerin içine daldı. Pek gösterişli Güney medyası ise pêşmergeyi küçük düşüren rezil bir sınav verdi.

    ..."

    yazının tamamı

    sırrı süreyya'nın yazısı

    not: buraya sırrı süreyya'nın yazdığı yazı ile ilgili youreads linki gelecek.