1. yaşamın içinde varlığını her daim koruyan , kimileri için hayatı yaşama sebebi kimileri için bir araç, her şeyle ile hiçbir şey arasında dolanan manevi duygu ; sevgi.

    kelimenin kökü olan eylem ise sevmek. çok kullandığımız ve çok kullanışlı bir fiil. hayvanlar,eşyalar, oyunlar, durumlar ve özellikli tanıdığımız insanlar veya tanımasakta öngörülen insan tipleri hakkında kullandığımız sevme fiili hayatımızın ve sohbetlerimizin büyük bir parçası. sevip sevmeme üzerine yapılan sohbetler ve bunun nedenleri bulma,açıklama çabaları. insanlarımiz bazen sebepsiz sevmenin varlığını kanıtlama amacıyla "sebebi yok,elimde değil,sadece istiyorum" gibi şeylerle daha özel şeylerin kendinde var olduğunu hissetmek istese de burada da özel hissetme sebebinin yattığını soylememiz yanlış olmayacaktır.

    benim asıl üzerinde durmak istediğim konu sevmenin çokluğu ve azlığı noktası. kendi içimizde bahsettigim durumlari -özellikle insanı - sevme yarışını neye göre karar veririz ? kimi kimden daha fazla severiz ?
    ikili ilişkiler içinde yaşanan birçok olay, kan bağı, siyasi görüş, sosyal yaşam tarzı vb. şeylerin tabi ki bu durum üzerinde etkisi geniştir ancak ben etkisi yadsınamayacak olan bir hareket üzerine durmak istiyorum ; sevginin gösterilmesi.

    insanoğlu gördüğü şeyi bilir, bildiği şeyi anlamaya çalışır -tabi ki bilmediği şeyi de anlamaya çalışır ama bu amaç ikincildir. bilmediğin şey de ilk amaç bilmektir. - ve anladığı şeyi düşünür. yaşam dışarda yaşanılanlardan çok onların zihne yansımaları içinde yaşanır ve zaten dış yaşamı oluşturan bir etken de bu yansımalardır. bu yüzden dışarda gördüğümüz şeyi biliriz ve bu zihnimize yansır. sonra onu anlamaya çalışırız ve o iyice içimize işlemeye başlar. içimize işleyen şeylerin zihnimize yansımaları arasındaki yarış daha çok veya az sevmeyi meydana getirir.

    keşke biraz daha samimi olsaydım. amacım aslında "seviyosan konuş bence " mantığını seviyorsan göstere çekmekti. ve soyut bir şeyi belirgenlestirmek onu bir sistemin içine sokmak. çünkü anlamayı kolaylaştıran en kolay yol sistemdir. ama burası yolların tıkandığı yer galiba. çünkü sevilmese de birilerini seven ya da sevgisini çok gösterdiği için karşı tarafın sevgisini kaybeden insanlar yok mu ? söz konusu sevgi olunca her ihtimal yok mu ?
  2. delice mincirarak gosterenler oldugu gibi bunu uzaktan gozleriyle sevenler de var .

    parca pincik ederek sevmek yerine , dozunu bir ayarlasak keske ama o da oyle artik onu da oyle kabul edecegiz boyle koccaman derinden seviyor diyecegiz .

    gozlerinden uzaktan sevenler de ayri . keske gosterseler sevdikleri olur bu seferde

