• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.17)
shingeki no kyojin
shiganshina bölgesinde yaşayan eren yeager ailesi ile burada yaşamaktadır. 100 yıl kadar önce ortaya çıkan devler (kyojin, titan) nedeniyle insanlar dıştan içe doğru duvar maria, duvar rose ve duvar sina denilen yüksek duvarlar ve bu duvarlar içine kurulan şehirlerde yaşamaktadırlar. 100 yıldır devlerin saldırına uğramayan insanların hayatı bir gün 60 metrelik muazzam dev'in (colossus titan) ortaya çıkmasıyla tamamen değişir. bulunduğu duvara muazzam dev tarafından gedik açılan eren'in yaşadığı bölge diğer devlerce istilaya uğrar. bu istila sırasında annesi gözleri önünde bir dev tarafından yenilen ve tahliye olmayı başaran eren en yakın arkadaşı armin arlert ve üvey kız kardeşi mikasa ackerman'ın yanında bütün devleri öldürme yemini eder, üçü beraber bu hedef uğruna askere katılırlar.serideki şehirler almanya'da ki nördlingen şehriyle benzeşmektedir.
  1. dizi fazla derin ya da felsefik değil. fakat eğlenceli, güzel zaman geçirmek için izlenebilir. karakterler gayet güzel planlanmış, çizimleri güzel. dizinin baş karakteri eren jaeger (milliyeti hakkında resmi bir açıklama yok ama türk diyorlar) çok kararlı ve yetenekli bir genç. hikayenin akışı dengeli ve gayet başarılı.

    devlerin gücü insanlara kıyasla çok daha fazla, dolayısıyla insanlar çok eski zamanlarda onları devlerden koruyacak 50 metrelik dev duvarlar örmüşler ve içeride hapis biçimde yaşamaktalar. bu devler insanlar gibi akıllı olmayıp sadece içgücüleriyle hareket eden çok basit hayvanlar gibiler. beslenmeye ve su içmeye ihtiyaçları yok. buna rağmen insanları öldürüp yemek gibi bir içgüdüleri var. haliyle çok sinir bozucular.

    insanlar bu duvarların içerisinde güvenli biçimde yaşamını sürdürürken bir gün diğerlerinden daha büyük ve daha güçlü bir dev, esrarengiz biçimde gelip en dışarıdaki surları yıkıyor. diğer devler ise o kırıktan içeri sızıp insanlığa büyük hasar veriyor. macera da burada başlıyor.
  2. yıllar önce izlenip diğer sezonu beklenen dizilerden. hala gelmedi..
  3. geçen yıl öneri üzerine mangasına başlayıp bir kaç ay sonunda bıraktığım seri. genelikle japonya'da mangalar da adettendir, ilk bölümler 50-60 sayfa arasında olur. okuyucu hem konuya hemde gelecek maceralara hazırlanır, bu esnada karakterler için keskin hatlar çizilir ve karakterin iç dünyasının bir kısmı ışıkta bırakılır. bir tür beğendirme aşamasıdır da denilebilir.

    shingeki no kyojin'de bu tip bir açılışla başlayan ama konu yerine önceliği karakterlere veren bir seri. ilk bölümde (chapter 1) ana karakterlerin dünya'ya bakış açıları, aralarında ki ilişkiler ve karakterlerin iç dünyaların da yaşadıkları çelişkiler ön plandadır. bu tarzıyla güzel bir başlangıç yapmış ve bu şekilde ilgi çekmişti. ilk manga bölümü'de keza çok iyi bir işçilik sürecinden geçmiş ve detayların dibine vurmuştu. imdb (animeler için pek referans alınmaması taraftarıyım) ve animenfo'da ki puanları da bunu kanıtlar nitelikte. fakat bu serinin temel bir eleştirisi var oda çizgiler. manga okuyan kişiler bilirler, aksiyon anında çizimler ve açılar inanılmaz önemlidir, olayı kafanızda canlandırmanız ve sırada ki kareye hareketlendirmeniz, karakterlerin ruh halleri ve aksiyon'da ki tavırları hikaye ile beraber tamamen bunlara bağlıdır. örneğin masashi kishimoto her ne kadar işin hikaye tarafında iyi olmasa da inanılmaz farklı açı ve net çizgileri sayesinde naruto'yu unutulmazlar arasına sokmuştur. aynı mangayı kötü bir çizer yapsaydı kimse yüzüne bakmazdı. aslında çizgiler için en iyi örnek ryūhei tamura. beelzebub'u okuyanlar ne dediğimi anlayacaktır. aksiyonu o kadar iyi hissettirir ki, klasik geri dönüşleri bile heyecanla okursunuz. işte tam olarak shingeki no kyojin'de ki sıkıntı burada, hajime isayama her ne kadar işçilik olarak çok iyi planlanmış bir eser yaratsa da (hikaye, anlatım metodu, kurgu vs.), çizgileri yüzünden mangasını ben okuyamadım.

    normal de mangalara karşı müthiş bir sabra sahibimdir, hani ne olsa okurum ama buna bir türü ısınamadım. her seferinde aksiyon karelerinde-sayfalarında olayın aklımda hareket etmesi gerekirken, ben kendim başka bir kurgu yaratmaya çalıştığımdan ötürü okumayı bıraktım. anime'si de keza bu yüzden gitti. animeler de manga'nın çizimleri genelde yapımcı şirket tarafında animasyona vurulduğunda biraz bozulur, (bazı animelerin çizimleri bu yüzden çok benzer gelebilir) buda eserin orjinalliğini biraz törpüler.(aslında bu yüzden animelere karşı mangaları tercih ederim) hal böyle olunca yapımcı şirket (wit) olayın biraz farkına varmış olacak ki çizimleri baya bir esnetmiş, daha akıcı bir hale getirmiş. o yüzden animesinde bu sorun ortadan kalkmış. fakat manga'sı yüzünden ben izleyemedim.

