1. birine edilebilecek en büyük hakaretlerin başında gelir. yok sayar.
  2. bu soruya "ben kimseyim" cevabı verirseniz ne olur merak ediyorum. mesela kavgada "ben kimseyim" diyen adamdan korkarım ben. adam kimse lan. ötesi var mı ? kaybedecek hiçbir şeyi yok.
  3. böyle bir tepki karşısında genel olarak, 'hayır sen kimsin' gibi devre yakan bir cevap verilir. soru cümlesine karşılık, tekrar soru sorulduğuna mı yanacaksın, hayır diye neye karşı çalındığına mı.
  4. başkası tarafından sorulduğunda kaldıramadığım ağırıma giden zor gelen ama kendime sormakta fayda gördüğüm derin düşündüren yeri güzel soru.evet kabuklarıyla oynardım yaralarımın.
  5. felsafik olarak ici dolu bir soru iken kavgada asagilama anlami tasir tabi bir filozofla kavgaya tutusmamissaniz ( nietzsche ye kavgada bunu sordunuzda sayfalarca anlatmaya baslar siz ne icin orda oldugunuzu unutursunuz) .
  6. 500 kişilik anfide hoca sınav yapmaktadır..

    - evet arkadaşlar süremiz doldu lütfen kalemleri bırakıp kağıtlarınızı öndeki arkadaşınıza veriniz.

    o esnada orta sıralarda bir eleman hocanın ikazını dikkate almadan yazmaya devam eder.hoca son ikazını yaptıkdan sonra,

    -arkadaşım kağıdını getirmene gerek yok, sınavını kabul etmiyorum.

    hışımla hocanın yanına gelen eleman,

    -hocam sen benim kim olduğumu biliyormusun?

    -kimsin sen? nerden bileyim?

    bu cevap üzerine elaman hocanın masasının üzerinde duran yüzlerce sınav kağıdının ortasına kendi sınav kağıdı sıkıştırarak ortamdan kaybolur.

    bazen kim olduğunuzun bilinmemesi iyidir.

    edit : bahsi geçen diyaloğu bir arkadaş ortamında duymuştum.madam bovary uyardı sağolsun, 3 idiot filminden alıntıymış.
  7. aynı etkiyi yaratması bakımından
    you're a towel
  8. şöyle bir söylenişi vardır ki canım sıkıldıkça açar gülerim.
    kikk
  9. dünyanın en zor ve en yalın sorusudur.
    halil cibran, "bir adamın bana sen kimsin diye sorduğu gün yanlız bir kez büründüm sessizliğe" der. sen kimsin? bu soru karşısında bende halil cibran gibi suskun kalmışımdır. her defasında verecek yanıt bulamamış ve düşünmüşümdür. acaba yaşam öykümü anlatmayı denesem bu sorunun cevabı olabilir mi? ya fiziksel özelliklerim? cık, yok olmaz yetersiz kalır. peki ya bu cevaba duygularımı, düşüncelerimi, davranışlarımı, hayata karşı duruşumu da eklesem?. kısacası, kimliğimi ortaya koymaya çalışırken, o kadar çok ölçütü göz önünde bulundurmam gerekiyor ki yoruluyorum o zaman.

    sorular, sürekli başka soruları doğuruyor. bir cevaba odaklanmaya çalışırken, daha yoğun bir arayışın içinde buluyorum kendimi. sonra şunu düşünüyorum.
    diyelim ki, tüm arayışlarım sonucunda bir cevaba ulaştım. benim kim olduğumu kendi penceremden bakarak anlattığım kadar, bir başkasının gözünde nasıl göründüğüm, onların düşüncelerinde nasıl yer aldığım önemli olmayacak mı?

    bu yalın soruya "ben benim işte" diyerek cevap vermek istesemde, delphi mabedenin kapısında yazan "kendini tanı" önermesine geothe'nin verdiği "kendimi tanısam, kendimden koşarak kaçardım" cevabı da gelmiyor değil.

    - sen kimsin bona dea?
    - ne inim, ne cinim herkes gibi ölümlü bir ben-i ademim.

    kimbilir belki bu cevapta bir seçenektir belki de en felsefik, en yalın olandır bilemedim şimdi.