1. aziz valentinus day.
    dünyanın kutsal kabul ettiği bir figür/karakter üzerinden sürü psikolojisinin ve kapitalizmin saçmalığı. 14şubatları sevmiyorum üzerinde garip bir baskı yaratıyor... .
  2. 'her şey sermaye için, sevgilim!'
  3. tüketim çılgınlığının en yaygın örneği.

    günlerdir kendimi daha önce alışvevriş yaptığım, bir şekilde iletişim bilgilerimi bıraktığım mağazalar, internet siteleri vesairenin tacizine uğruyormuş gibi hissediyorum. her yerde gözlere sokulmaya çalışılan reklamları zaten geçtim; kampanya sms'leri, elektronik postalar ve hatta resimli mesajlar. cep telefonum broşüre dönmüş durumda. takip ettiğim indirimler olmasa iptal edeceğim hepsini de edemiyorum.

    tabii bir de sevgilisi olmadığı için gözlerine bu kadar sokulmasına isyan eden insanlar var. her 14 şubat yaklaştığında hediye alabilmek için sevgili arıyorlarmış gibi, samimiyetsiz.

    gelecekte herhangi bir 14 şubat'ta beraber olacağım kadına şimdiden buradan sesleniyorum: 14 şubatta sana hediye almayacağım, sen de bana alma lütfen.
    merc
  4. özel bir gün değildir. insanlar en pahalı hediyeyi alma yarışına giriyor, sevgili hediyenin degeri kadar kendine deger biçildiğini düşünüyor. başbaşa geçireceğin sıradan bir gün bile daha özeldir. en azından o günü tüm dünyayla birlikte bir kalıba sığdırmadan yaşar insan.

    14 şubat hediyesi bana sevgiyi metalaştırıp fiyata endekslemiş gibi geliyor. bence en güzel hediye duygusal hayatındaki insanın varlığıdır.

    o değil de sevgililer günü mottosuna uyanlar için 14 şubat her yıl olduğu gibi sevgilisine pahalı hediye alanlar için aşk günü, sevgilisine ucuz hediye alanlar için trip günü, sevgilisine hiçbir hediye almayanlar için ise kıyamet günü olarak kutlanacaktır.
  5. aynı zamanda "dünya öykü günü"dür 14 şubat. ben her yıl öykü okuyarak kutluyorum bu günü. böylece kültür endüstrisinin nesnesi olmaktan da kurtulduğumu düşünüyorum. sevgiliye de okunabilir güzel bir öykü. "elvan d." olur, "madame butterfly ölmeyi reddederse" olur, "maşinga" olur, "acı" olur, ne bileyim herhangi bir öykü olur işte. belki siz kendiniz yazmak istersiniz bir öykü, kendi öykünüzü, kim bilir? bir öneri olarak kalsın burada.
  6. tüketim çılgınlığıymış, kültür endüstrisinin bir oyunuymuş, kutlanmaması gerekenmiş, sermaye içinmiş.

    yahu güzel bir gün sevgililer günü neden bunu amerikanın oyunu durumuna getirmeye çabalıyoruz ? tıpkı anneler günü gibi evlilik yıldönümü gibi özelleştirdiğimiz anlamlı bir gün.

    şahsen yaşları kaç olursa olsun babamın anneme her yıl bir demet çiçek alması gözlerimi yaşartıyor delicesine mutlu oluyorum, çünkü sevgi var. neden kültür endüstrisinin, amerikanın oyunu diyip 365 günün o 1 gününe lanetler içelim sevgi taşımak varken?

    ha dersen ki ben sevdiceğime çiçek alırsam darılır pahalı yüzükler kolyeler almalıyım.

    o zaman sorun sende ve sevgilinde güzel kardeşim çünkü o zaman bu günü meta haline getiren kültür endüstrisi değil insanın bizzat kendisiymiş.

    sevgililer günü kötü değildir para kötü değildir fakat biz insanlar kötüyüz.

    yıllardır uğraştın nefret kustun bu güne, lanet olsun sömürü düzenine dedin ve hiçbir şey değişmedi, sevgililer günü kutlandı tektaşlar alındı amerika deli gibi para kazandı.

    peki şimdi o kafayı değiştir o halde, madem bu sevgililer günü denilen naneyi değiştiremedin yahut yok edemedin, dönüştürmeyi dene. sevgilinle birlikte şehrinizin en güzel manzarasının bulunduğu yere gidin, dünyanın hala mucizevi bir yer olduğunu hatırlayın, sarılın birbirinize, tutulması güç sözler verin, yalanlar söyleyin..

    zaten yaşlıların anlattığı hepi topu 5-6 tane olay var. yaşlılıkları boyunca onları anlatıp dururlar. neden? çünkü her günü her saati stres ve mücadele dolu yaşam boyunca 5-6 kez yaşıyorsun o unutulmaz anları, sen o anların peşine düş, sevgiyi taşı..
  7. belki çok masum bir şekilde seçilen gün artık kapitalizmin elindedir.
  8. küresel kapitalizm ve postmodernizmin bizlere empoze ettiği günlerden biri. yıllar öncesinden türetilen bu tarz arketipler bizim birbirimizle olan bağlarımızı koparmakla da kalmayıp ortaya nevrotik bir kültürün çıkmasına sebebiyet veriyor. aslında 4-5 aile şirketinin yönettiği bu sistem insanlara medya uzantısıyla bilinçdışı olarak aşılanıyor. sosyal medyanın aktif rolü üstlenmesiyle beraber son yılların en büyük zihinsel terörizmi olarak gösterilen reklam insanoğlunun daha da nesneselleştiriyor. içinde yaşatıldığımız bu simülasyonlarda bu tür özel günler kitlelerin yönlendirilmesi açısından kilit rolü oynuyor. mutsuzluk üzerine kurulmuş uygarlıkta yaşayan bizlere ancak para ve özel günlerle mutluluğa ulaşabileceğimiz söyleniyor. tüketim toplumunun kendisine yabancılaşmış bir ferdi... uzun lafın kısası.
  9. amerikanın ve emperyalist güçlerin 2 tane gömlek fazla satmak için oynadığı oyundur.
    adı batasıcadır. lanet olasıdır.
    elimde sihirli değnek olsa engelleyeceğim tek şeydir.
    allah belasını versindir.

    her sene şunları söylemekten sıkılmadı insanlar ya, ben ona üzülüyorum. tüketim çılgınlığıysa çok kolay bir çözümüm var bak: tüketme? ne kadar kolay değil mi? hem de tek yapmanız gereken: bir şeyi yapmamak. parayı cüzdandan çıkarıp us polo assn. kasiyerine uzatmıyorsunuz ve oluyor bitiyor. oha! çok zor olsa gerek... şunu da şuraya bırakayım (bkz: #45685)

    sevgili diye hitap edilen insanın atomları evrenin dört bir köşesinden gelip toplanmış. anlamlı bir bütün oluşturmuş. o anlamlı bütün, 7 milyar insan içinde sizi bulup sevebilmiş. daha ne hediyesi ne us polosu ne amerikası ne emperyalizmi... öeh...

    tanım: sevgilime pahalı hediye almayacağım, onun da zaten benden pahalı hediyeler beklemeyeceği gün.
  10. sevgilime hediye almayacağım gündür. kapitalizm karşıtlığından falan değil, sevgilim yok benim. hediyeleşmek için yılbaşını bekliyoruz biz 8-10 arkadaş.