1. küçücük bir odada toplaşan, birbirini hiç tanımayan onlarca insan arasında bağ kurmayı başaran, dans, müzik, şiir, ses ve ışık ve oyunları eşliğinde etkileşimli bir performans. kafamız iyiydi, son anda girebildik salona. taburelerde yer kalmadığında en önde yere bağdaş kurduk. ışıklar söndü ve içeri deli kıyafetli, çıplak ayaklı bir adam girdi, elinde bavul, abuk subuk hareketler yapıyordu. kimilerinden bir şeyler yapmasını istiyordu ara ara. arkadaşımla birbirimize "ulan en öne de oturduk, kafamız da göt, maymun olacağız şimdi!" bakışı attık.

    sonrasında performansın içeriğini, metaforları anlamlandırdıkça, ışık ve ses oyunları beni içine aldıkça, bantlarla yanımdaki insanlara bağlandıkça salonla bütünleştim. toplumsal paylaşımın doruk yaptığı o şaşalı günlerde duygularım bir derya oldu. çıkarken tanımadığım bir insana "kardeşiiim!" diye sarılasım geldi. güzelcene bir kızdı.

    !---- alıntı ----!

    suyun yolunu kesersin, kum çuvalları dizersin, beton örersin; ama ne yapar ne eder,
    bi yerden bi çatlak bulur, ve özgürce akmaya devam eder su.
    yolculuğu her seferinde başka engellerle karşılaşacak, bulanacaktır elbetteki...
    bu hep böyledir ve böyle olduğunu bile bile 'su cinayetleri' işlenir durmadan bu ülkede.
    bu eser suyun yolculuğunu kendi yolculukları yapanların ve her türlü suyun sularında gezinenlerin hikayesidir.

    bavul açılır ve içinden dökülenler çatlaklarını elbette ki bulur.

    !---- alıntı ----!

    etkinlik bilgisi ve takip