• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
seviyor sevmiyor
talihsiz günler geçiren deniz'e bir gece ansızın bir mail gelir. 15 beş yıl önceki ilk aşkı dombili yiğit, istanbul'a gelecektir.

garsonluk yaptığı kafeden olaylı bir şekilde ayrılan deniz, iş bulmak için mülakatlara girmeye devam eder. otuz yaşına gelmiş, ancak hayatında bir türlü dikiş tutturamamıştır. iş görüşmelerindeki son durağı "go flamingo" isimli moda dergisi olur. orada onu bekleyen sürprizlerden habersizdir
  1. senaryo kore uyarlaması ama bizim adetlerimiz çok da farklı olmamasına rağmen biraz uzatılmış lackalastirilmis oldukça degistirilmis. ona rağmen zeynep'in oyunculugunu konusturdugu güzel bi dizi olmuş. bu kız geleceğin en değerli oyuncularından olacak. na buraya yazıyorum.
  2. 2012 yılından bu yana düzenlenen ve güney kore'nin en prestijli ödülü olan apan (asia pasific actors network) drama ödülleri'nde gökhan alkan ve zeynep çamcı kore dizilerini türk izleyicisi ile buluşturup dünyaya tanıtılmasına yardımcı oldukları için "asia pasific özel ödülü" alacaklarmış.

    haber şurada efenim

    ayrıca kıvırcık saçlı çocuğu sevdim ben. bu meymenetsizi bırakıp onunla sevgili olsun (evet babaanne gibi izliyorum dizileri).
  3. arkadaş tavsiyesiyle başlayıp, zeynep çamcı için devam ettiğim dizidir.
    ya dizinin öyle aman aman bi senaryosu yok. kore dizisinden uyarlama olsa da o tabiri caizse 'bayık' sahneleriyle tipik bir türk dizisinden farkı yok bana göre. ama zeynep çamcı'nın o ponçik bakışları, hareketleri sağolsun çok güzel izletiyor diziyi. eh bir de tuna faktörü var tabii. mesela ben deniz olsam gider tuna'yı severim. çünkü tuna çok tatlı. nasıl seviyor ayrıca deniz'i kıyamam. allam benim niye tuna gibi sevgilim yok snf snf. öhm neyse...
    oyuncuların senaryoyu güzel kıldığı, eğlenceli, 'ay hadi bişeyler izleyeyim de kafam dağılsın' dizisidir efenim.
  4. pek dizi kültürüm yoktur aslında yerli ve özellikle yabancı. hele kore dizilerine olan bağımlılıkları bir türlü anlayamayan biriyim. bu dizi ilk çıktığında yaz dönemiydi. zeynep çamcı'nın oyunculuğu elbet dikkatimi çekti ve filmin konusu. sürekli kötü bir şeyler varken bazen iyi hissettirenleri arıyor insan.. neyse efenim sonra öğrendim ki bu aslında kore tarafından bizim ülkemize teşrif etmiş. aslına bakayım dedim.16 bölümlük ve her bir bölümü 1 saat süren hoş bir dizi. oyunculuklardan konunun işlenişindeki naifliğe kadar.

    araya 15 temmuz girince epey bir ara verdiler aslında, 1 ay kadar yayından kaldırıldı. bitti bitecek derken tekrar yayına alındı.

    elbet kore oyuncularını daha çok beğendim. nasıl olduğunu bilmediğim bir doğallıkta oynuyorlar. bizde durum daha farklı olabiliyor nedense. bu arada uzatıldığı için midir bilmiyorum pek tabi ama senaryo bire bir aynı gitmiyor, saçmaladıkları çok yer oluyor.

    her şeye rağmen ödül alacaklarmış, tebrik etmek gerekir.

    yaa dikkat ettim de herkes tuna karakterine ölüp bitmiş; orijinalini izleyince fikriniz değişecektir eminim.*
  5. diziyi bilmem, televizyon izlemem ben. zaten gün sektirmeden, o diziden öteki diziye koşturup orada başka, diğerinde başka biri olduğuna inandırmaya çalışan fakat aynı rolün kabının şeklini almış kişileri izlemeyi bünyem kabul etmiyor.

    her senaryoda dev aşık. her senaryoda efsane seven. bir dinlenin mübarekler.

    neysem. ben seviyor, sevmiyor için yazıciim. diziler totişkomu hamişkolasınlar.

    keşke beni sevse'nin dile dökmekten bile utanıldığı, ya sevmiyorsa korkusunun yarı açık kapının ardındaki karanlık gibi tükenmez ve yok edilemez olduğu durumdur. sessiz sessiz koparılan yapraklar, kendi kolu bacağı, ciğeridir kişinin. eksilir, eksilir dımdızlak kalır. nihayetinde sevmiyor çıkınca bir kendinden daha arar, baştan başlamak için. prometheus gibi baştan, baştan, baştan.