1. m.ö. 1200 lü yıllarda mezopotamya da güneşten korunmak için yapılan alet.

    yağmura karşı ilk kullanımın çin’de olduğu bilinmektedir. kağıttan yapılan şemsiyeler reçinelenerek su geçirmez yapılmış ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı.

    ilk zamanlarda bir çeşit yağla kaplanarak su geçirmezliği sağlanan şemsiyeler, çok dayanıklı olmamakla birlikte giderek kullanımının artmasıyla daha dayanıklı modeller üretilmeye başlandı. seri üretimine 1830 yılında londra'da "james smith and sons" şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap tercih edildi.

    günümüz de binbir çeşit şemsiye vardır. kullanım alanları genelde yağmurdan korunmak için olsa da yazın plajlarda da yaygın olarak kullanılır.

    yağmur başlamaya yakın şemsiye satıcıları 100 metre ara ile heryer de belirir. *
  2. istanbul'da başlayan ani yağmur sonrasında ortaya çıkan seyyar satıcılar gibi başlık açılmış. burada işe yaramaz mecidiyeköye falan gidin.
    jimi
  3. türlü isim ve biçimlerdeki kayık ve teknelerin yoğun biçimde kullanıldığı istanbul zamanlarında, kadınların her gezintide mutlaka yanlarında bulundurdukları eşyaydı. aslında zengin hanımlar yanlarında şemsiye ile birlikte, bir de şemsiye tutucu hizmetkar bulundururlardı.

    güneşten korunmak için kullanılan bu şemsiyeler, sarayın önünden geçerken veya saray erkanından birinin kayığı geçtiğinde, bir saygı ifadesi olarak kapatılmalıydı.

    o dönemlerde çok daha başka anlamları vardı şemsiyenin. bir çeşit anlaşma yoluydu ve bu bakımdan bir dili vardı. örneğin, hiç gereği yokken açılıp kapanması "işaretinizi anladım" anlamına gelirdi. bir başka hareket ise şöyleydi; açık bir şekilde ve yukarı doğru dosdoğru tutuş, "yanımda çekindiğim biri var, sakın tanıyormuş gibi davranma" demekti. eğer bir şemsiye hızlı bir şekilde değil de ağır ağır eğiliyorsa, "sana çok öfkeliyim, kırgınım ve dargınım. gözüme hiç görünme" anlamına gelirdi.

    insanların birbiriyle sağlıklı iletişim kuramadığı şu günlerle kıyaslayınca şemsiyeyi bile konuşturan bu insanlara hayran olmamak elde değil.