• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.49)
shutter island - martin scorsese
“departed-köstebek” ile oscar ödülü kazanan yönetmen martin scorsese’in yönettiği “shutter ısland-zindan adası”nda, massachussets sahili açıklarındaki bir adada suç işlemiş akıl hastalarının tedavi edildiği hastanedeki bir katilin esrarengiz şekilde kayboluşunu soruşturmakla görevlendirilen teddy daniels (leonardo dicaprio) ve chuck aule (mark ruffalo) adlı iki polisin baş döndüren hikayesi konu ediliyor.
  1. 2 kez izlememe rağmen hiçbir şey anlamadığım film.
  2. 3. kez izlediğimde dahi daha önce farketmediğim ayrıntıların farkına vardığım şimdiye kadar izlediğim en iyi filmlerden biridir, net
    dude
  3. leonardo di caprio'nun mark ruffalo ile başrolünü paylaştığı aynı isimli dennis lehane kitabından uyarlanan şaheser niteliğinde bir gizem filmidir. adada bulunan hapishanede fırtına sonucu bir mahkum kaçar ve 2 ajan bunu araştırmak için bu adaya gelir.

    !---- spoiler ----!

    defalarca izlememe yorumları okumama rağmen tamamen deli diyemiyorum ajana. ipuçları o yönde ama bir türlü emin olamadım. her şeye rağmen son cümlesi can alıcı: "cani gibi yaşamak mı insan gibi ölmek mi?"

    !---- spoiler ----!

    benzerleri için:
    (bkz: enemy - denis villeneuve)
    (bkz: predestination - peter spierig ve michael spierig)
    (bkz: memento - christopher nolan)
  4. bu filmle ilgili her izlediginde yeni bir seyler ogrenip sok olan insanlardansaniz sunu okuyun

    !---- spoiler ----!

    leonardo abimiz doktorun malikanesinde calmakta olan gustav mahlere ait eseri duyar duymaz tanimis, flashback yapip nazi subaylarindan birinin olumuyle bagdastirmisti. nazi subayi can cekisirken yanda mahlerin ayni eseri caliyordu. fakat soyle bir durum var; gustav mahler yahudi oldugu icin eserleri nazi yonetimi tarafindan yasaklanmis yillarca avrupada calinamamistir. dolayisiyla ss subayinin ofisinde mahler calmasi pek mumkun degildir. kisaca butun nazi vs hikayesi leo abimizin hayal gucunden ibarettir.

    !---- spoiler ----!
  5. bir sahne haricinde filmin sonunu doğru tahmin ettiğimi düşünüyorum. o sahne ise mağarada ki sahne oraya anlam veremedim.
    !---- spoiler ----!

    mağara sahnesini çıkarırsam eğer leo'nun gerçekten hasta olduğunu düşünüyorum. çünkü filmin bir çok yerinde bu görüşü kanıtlayacak çok şey var. sadece biz inanmak istemiyoruz. çünkü gerçekten leo'ya inanmak istiyoruz kendimiz onun yerine koyuyoruz. :)sorguladığı kadının aslında orada çalışan biri olması, su içtiği bardağın yok olması veya sözde kaçan kadının hücresinde 2 çift erkek ayakkabısı çıkması çünkü orası onun hücresi :) gibi bir çok sahnede teddy' nin hasta olduğu gerçeği gösteriliyor. tek oturtamadığım mağaradaki sahne orasıda hayal olabilir diye düşünüyorum. son sahnede ortağının doktora dönüp yine olmadı şeklinde bi bakış atmasıda leo'nun hasta olduğunu doğruluyor. ama en son kurduğu cümle artık kendisinin kim olduğunun farkında çocuklarının öldüğünü karısını öldürdüğünün farkında ama onlarla yaşamak istemediğinden yine dedektif rolüne bürünüyor lobotomi ameliyatı olmak için. canavarca yaşamaktansa iyi bir insan olarak ölmeyi tercih ederim.

    !---- spoiler ----!
  6. gene bir di caprio- scorsese filmi.

    yönetmen oyuncu ikililerine hasta oluyorum. burton-depp'te oldupu gibi. nasıl iyi film yapılıra bir çeşit cevap olabilir. birbirlerini tekniklerini bildikleri için filmin rahatlığı izleyene yansıyor.

    filmin içeriğine gelirsek, kesinlikle twist ending olayının başını çeker. olayın çözümünü öğrendiğimiz yer mekan bile filme gerilim katıyor. konunun anlatımı uzun olsada hiç sıkmadan izlettiriyor da kendisini.

    8/10
  7. en baştan söyliyim bu filmin sonu yok. filmi o kadar izliyorsunuz. heyecanlı gidiyor. merakınız giderek artıyor. filmin sonunu gördüğünüzde sonu bizim kafamızdan yazılması istenmiş. ama etkisi gerçekten mükemmel. filmde geçen bir söz filmin sonunu açıklıyor:

    !---- spoiler ----!

