1. şüphecilik, kuşkuculuk diye de bilinir. insanlığın gerçek bilgiye, doğru olanlara hiçbir vakit ulaşamayacağını öne süren bir akımdır. ta ilk çağlardan beri vardır bu görüş (pyhron, timon, vs)

    sebep olarak da duyularımıza güvenemeyeceğimizi düşünürler. varlık bize nasıl görünüyorsa biz de onu öyle görüyoruz, bu görünüşlerin de ötesine geçemiyoruz, bilginin kaynağı duyum ise kişiye göre de bu algılama biçimi değişebilir fakat gerçek bilgi değişmez tartışılamaz olmadır tarzında bir düşüncedir.

    sistematik olarak; insanlar birbirinden farklıdır(hayvanlar da), duyu organları da insandan insana değişir, farklı durumlarda varlığı farklı farklı algılayabiliriz, mesafenin bulunduğu yerin algılamada etkisi vardır, değerlerin de (ahlak, etik, hukuk vs) her insan için farklı farklı etkileri olur.

    demek ki ne gerçekten bir varlık olduğundan ne de gerçekten bir değer olduğundan söz edemeyiz. yani doğru dediklerimiz gerçekten doğru değil, doğruya benzeyen şeylerdir. ya da doğru olmasını istediğimiz şeylerdir.

    septikler gerçeği inkar etmez, sadece süpheli bulur, doğru bilgiye ulaşmayı da imkansız kabul ettiklerinden sorgulamayı de reddederler. agnostiklerin durumuna yakın aslında bu davranış biçimi. madem şüpheli sorgulamayalım bari tarzında bir düşünüş biçimi.


    2+2=4 (bkz: kesin bilgi yayalım)
    abi
  2. şüphecilik. sanıyorum daha çok frankurt okulunun adeti olan yaklaşım. en bilinen temsilcileri arasında theodor adorno vardır. epistemoloji alanına girdiğini düşünüyorum. tüm bilgilerin kişi, toplum, kültür süzgecinden geçtiği için şüphe ile yaklaşılmalıdır görüşü benimsenir.
  3. 'aptal bir düşünce bizi kuşkucunun hiçbir şeye inanmadığı izlenimine götürür. tam tersi! kuşkucuyu bağnazdan ayıran şey; bağnazın tek bir şeye, kuşkucunun pek çok şeye, neredeyse her şeye inanmasıdır. bu çok sayıda inanç birbirini karşılıklı dizginleyerek zihni esnek ve zengin kılar'.

    javier ortega
  4. kuşkuculuk, septisizm, skeptisizm veya şüphecilik, her tür bilgi savını kuşkuyla karşılayan, bunların temellerini, etkilerini ve kesinliklerini irdeleyen, ayrıca aklın kesin bir bilgi elde edemeyeceğini, hakikate erişilse dahi sürekli ve tam bir şüphe içinde kalınacağını, mutlak'a ulaşmanın mümkün olmadığını savunan felsefi görüştür. septisizm felsefe tarihi açısından çok önemli bir yere sahiptir; zira felsefe tarihi boyunca yerleşik kanılar ve inançları sarsmış, felsefe, bilim ve özellikle din konusunda birçok anlayışın değişmesine ortam hazırlamıştır. septisizm (şüphecilik) dogmatizm'in (inanççılık) karşıtıdır.
  5. doğru kabul edilen her şeyi sorgulamayı/şüphelenmeyi düstur edilmiş ve algıların güvenilir olduğu iddiasının kanıtlanamayacak bir iddia olduğunu savunmuş felsefi görüş. stoacılar ile olan tartışmaları uzun süre felsefe tarihini meşgul etmiştir. şüphecilerin 2 temel iddiası, şüphecilere yöneltilen iki ana eleştiri ve şüphecilerin cevapları basitleştirilmiş şekilde aşağı yukarı şu şekildedir;

    iddia: bilgi mümkün değildir.
    eleştiri: bilgi mümkün değilse, "bilgi mümkün değildir" önermesinin de doğruluğu savunulamaz/kanıtlanamaz.
    cevap: bilgi sizin tarif ettiğiniz/inandığınız yolla yani duyular aracılığıyla mümkün değildir, sizin doğruluğuna inandığınız ve kabul ettiğiniz şeyler "bilgi" değildir.

    iddia: bilgi mümkün değildir, öyleyse "bilgi" yoluyla edinmiş olduğumuz inançlarımızı da askıya almalıyız. eğer bilgi sahibi değilsek doğruluk ve yanlışlığa da inanamayız.
    eleştiri: inançları askıya alırsak hayatta kalmamız mümkün olmaz. (örneğin bir tren bize çarpmak üzere ve o trenin var olduğundan, bize doğru geldiğinden tam olarak emin olamıyoruz/bilgi sahibi değiliz. bu durumda trenin önünde durmaya devam edersek ölürüz.)
    cevap: tren örneği üzerinden ifade edecek olursak, trenin gelmekte ya da gelmekte olduğuna inanmıyoruz fakat geliyor olma ihtimaline karşın rayın üstünden çekiliyoruz.
  6. şüphecilik, olarak bilinen, fizik ya da metafizik her türlü olgu hakkında vardır, yoktur, red, kabul, doğru, yanlış gibi yargılara varmadan tarafsızca konuya kuşku ile yaklaşarak mevzuubahis olgu ya da tezin bilimsel yollarla ispatını arayarak bünyeyi araştırmacılık ve bilime yöneltme çabası olan, en büyük müdavimi descartes olan kuram.
  7. sadece epistemolojinin bir ayağı olarak değil ama insanın genel bir yaşam kaidesi olarak takınabileceği en zor, ancak daha iyi bir dünya için en iyi tavırdır 'şüphecilik'. neden mi? çünkü bir şüpheci, hiç kimseye dini, dili, ırkı, dünya görüşü ve genel olarak tüm yaşam tercihleri ve nitelikleri dolayısıyla haset beslemez, insanlık tarihindeki katliamların sorumlusu olarak her zaman başa oynayan ideolojilere saplanıp kalmaz; bu durumda tam bir bilgisizlik içindedir o. ancak şüphecilik, epistemolojik sınırlardan çıkıp gerçek bir ahlaki duruş olacaksa, önüne koyulan yemeğimi yoksa tabağımı yemesi gerektiği hakkında kuşkuya düştüğü için öğrencilerinin zoruyla beslenen pyrrho gibi olayı egzajere ederek değil, her fikrin kendi refleksiyonuyla idealize edilmesinden kaçınılması gerektiğini iyi gören 'yeni akademia'nın kurucusu karneades'in, ''en azından hiç bir şeyin bilinemeyeceğini biliyorsun'' diyen birine ''hiç bir şey bilip bilmediğimi de bilemem' diye cevap vererek, yapılabilecek en bilgece hareketin rasyonel düşünme ve ampirik deneyime dayalı sonuçlar ve çıkarımlarımızın yalnızca 'olasılığı' üzerinde durmayı öğütlemesi gibi, realist bir paradigma ile yapılandırılması gerekir.