    bunun bir ayari falan yok

    sevin , sevilin , bu dunya kimseye kalmaz ^^
  3. içinizden ılık ılık ballı sütler akmasına sebep olur.
  4. gosterilen kisinin game of thrones'unu kaldirir, aman dikkat.
  5. sevginin gösterilmesi ama nasıl gösterilmesi? (yemin ediyorum ellettirilmeden dememek için kendimi zor tutuyorum) neyse ciddiyet.
    herkesin sevgisini gösterme biçimi yani sevgi dili farklıdır. yanılmıyorsam 5 sevgi dili gibi bir kitapta anlatılıyordu bu olay.
    kimi fiziksel temas kurar. kimi kaliteli zaman geçirmek ister. kimi hediye alır. kimi hizmet eder. kimi onay ve övgü sözcükleri kullanır.
    sevilmediğinizi düşünüyorsanız büyük olasılıkla karşınızdaki kişiyle sevgi diliniz farklıdır ve o da sizin tarafınızdan sevilmediğini düşünüyor olabilir.
    mesela dünyanın en romantik mektubunu alsanız ama mektup japonca olsa (japonca bilenleri hariç tutuyorum) size hiçbir anlam ifade etmez. bunun gibi karşı taraf sevgisini onay sözcükleri ile gösteriyor ve bunu bekliyorsa sizin ona hizmet etmeniz onun üstünde istediğiniz etkiyi bırakamayabilir.
    sonuç olarak dilin önemini bir kez daha vurgulamak isterim. beden dilidir sevgi dilidir önemli şeyler bunlar. sonra sevilmiyorum diye intihar ediyorsunuz bizim psikolojimiz bozuluyor.
  6. herkesin haksız bir şekilde kullandığı bir ifadedir 'angut'.
    biri laftan anlamayınca, boş boş bakınca ya da aptallık
    edince hemen 'angut musun?' der günümüzün insanı.
    angut'un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir sürü insan
    var ülkemizde. özelliği nedir bilir misiniz?
    angut kuşunun eşi öldüğü zaman yanına o anda başka bir
    yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika
    bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar
    onun başucunda bekler. işte bu canlının yaptığı en büyük 'angut'luk budur. ayrıca bu olay bütün angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen bir şey değildir. dişi olsun erkek olsun bütün angut kuşlarının çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz. hani derler ya 'angut gibi bakmasana'diye...keşke herkes angut gibi bakabilse değer verdiklerine. bundan sonra bazılarına 'angut' demeden önce bir kere daha düşünün.
    bir "angut" bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde ..
    hera
  7. belki sevgi duyan ama gösteremeyen bir toplumdan geldiğimizden midir bilinmez; hala daha sevginin gücünün farkına varıp bir türlü sevdiklerimize gösteremiyoruz. belki altında kastiyet aramamak lazım; evet belki de sevgi yüklü bulut olduğunu karşısındakine sandırıp pek çok kez kandırılmış duygular eşliğinde yıkıntılarla mücadele etmek zorunda bırakıldık...

    lakin ister özel ilişkilerde ister yakınlarımıza karşı olsun sevgi göstermek konusunda son derece bilinçsiz ve beceriksiziz. iki laf etmeyi bile çoğu zaman aldatma amaçlı yapıyoruz. "sevdiğini bilirse tutumu değişir, istediğimi yaptırabilirim, duymayı istediklerimi bana söyler....vs." bu kadar kolaya kaçarak emek yoğun bir duyguyu hiç edebiliyoruz pek çoğumuz. sevgi kesinlikle beş duyu organına sirayet etmeli.. söylemek de kafi değil; sözlerin ne kadar tutarsızlaştırıldığı aşikar söz konusu insansa.

    bu konuda elimden geleni yapmaya çalışıyor; sadece sözde tutumlar sergilemekten kaçıyor, gerekirse kollarımı sıvıyorum. pek utanıp sıkıldığımı da söyleyemem. aklına estiği gibi davranması nasıl da güzel bir his aslında...
  8. (bkz: beş sevgi dili)

    sevgiyi göstermek ile, karşı tarafın anladığı sevgi dilinden konuşmak aynı şey değildir. sizin gösterdim dediğiniz sevgi, bazen karşı tarafa ulaşamaz bile. bu yüzden karşınızdaki insanın sevgi dilinin ne olduğunu öğrenip ona göre sevginizi iletlemenin yolunu bulamazsanız, ömrünüz boyunca sevgi konusunda karşı tarafla çekişme halinde olursunuz.
    örneğin;

    onaylayıcı kelimeler dediğimiz sevgi diline sahip bir insanın, karşısındaki insandan onu onayladığını, onunla gurur duyduğu hissettirmesini talep ettiğini vurguluyor mesela. yani eğer sevgi diliniz onaylıcı kelimeler ise, partnerinizin "seninle gurur duyuyorum." veya "senin meta sözlükte yazar oluşuna gıptayla bakıyorum. herkes kelimelerle kendisini ifade edemez." gibi iltifatlar dizmesi, size sevildiğiniz hissini aşılar.