    “deliler mükemmel dava konularıdır. konuşurlar ama kimse dinlemez.”

    !---- spoiler ----!
  8. en baştan söyleyeyim sıradan bir film izlemiyorsunuz arkadaşlar. ben sıradan çerezlik bir film diye başladım izlemeye. yönetmeniymiş, senaryosuymuş, imdb puanıymış... hiç birine bakmadan daldım. dalış o dalış. filmin sonundan çıktım dememi bekliyorsunuz biliyorum ama çıkamadım. tam bir predestination etkisi yaratmasa da onun gibi kafaları allak bullak edecek, ince,ufak detaylarıyla akıl oyunları yapacak muhteşem bi filmle karşı karşıyasınız. filmi izlemeye başlamadan önce yapılabilecek tek uyarı
    'uyanık olun' ^^

    detaylara dalıyorum müsadenizlee.

    !---- spoiler ----!

    filmin sonuna kadar ben inandım arkadaş ted efendiye. filmde geriye kalan tüm karakterleri de ted'in dediği gibi, onu adaya kapatmak isteyen adiler olduğunu düşündüm. ha şüphelendiğim yerler olmadı mı? tonlarca! bi ton ip ucu var filmde ama resmen kabullenmek istemedim :)

    rüyadan rüyaya atladığı bölümlerde leonardo dicaprio'nun kaderinde rüyalar arasında dolaşmak olduğunuı düşünen bir ben varımdır çünkü büyük ihtimal, siz konsantre olup filmi izlediniz hepiniz.

    filmin en başından, filmin sonunu çözen arkadaşlarımızı aziz sancar'ın çalışmalarına katılmalarını tavsiye ediyorum. nobel'in bir ucundan tutmalısınız.

    adamı denizin ortasındaki bir adaya getiriyorlar silahlarına kadar alıyorlar, delilerle dolu hastane/mapushane filmin başında sadece deli bir teyzenin (karşı komşumuza benziyor) sus işaretinden, filmin sonunda teddy'nin senin benim bildiğimiz teddy olmadığını anlayabiliyorsanız ayakta alkışlarım.

    en büyük kafa karışıklığını soruşturma için görüştüğü delilerden birinin su istemesi.ilk sahnede içtiği su bardağının olmaması, diğer sahneye geçtiğinde masadaki bardak! evreka! diyeniniz çok burada biliyorum. ama yok ted efendiye inanıcam ya. adam kuruyo kafada a be saf kızım! yönetmen daha ne desin sana!


    film hakkında çok fazla yazı okudum. herkes filmin sonundaki bütün olayın çözüldüğü yerdeki '"canavar olarak yaşamaktansa, iyi bir adam olarak ölmeyi tercih ederim.' cümlesiyle hayat bulmuş. evet beni de şüphesiz çok etkileyen yerlerden biri bu oldu. uyanışa geçtim daha ne olsun. ama filmin başında hastane mezarlığındaki şu yazı da göz ardı edilmemeli, tarihin sayfalarında yok olmamalı sanki,
    "biz de sizin gibi yaşamış, sevmiş, gülmüştük! bizi unutmayın!"

    !---- spoiler ----!
  9. tüm olayları, sonucu bildiğim halde detayları görmek için bir kez daha izleyeceğim, severek ve heyecanla izlediğim güzel film. film boyunca acabalar, sonunu tahmin etme çabaları gırla giderken; o müthiş son sahnede "vay arkadaş" dedirtiyor.

    !---- spoiler ----!

    adettendir, son sahne ilgili düşüncelerimi paylaşıyorum .

    "...to live as a monster or to die as a good man" repliğinden sonra ted, french inhale* yapıp yürümeye başlıyor ve doktorun ted diye seslenmesine rağmen dönüp bakmıyor. çünkü artık ted'i öldürdü ancak yaptıklarının farkındalığına eriştikten sonra onları hatırlayarak yaşayamayacağını anladığından bilinçsiz, sorgusuz bir yaşamı tercih ediyor. üstelik, bizim tanıdığımız ted ölmeseydi, hasta bakıcıları böylesine olgun bir şekilde karşılamaz, hırgür çıkarırdı.

    son bölümde deniz fenerinde yaşanan diyaloglarda sökükten iplik gelmeye başladı ancak tek kararsız kaldığım kısım mağarada, ted ile "kaçak doktor hanımefendi" arasında yapılan inandırıcı konuşmalar. o kadının da leo'nun kişiliklerinden biri olduğu düşüncesiyle filmde mantık hatası olmadığına inanarak bir kez daha vay arkadaş diyorum.

    !---- spoiler ----!