1. seyyan hanım tam adı ile seyyan oskay 1913 yılında istanbul'da doğdu. ilk öğreniminin ardından istanbul konservatuvarı'na devam etti ve orada talariko bey'den dersler aldı. konserlerinde gösterdiği üstün ses rengi ve gücü ile parlak başarılar elde etti. konservatuvar yıllarında yabancı dillerde (italyanca-fransızca) söylediği şarkıları bir süre sonra kadıköy opereti'nde (şimdiki süreyya sineması'nın olduğu bina) söylemeye başladığında daha 16 yaşındaydı. yabancı kökenli şarkılar yanında "efem", "çoban yıldızı (pole star), "akşam garipliği (night gloomy)", "zavallı aşk (poor love)" gibi özgün türk müziği örneklerini de icra etti. 1930'lu yıllarda yorumladığı eserlerden bazıları, hocası kaptanzade ali rıza bey ve columbia tarafından kaydedilmiş ve günümüze ulaşmaları sağlanmıştır. ilk türk tangosu "mazi kalbimde bir yaradır" necip celal tarafından bestelendikten hemen sonra onun sesiyle dinleyicisi ile buluşmuştur. bu sırada istanbul'da moulin rouge (kırmızı değirmen)'de şarkılarını icra etmektedir (1930-1932). teğmen sait oskay ile evlenerek oskay soyadını aldıktan sonra, eşinin görevi dolayısıyla anadolu'nun birçok farklı ilinde yaşayan seyyan hanım, bu dönemde ancak uzun ve yorucu seyahatlerden sonra istanbul'a gelerek ses ve müzik çalışmalarını devam ettirebilmiştir. katıldığı birkaç radyo programı da vardır. 16 mayıs 1989'da maltepe'deki evinde 76 yaşında hayatını kaybetmiştir.

    kaynak viki

    (bkz: hasret - seyyan hanım)
  2. çok az kimsenin bildiği/ tanıdığı, tango türündeki eski parçaları seslendirmiş değerli ve nadide bir sanatçımız. değerlerimiz kayboluyor, tarihin tozlu sayfalarına karışıyor ve biz onlardan bihaber yaşıyoruz. remziye alper de çok önemli bir sanatçımız. çok var ama yeterli eğitim sistemimiz yok ki, biz gençlere de aktarsın hocalarımız bir şeyler. tesadüfen denk gelirse ancak bakıp inceliyoruz. seyyan hanım'ın sesinden "çapkın" adlı parça da dinlenmeli mutlaka.
  3. muazzam bir sese sahip olan kadın sanatçı. aşkı, hüznü öyle güzel hissettiriyor ki sesi, hayat birden sepya efektine dönüyor. kendimi 70li yıllarda hiç bilmediğim istanbul sokaklarında yürürken ya da şöminenin karşısında şarabımı yudumlarken hayal ediyorum. çoğu insanın tanımamasını, hiç dinlememiş olmasını da talihsizlik olarak görüyorum