1. şeyh bedrettin’in (1357-1420) öğretisi, tasavvuf çerçevesi içinde, her bakımdan toplumca, bir nitelik taşır, kendisi, toplumsal düşüncesini şöyle anlatmaktadır: «tanrı dünyayı yarattı ve insanlara verdi. böylece, dünyanın toprağı ve bu toprağın tüm ürünleri, insanların ortak malıdır. insanlar, eşit olarak yaratılmışlardır. birinin mal toplayıp ötekinin aç kalması, tanrının amacına aykırıdır. ben, senin evinde, kendi evim gibi oturabilmeliyim; sen benim eşyamı, kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. çünkü, bütün bunlar hepimiz içindir ve hepimizindir.» ancak, nikâhlı kadınları, bu mal ortaklığının dışında tutuyordu. ona göre, düşünce ve vicdan özgürlüğü temeldir. devlette de, hükümet seçimle kurulmalıdır. halk, tam bir özgürlük içinde oyunu kullanabilmelidir. kıyıcı ve zorba (zalim ve mütegallip) bir yönetimin buyruklarına uymamak gerekir. saray, saltanat, yeniçeri, tekkeler, dervişler, hep zorbalığın ürünüdür. bu zorbalığa boyun eğmemelidir. bedrettin’in toplumunda köleler de yoktu. yunus ve o, türk hümanizmasının iki büyük sütunudurlar.
  2. düşünbil dergisinin 48. sayısında okuduğum bir yazıdan referansla yazacağım, normalde tarihe oek ilgim olmasa da bu yazı bayağı bi hoşuma gittiği için burada bir kısmını paylaşma ihtiyacı hissettim..

    şeyh bedrettin daha 15.yy gibi özel mülkiyetin sorgulanmasının akla bile gelmediği bir dönemde özel mülkiyeti bütünüyle ortadan kaldırmak için yoldaşları ile birlikte (özellikle börklükçe mustafa ve torlak kemal ile) yola koyuldular.

    şeyh bedeettin edirnenin simavne kasabasının kadısı olan babası sebebiyle hem varlıklı hem de ayrıcalıklı bir sosyal sınıf sahibi idi. kendisi de çocukluktan itibaren ciddi dinsel bir eğitim almaya başlar ve zaman içerisinde ünü tüm osmanlı coğrafyasına yayılan, islam hukukunun en büyük bilginlerinden birisi olur.

    bedretrin toplumdaki eşitsizliklerin, adaletsizliğin her geçen gün daha da kötüye gittiğini görür ve tüm bunların nedenini araştırmaya koyulduğunda ise iktidarın ve zenginliğin, mülk sahibi olma ve yoksulluğun tanrısal bir düzenin kuralları olarak kutsandığu toplum düzeni ile karşı karşıya kalır. bu gerçekle karşılaşmasının ardından kendisine büyük din bilgini sıfatını kazandıran bütün kitapları nil nehrine atar, tüm ünvanlarını reddeder ve servetinin hepsini yoksullara bağışlar.

    bedrettin hakikate ve eşitliğe bütün pisliklerinden arınarak ulaşacağına inanarak kendine çile çektirir, acıyla arınır. gerçek eşitliğin öte dünyada değil bu dünyada olması gerektiğine inanır.

    isyanı kısa bir süre içerisinde farklı inançlara sahip rum, hristiyan ve yahudi binlerce insanın desteklediği toplumsal bir hareket haline geldi. dinsel turuculuğun ve hoşgörüsüzlüğün egemen olduğu bir dönemde tüm halkların ve dinlerin eşitliği çağrısını yaparken eşitsizliklerin giderilmesinin tek yolu olarak da kitlelerin isyan hakkını ortaya koyar.

    bedrettin'in eylemi sadece kurulu düzenin yerine yeni bir düzen koymayı değil, yeni bir insan ve toplum yaratmayı hedefler. tam da bu noktada sartre'nin che için "çağımızın en eksiksiz, en tam, en mükemmel insanı" dediğini anımsayalım. che devrimin ancak "yeni insan" yaratabildiği an gerçekleşeceğini söyler, bedrettinden yüzlerce yıl sonra.

    bedeettin'in isyanı öte dünyada vadedilen cenneti bu dünyada kurmak ve insanları bu ideal etraafında bir araya getirmek istemesi bakımından dinsel bir ayaklanma değil, sosyalist mücadelenin tarihsel süreç içerisindeki önemli deneyimlerinden birisi olarak yerini aldı.

    önce börklükçe mustafa ve torlak kemal yakalanarak öldürüldüler ardından şeyh bedrettin için "kanı helal, malı haramdır" diye fetva verildi. 18 aralık 1416'da serez'in bakırcılar çarşısında kurulan bir darağacında idam edildi.

    "yağmur çiseliyor
    gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir
    ve yağmurda ıslanan
    yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
    çırılçıplak etidir.
    yağmur çiseliyor.
    serez çarşısı dilsiz,
    serez çarşısı kör.

    havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü

    ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü."
  3. döneminde islam alemi hatta hristiyan aleminde bile tanınan saygı duyulan bir isimdir. kahire'de bulunduğu dönemde hocası hüseyin ahlati'nin tavsiyesiyle memluk sultanı berkuk'un oğlu ferec'e hocalık etmiştir.

    annesinin rum olmasından ötürü bu dile hakimdir. börklüce mustafa'nın sakız adasındaki bağlantılarıyla burada dinler arası diyalog başlatmıştır. kiliside ortodokslarla ortak ayin düzenlemişlerdir bundan 620 yıl önce. kendi tasavvufunda kadın erkek arasında üstünlük yoktur. yine kadın erkek birlikte ibadet ederler bundan 620 yıl önce.

    kendisini ziyaret etmek isteyen çemberlitaş'ta bulunan 2. mahmut türbesine gidebilir. 1961 yılında kemikleri idam edildiği serez'den getirilip buraya gömülmüştür.

    daha fazla detay için çerez niyetine 100 sayfalık bu kitabı önerebilirim.
  4. isyan bastırıldıktan sonra bedrettin yakalanıp yargıya çıkarılmış. o zamanın şerri hukukuna göre de bir alimi yargılamak için ondan daha yüksek bir alim gerekiyormuş ama araştırmışlar yok zaten tüm büyük kadılar da onun öğrencisiymiş. sonra yargı kurulunda " kimseyi bulamadık kendi cezanı kendin ver." demişler. bunun üzerine bedrettin demiş ki " ben demiş davamda sonuna kadar haklıyım ama devletin gözünden bakarsak ben bir asiyim cezam idamdır." böylece kendi idamının kararını da kendi vermiş.
  5. hep bir ağızdan türkü söyleyip
    hep beraber sulardan çekmek ağı,
    demiri oya gibi işleyip hep beraber,
    hep beraber sürebilmek toprağı,
    ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
    yârin yanağından gayrı her şeyde
    her yerde hep beraber!