    kaliteli zaman dediğimiz sevgi diline sahip bir insanın, karşısındaki insan tarafından sevildiğini hissetmesi için ona ciddi miktarda vakit ayırması gerektiğini vurguluyor. örneğin, sizin sevgi diliniz kaliteli zaman sevgi diliyse, partnerinizin çok meşgul olduğu bir zamanda bile "sevgilim çok daha önemli. ona mutlaka ve her daim vakit ayırmalıyım." şeklinde düşünmemesi, siz onunla konuşurken sizi dinlese bile sizinle göz göze gelmemesi sizin için büyük bir problem olacak ve "beni dinlese bile benimle ilgilenmiyor bana vakit ayırmıyor. sevgilim beni aslında sevmiyor." gibi düşüncelere dalmanıza sebep olacaktır.

    eğer bir kimsenin sevgi dili hediye alma ise, adı üstünde bu kişi ona hediye alındığı zaman sevildiğini hissedecektir. tabi ki durmadan pırlanta yüzüklerden veya 200 tl'lik world of warcraft oyunu gibi oyunlar almaktan söz etmiyoruz. mesela sizin sevgi diliniz hediye almak. sevgilinizle tatile çıktınız ve ege kıyılarındasınız. muntazam bir hava, harika bir deniz. sevgiliniz oradan size bir deniz kabuğu buluyor ve hediye ediyor. ve siz o anda diyorsunuz ki "evet, sevgilim beni çok seviyor." ve onun bu hareketi size "harika bir iş çıkarıyosun. seninle gurur duyuyorum." demesinden çok daha fazla size sevildiğinizi hissettiriyor. veya konuşurken sizden gözlerini ayırmamasından çok daha fazla sevildiğinizi hissediyorsunuz. veya sizinle sevişmesinden çok daha önemli bir hareket oluyor.

    eğer bir kimsenin sevgi dili hizmet eylemleri ise, o kişi karşısındaki onun için bir şey yaparsa eğer sevildiğini hisseder. kısacası "bugün sana sevgimi .... yaparak gösterdim." şeklinde bir cümle kurulabiliyorsa eğer o insan sevildiğini hissediyor. mesela, bir kocanın, karısı için akşam yemeğinde salata hazırlayarak ona yardım etmesi veya çamaşırları yıkaması ve "senin için lineage 2 oynamaya başladım. sana olan sevgimi bu şekilde gösteriyorum." şeklinde cümlelerin kurulması gerekiyor.

    ve eğer bir kişinin sevgi dili fiziksel temas ise, hemen aklınıza seks gelmesin. evet, fiziksel temasın içinde seks de vardır ama bu sevgi diline sahip bir insan sevildiğini partnerinin ona dokunmasıyla anlar. sırtını okşaması, sarılması ve onu sevdiğini sarılırken söylemesi gibi eylemler bu tarz insanlara sevildiğini hissettirir.
    kitapta bu sevgi diliyle alakalı en çok erkeklerin kafasının karıştığı söyleniyor. çünkü erkeklerin sekse kadınlardan daha düşkün olduğu, evrimsel olarak bunun bu şekilde olduğunu ve bundan dolayı da fiziksel temas dendiği zaman seks akıllarına geldiği ama bunun aslında doğru bir yaklaşım olmayacağı vurgulanıyor.

    örneğin, eşiniz size bir süredir kötü davranıyor. çok stresli belki o da... belki işyerinde sıkıntısı var. ama sizinle sevişmeyi ihmal etmiyor. yine de sadece sizi sevişirken fark ediyor. geri kalan zamanlarda görmezden gelindiğinizi hissediyorsunuz. buna rağmen sevildiğinizi hisseder misiniz? veya daha da açıklayıcı olmak için, seks yapmadan, sadece sevgilinizin size sarılmasıyla sevildiğinizi hissedebilir misiniz? eğer bunların cevabı evet ise evet siz fiziksel temas sevgi dilinden olabilirsiniz.