• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
serbest fırka hatıraları - ahmet ağaoğlu
cumhuriyet döneminin ilk "güdümlü muhalefet" deneylerinden biri olan serbest cumhuriyet fırkası üzerine yazılmış eserlerin azlığı, yeni yetişen kuşakların, yakın tarihin bu "yapay" demokrasi girişiminin ilginç serüveni hakkında yeterli bilgi edinmesini engellemektedir. serbest cumhuriyet fırkası'nın başkanı ali fethi okyar'ın serbest cumhuriyet fırkası nasıl doğdu? nasıl feshedildi? adlı anılarının yanı sıra, ahmet ağaoğlu'nun partinin kuruluşu ve çok kısa süren ömrü hakkında bilgileri içeren serbest fırka hatıraları birinci elden kaynaklar olarak bilinmektedir. düşünce ve siyaset hayatımızın önemli isimlerinden olan ahmet ağaoğlu (agayev) uzun yıllar ittihat ve terakki'nin merkezi umumi üyeliğinde bulunmuş, mütareke yıllarında malta'ya sürülmüş, türk ocağı'nın kuruluşuna katılmış ve türkiye'de türkçülük hareketinin öncülüğünü yapmıştır. 1930'da atatürk'ün emriyle fethi okyar, nuri conker ve tahsin uzer gibi kişilerle serbest cumhuriyet fırkası'nın kurucuları arasında yer alan ahmet ağaoğlu, serbest fırka hatıraları'nda yakın dostu fethi bey'le partinin kuruluş aşamalarını, tartışmalarını, gazi'nin kuruluşa ilişkin çabalarını, parti üzerinde yapılan bütün hesapları altüst eden ünlü "izmir hadiseleri"ni, inönü ve çevresinin oyunlarını, tbmm'de scf'ye yapılan hücumları ve partinin feshini anlatmaktadır. oğlu samet ağaoğlu'nun önsözleriyle birlikte yayımlanan bu hatıralar, yakın tarihimizin saklı kalmış gerçeklerini öğrenme konusunda önemli bir kaynak sayılmaktadır.
  1. günümüzün genç kemalistleri, atatürkçüleri, bizzat mustafa kemal'in yakın çevresinden bildiren bu tip kitapları okuyor mu?

    bu kitaptan anladığım şu: yaşadığı dönemde mustafa kemal türkiye'nin siyasi hayatında öyle büyük bir kudret merkeziymiş ki, çevresinde dolanan insancıkları, aklına düşen herhangi bir senaryoya aktör olmak üzere istediği gibi oynatmış.

    serbest fırka girişimi de bu senaryolardan biri. "batıda çok diktatöryel" görünen rejimin façasını kurtarmak için kurgulanan bir tertip. bir gece yalova'da bir balo sırasında aklına esiyor bu mustafa kemal'in. fethi okyar gaziye sözde bir mektup yazıyor, serbest fırkayı kurmak için müsaade istiyor. gazi de sözde izin veriyor. bu mektuplar gazetelerde yayınlanıyor. vatandaş inanıyor ama hepsi hikaye! çünkü fethi beyin yazdığı sözde mektubu da, gazi'nin ona cevabını da mustafa kemal, fethi bey ve ismet paşa bir gece yalova'daki köşkte bir odaya kapanıp birlikte kaleme alıyorlar. yazman da ismet paşa!

    chp'den vekilleri zorla yeni fırkaya kayıt yapıyorlar. çoğu istemiyor. yazar ahmet ağaoğlu'nun deyimiyle, gazi'nin ellerine ayaklarına kapanıp aflarını istiyorlar. konforlu chp memuriyetini bırakıp sonu belirsiz bir maceraya atılmanın manası ne?

    beklenmedik bir şey oluyor: chp'nin ceberutluğundan yaka silkmiş olan halk müthiş bir ilgi ve muhabbet gösteriyor yeni fırkaya. korkunç ki ne korkunç! kendi halinde dönüp duran arı kovanına çomak sokmak gibi bir şey. rejim yanlılarının hepsi ayaklanıyor: vekilinden gazetecisine, valisinden yazarına herkes yeni fırkaya ateş püskürüyor. chp galeyana engel olmak için maddi manevi her türlü baskı aracını kullanıyor. mustafa kemal sesini çıkartmıyor. izmir'deki olaylarda bir çocuk ölüyor. chp belediye seçimlerini zor ve hileyle alıyor (bkz: sopalı seçim) .

    uzatmaya gerek yok, fırka kendi kendini feshedip kapanıyor. uzun bir süre kimse yeni bir fıkra fikri konusunda ağzını açmıyor.

    ahmet ağaoğlu'na göre mustafa kemal mücadeleye, münakaşaya, rekabete bağımlılık derecesinde düşkündür. sabah (öğlen?) gözlerini açtığı andan vücudunun bitap düştüğü gece (sabah?) saatlerine kadar kavga arar, eğlence arar, münakaşa arar. durmaksızın yer, durmaksızın içer, durmaksızın konuşur. sabahlara kadar süren sofralarda gazetecilere ve siyasetçilere ertesi gün ne yazacaklarını, ne söyleyeceklerini dikte ettiren bir yaklaşım. bildiğin eline kağıt kalem aldırıp rakı sofrasında tek tek yazdırıyor koca koca adamlara. kamuoyuna açılacak tartışmalar, atışmalar, münakaşalar hep bu sofralarda dizayn ediliyor.

    ama gazi'ye gazete köşelerinde her gün ne övgüler, ne iltifatlar... kesinlikle dinsel bir mahiyete bürünmüş bir tapınma hali. memleket kamuoyunda üretilen fikirlerin en az yarısı mustafa kemal hakkında: gazi seçtiği kelimelerle neyi ima etti? öne sürdüğü yaklaşımdan ne anlamalıyız? yüzünün ifadesine yansıyan gerçek düşünceleri aslında ne? kamuoyu dediğin, levent gültekin'in popülerleşen benzetmesiyle, efendilerinin ne yiyip ne giyeceğini tartışan köleler sürüsünden ibaret.