    diyeceğim odur ki manga okuyan ve aksiyon tarzı (shōnen) seven biriyseniz bir deneyin, animesi ise izlenebilir.
  4. mangasını okumadan animesine başladığım shingeki no kyojin olarak da bilinen harika anime.

    bu anime de mayonez seven bir adam, her daim anime suratı ile gülümseyen garip karakterler arıyorsanız ilk bölümü izlemeden kapatın derim. çünkü bu anime ölüm ve yaşam arasında kurulan köprüde hayatın acımasızlığını ve zayıfın dünyada yem olarak yok olmasını anlatır. acımasızlık, var olma çabası, belli amaçlar....

    ilk bölümü izlediğiniz an sizde olayın içinde yer alıyorsunuz. ikinci bölüme geçmek için can attığınız oluyor. ikinci, üçüncü derken ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz.

    çizimleri oldukça kaliteli, kahraman tasvirleri bir o kadar etkileyici. bu animeyi izleyip de levi ackerman'a aşık olmayan yoktur herhalde.

    ve eren... yeşil gözleri, çelimsiz zayıf vücudu ama dev gibi bir yüreği(!) ile ana karakterde hayat buluyor.

    eğer sizde ''bir şeyleri değiştirmek için bazı şeylerden fedakarlık etmenin'' bilincinde iseniz shingeki no kyojin sevenler derneğine hoş geldiniz.
  5. animesinin soundtrackleri efsanevi ve gaza getirici olan seridir. savano hiroyuki tarafından bestelenen soundtracklerin birçok mixi youtube'da dolaşmaktadır.

    edit: imlâ.
  6. hayranlari yeni sezonunu beklerken iki part olarak cikan filmi hayranlarini uzmustur. her ne kadar afisi ile insanlari heyecanlandirsa da filmler vasatin altinda. animeden film uyarlamalari nedense igrenc oluyor. (bkz: death note) da ayni igrencligin kurbani olmustu.
  7. son 5-6 senenin en güzel animesi. konu aşırı derin gibi duruyor. ilk sezon beni büyülemişti vakti zamanında. her ne kadar "yeni sezon 2016 ağustosta kardeşlerim!" deseler de aldığım bir duyuma göre anime 2017'ye aktarılmış (çünkü yetiştirilememiş) sanırım. neden yetiştirilemedi derseniz bir görüşüm yok değil. aşırı güzel çizimlere sahip. şu ana kadar gördüğüm en kaliteli çizimlerden biri diyebilirim (ki mangasının çizimleri de rezalet) o yüzden yapması da uzun sürüyor. yetiştiremediler sanırım. bazen düşünüyorum, one piece'i bu şirket satın alsa ne olurdu diye. tavan yapardı sanırım anime.

    anladığım kadarıyla gerekli şeyler'in çevirisi animeyi geçmiş ama ben o adamların yaptığı çevirileri de okumak istemiyorum. elimde sadece one piece koleksiyonu var, o da one piece'in hatrına yani.

    ha bir live action film yaptılar bu animeye, izlerken saçma sapan hatalar gördüm. iğrenç efektler, tanklar, arabalar, (hatta surda bir iki tane harabe helikopterler falan vardı) dedim başka bir hava eklemek istemişler herhalde izleyeyim bir şey olmaz. ulan izliyorum izliyorum levi yok erwin yok. dedim gelirler herhalde... en son eren bir tünel ya da kanalvari bir yere girdi. bir süre ilerledikten sonra bebek sesleri duymaya başladı. biraz ilerledikten sonra ne görsün. bebek bir dev (!) ulan allahınızı severseniz animeye mangaya hiç mi bakmadınız bebek dev nedir. insan azıcık senaryoya bağlı kalır. japonlar bu konuda rezalet. ulan death note'un dizisini çektiniz, light amane misa'ya aşıktı. böyle konserine gidip onu hayran hayran falan izliyordu. pes.

    10 numara animedir, ikinci sezonu yediğim minicik bir spoilera sahip olsam da heyecan ile bekliyorum.
  8. ova'ları çileden çıkaran 25 bölümlük ilk sezonu çok iyi olan anime. ova'larından birkaçı da iyi gerçekten. ama şu patates yemeği yarışması ile ilgili olan ova'da salak yerine konduğumu hissettim açıkçası.
  9. yaşlanıyor muyum nedir ama birinci ve tek sezonunu zar zor bitirdiğim anime.
    oysaki ben naruto'yu 2-3 kere baştan izleyip bitirmiş bir kişiyim.
    zahneler çok uzun, o aksiyona göre çok yavaş kalmış gibiydi. konu hakkında hiçbir eleştirim olamaz. yaratıcı konu. izlettiriyor. değişik olaylar ortaya çıkıyor. heyecanla bir sonraki bölüme geçesin geliyor(manga için konuşuyorum).
    velhasıl, bitirdikten sonra mangaya devam ettim ve bir rahat ettim. belki de ben artık anime insanı değilimdir.
  10. son yıllarda izlediğim en iyi anime serisi. çizimleri olsun, hikayenin kurgulanıp işlenişi olsun çok güzel bir anime. hele o savaş ve vahşete kaçan kanlı sahneleri olsun anime'nin büyüklere hitap ettiğini açıkca ortaya koyuyor. velhasıl izleyin efendim kesinlikle pişman olmazsınız. 2. sezonunu iple çekiyorum.